Özkan Saçkan İle Günün Kitapları 26 Ağustos 2026
Sait Maden: Haydar Ergülen’in “Bir şiir dervişi” diyerek tanımladığı Maden’in bütün şiirleri ilk kez bir araya geliyor.
Mektuplar 1925-1975: Bu kitabın sayfaları arasında, iki büyük zihnin entelektüel düellosunu değil, aynı zamanda yarım asra yayılan sevginin hikâyesini bulacaksınız.
Zamanın Tortusu: Nesiller ötesi kurumların yöneticilerine, balyoz inmeden kendi kendilerine teşhis koymanın ve saygılı yıkımı soğukkanlılıkla yönetmenin yolunu açıyor…
Haysiyetsizlik: Kitap, Osmanlı aristokrasisinin artık yok olmuş dünyasına, modern Yunanistan ve Arnavutluk’un kuruluşuna, küresel bir finans krizine, savaşın dehşetine ve Balkanlar’da komünizmin doğuşuna doğru uzanan o devasa altüst oluşun içinde kendine bir yol çizmeye çalışan bir kadının yürek burkan portresi.
Kırk Yıl 2.Cilt: Dönemin edebiyat çevreleri ve saray erbabını da işin içine dahil eden kitap, geç dönem Osmanlı’ya dair sunduğu panoramayla dikkat çeker.
Yapay Zekâ Çağında Liderlik: Bu kitap; algoritmaların gölgesinde karar alan, veriyle yön bulan ama içgüdüsünü kaybetmek istemeyen, hız ile doğruluk, performans ile vicdan arasında kalan liderler için yazıldı.
“Yönden yöne mekik dokuyan deli bir rüzgâr çarpıyordu çepçevre kapılara pencerelere”
SAİT Maden’den SAİT MADEN– Bütün Şiirleri. Grafik tasarımcı, ressam, yayıncı, çevirmen kimlikleriyle uzun yıllar sanat dünyamızın merkezinde duran Sait Maden, her şeyden önce bir şairdi. Yaptığı her işte şairliği yer buluyordu kendine. Haydar Ergülen’in “Bir şiir dervişi” diyerek tanımladığı Maden’in bütün şiirleri ilk kez bir araya geliyor. Korkuların ne güzel yüzleri vardı, ufacık elleri, ufacık ayakları. Kuş gibi yan yan bakarlardı yüzümüze. Ne hoş parlardı gözleri karanlıkta derinden, aramızda ne ürkektiler! Ne iyiydiler aramızda usul sesleriyle, utangaç bakışlarıyla, alında bir deniz yeli, ağızda hafif bir şeker tadı benzeri. Her çabamızda yardıma hazırdı elleri biz nicedir ovar, parlatırken büyük geceyi. Bir gün ne görsek iyi? Yer gök dört duvar. Ne yeni korkular var ne eski korkular. Yönden yöne mekik dokuyan deli bir rüzgâr çarpıyordu çepçevre kapılara pencerelere. Bizi süzüyordu bir köpek yolun sonundan. 544 SAYFA. (EVEREST YAYINLARI)
Aşkın en felsefi hâlinin birbirine karıştığı; sadakatin, ihanetin, yoldaşlığın bir belgesi
MARTİN Heidegger- Hannah Arendt’ten MEKTUPLAR 1925-1975. Sizin öğrencim olmanız, benim sizin hocanız olmam, aramızda vuku bulanların yalnızca bir vesilesinden ibârettir. Size hiçbir zaman sahip olamayacağım. Fakat siz bundan böyle hayatıma ait olacaksınız. Hayatım da sizinle beraber büyüyecek. Yazar. Biri varoluşçu felsefenin mimarı, diğeri totalitarizm üzerine analizleriyle tanınan bir siyaset bilimci. Ancak bu kitabın sayfaları arasında, iki büyük zihnin entelektüel düellosunu değil, aynı zamanda yarım asra yayılan sevginin hikâyesini bulacaksınız. 1925 yılında, Marburg’da genç bir öğrenci ile evli bir profesör arasında başlayan bu ilişki, Avrupa’nın en karanlık dönemlerine; Nasyonal Sosyalizmin yükselişine, savaşa ve sürgüne tanıklık eder. Arendt’in Yahudi kimliği nedeniyle Almanya’dan kaçışı ve Heidegger’in Nazi Partisi’ne katılımıyla kopma noktasına gelen bağları, yıllar sonra, affedişin ve anlamanın sınırlarını zorlayan bir mektuplaşma trafiğiyle yeniden kurulur. Kitap, felsefenin en insani hâliyle, aşkın en felsefi hâlinin birbirine karıştığı; sadakatin, ihanetin, hayranlığın ve........
