menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

BM'nin seyirci, ABD-İsrail'in yalnız kaldığı savaş

32 0
27.03.2026

ABD-İran arasında saldırıların başlamasının ertesi haftasından itibaren dolaylı temasların olduğu malum. Pakistan ve Türkiye’nin devrede olduğu tahmin ediliyordu. Nitekim,  ABD pabucun  pahalı olduğunu görüp stratejik öngörülerinde yanıldığını anlayıp İran da çetin ceviz çıkınca; aynı zamanda savaşın olağanüstü maliyeti de  sırıtınca müzakere başlatmak istiyor. Fakat ne var ki savaşı başlatan taraf, savaşı bitirecek diye bir kaide yok! Nitekim İran da savaşın son bulması için ortaya koyduğu koşullarda el yükseltiyor. Yani,  İran şu mesajı veriyor; savaşı ABD-İsrail başlattı ama ben bitiririm! 

BAKALIM SAVAŞ ATEŞKESE VE BARIŞA EVRİLECEK Mİ?

Pakistan,  artık iki tarafça arabulucu olarak kabul gördü ve devrede. Sonuçta Türkiye bir NATO üyesi ve Pakistan o açıdan daha makul. İki tarafın koşulları da açıklandı. Tabii savaş nasıl politikanın başka araçlarla devamı ise,  savaşın devamı  ille yine savaş olacak diye bir kaide yok. Savaş ateşkese ve kalıcı barışa da evrilebilir. Ancak,  ateşkes ve müzakere yeniden savaşa da evrilebilir. Hatırlayalım; ABD, İran ile müzakere masasındayken saldırı başlattı! Nitekim yazıyı kaleme aldığım dün gelen haberlere göre Trump yine bir numaraya başvurabilir! Zaten İran da Hark adasına dönük olası bir Amerikan harekatına karşı adayı ve çevresini,  Hürmüz Boğazı’nı tahkim ediyor. 

ELLERİN YÜKSEK AÇILMASI NORMAL 

Diplomaside şöyle bir yönelim vardır ciddi anlaşmazlıklarda ve savaş sırasındaki müzakerelerde: Taraflar elini yüksek açarlar ve anlaşmak istiyorlarsa giderek karşılıklı olarak elini indirirler. Gördüğüm kadarıyla ABD de İran da elini çok yüksek açtı. İki tarafın da müzakereye ciddi olarak yaklaştığını varsayıp öne sürdüğü koşullara bakalım...

ABD'nin ortaya koyduğu koşullar şunlar ki, bazı makul koşullar dışında oldukça ağır ve İran’ın bağımsızlığını ortadan kaldırmaya matuf:

"Bir aylık ateşkes ilanı; İran’ın biriktirdiği nükleer kapasitenin tamamen sökülmesi; İran’ın nükleer silah edinmemeyi kesin olarak taahhüt etmesi; İran topraklarında tüm nükleer zenginleştirme faaliyetlerinin durdurulması; Zenginleştirilmiş tüm nükleer materyalin, belirlenen takvim doğrultusunda Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’na teslim edilmesi; Natanz, İsfahan ve Fordo tesislerinin devre dışı bırakılması ve imha edilmesi; UAEA’nın İran’daki tüm bilgilere tam erişim sağlaması; İran’ın bölgedeki vekil güç stratejisinden vazgeçmesi; Bu gruplara yönelik finansman ve silah desteğinin durdurulması; Hürmüz Boğazı’nın uluslararası deniz trafiğine açık tutulmasının garanti edilmesi; İran’ın füze programının daha sonra ele alınması ve sayı ile menzile sınırlamalar getirilmesi; İran’ın askeri kapasitesinin yalnızca savunma amaçlı kullanılması; İran’a uygulanan tüm yaptırımların kaldırılması; Buşehr’de elektrik üretimi için sivil nükleer projeye destek sağlanması; Yaptırımların otomatik olarak yeniden devreye girmesini sağlayan mekanizmaların kaldırılması."

İran'ın ileri sürülen koşulları ise şunlar: 

"Saldırı ve suikastların sona erdirilmesi;  savaşın tekrar başlamayacağının garanti edilmesi;  tazminat ödenmesi; İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki egemenliğinin tanınması;  İran ile birlikte çatışmalara katılan vekil gruplarına yönelik saldırıların durdurulması." 

ABD-İSRAİL UMMADIĞI BIR DİRENÇLE KARŞILAŞTI 

Şunu belirtmek mümkün: ABD ve İsrail'in isterik bir şekilde giriştiği saldırı belli ki amacına ulaşamadı. Böylelikle stratejik öngörü açısından batan ABD, amacına ulaşamadan müzakere sürecine yöneldi. Ayrıca beklemediği bir dirençle karşılaştı ve savaşın maliyeti olsun,  Trump yönetiminin yaklaşan ara seçim kaygısı........

© Bizim TV