menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Odysee’yi seyredenlerle bir pazar sohbeti: Sokrates zehiri içmeden öyle bir şey söyledi ki

60 0
22.08.2026

Nereden bakarsanız bakın bir “Odysseus yılındayız…”

Bu film birçoğumuzu yine Yunan felsefesine doğru götürdü.

Bendeki etkisi 824 sayfalık bir “Yunan Felsefesi” kitabını okumaya başlamak oldu.

O kitapta karşıma öyle bir cümle çıktı ki, bunu bu Pazar günü sizinle paylaşmak istiyorum.

Ama önce bir başka sorunun cevabı ile başlayacağım.

YUNAN FELSEFESİNİN EN BÜYÜĞÜKİMDİR SOKRATES Mİ PLATON MU

“Yunan felsefesinin en büyüğü kimdir?”

Bize hep şu cevabı verdiler:

Düşünün, 12 Mart ve 12 Eylül’de solcu evlerini arayan polislerin bile en iyi bildiği kitap onun “Devlet”iydi.

O kitabın aradığı asıl konunun “Adalet nedir ve insan neden adil olmalıdır?” sorusuna cevap aramak olduğunu hiçbir zaman öğrenemediler.

Belki de içgüdüsel olarak en büyük düşmanın o kitap olduğunu hissettiler.

GENÇLİĞİMDEN BERİ BENİMİÇİN EN BÜYÜĞÜ HEP SOKRATES’Tİ

Bize okullarda üç isim verilirdi:

Sokrates, Platon ve Aristoteles…

Yunan felsefesi ile ilgilenmeye başladığım günden beri benim için bu sorunun cevabı hep şu oldu:

Çünkü Sokrates, felsefenin yönünü değiştiren insandı.

Yani bir “Game changer”, bir “Paradigma kırıcısıydı…”

Bir insanın düşüncesi kadar hayata bakışı, hayatı yaşama biçimi ve farklılığını koyuş cesareti, benim için önemli oldu.

Şimdi Jean Brun’un bu çok kapsamlı çalışmasında onun hayatının bilmediğim ayrıntılarını da öğrendikçe ona hayranlığım daha da arttı.

MAÇA GİDEN BİRYUNAN FELSEFECİSİ

Sokrates yoksul insandı. Kel ve çirkindi.

Bana çok benzeyen bir tarafı vardı, söylediğimde çok şaşıracaksınız.

Hayatı boyunca Atina’da yaşadı.

Sadece iki şey için Atina dışına gitti.

Bir savaş kahramanıydı…

Bir de “Maça gitmek” için Atina dışına çıktı.

“Maça gitmek” lafı insanın kulağına tuhaf geliyor ama bugünün diline çevirirseniz bu çıkıyor.

O dönemin “İstmos oyunlarını” seyretmek için Atina dışına çıkıyordu.

Korint kıstağında Deniz Tanrısı Poseidon için düzenlenen müsabakalara yani.

Atletizm, güreş, boks, at ve araba yarışları…

EŞİ ÇOK HUYSUZ BİR KADINDIBAŞINA VAZO FIRLATIRDI

Sokrates’in karakteri de ilginç.

Mesela eşi ile ilişkileri…

“Eşi Xanthippe’nin karakteri bütün Antik Çağ boyunca dillere destandı. Huysuz ve geçimsiz bir kadın olarak ün salmıştı.

Öyle ki, Ksenophon, onun geçmişte yaşamış, bugün yaşayan ve gelecekte yaşayacak bütün kadınların en çekilmezi olduğunu söylüyordu.”

Onu sürekli bağırıp çağırırken, kocasının yüzüne bir kap su fırlatırken ya da Sokrates bir arkadaşını yemeğe davet ettiğinde masayı devirirken anlatan pek çok hikâye vardı Atina’da.

SEN DE KAZLARININ BAĞIRMASINATAHAMMÜL ETMİYOR MUSUN

Sokrates ise ona karşı sabırlı ve tevekküllü davranıyordu.

Arkadaşı Alkibiades, Sokrates’in sürekli bağırıp duran bu eşine karşı gösterdiği sabra şaşırıyordu.

Sokrates ise ona şöyle demişti:

“Sen kendi kazlarının bağırmasına katlanmıyor musun?”

Alkibiades şu cevabı verdi:

“Evet, ama onlar bana yumurta ve yavru kaz veriyorlar.”

“İşte”, diye karşılık verdi Sokrates, “Xanthippe de bana çocuklar........

© Bizim TV