menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Poggioli’de Avangard: Hareket, Kopuş ve Dil

26 0
01.02.2026

Estetizme yönelik eleştiri etrafında şekillenen, öncü anlamını karşılayan avangard; modernizm ve romantizmle kültürel tutumları bakımından farklı yönlere açılsa da aynı tarihsel momentin parçasıdır. Kendi başına bir alt tür olarak okunmasından öte avangard, modern estetik düşünce içinde neredeyse istisnasız biçimde hareket kavramı etrafında ele alınır. Yerinde duramayan, mevcut biçimlerle yetinmeyen, sanatın sınırlarını sürekli zorlayan bu estetik yönelimi; ilerleme, kopuş, yenilik ve müdahale imgeleriyle birlikte okumak mümkün.

“Hareket” kavramı, avangard çerçevesinde tek anlamlı değildir. Farklı okumalarda aynı kavramın birden fazla kuramsal düzlemde bambaşka (belki de zıtlaşan) işlevler üstlendiği görülebilir. Yalnız burada Poggioli’deki “hareket”in bir zorunluluk olarak ortaya çıktığının vurgusundayız.

Renato Poggioli, Avangard Sanat Teorisi adlı eserinde avangardı bir üslup, teknik ya da biçim birikimi olmaktan ziyade, tutum biçimi olarak ele alır. Avangard onun için, modernitenin krizlerine verilen estetik bir yanıt mıdır, dünyaya karşı geliştirilen etik bir duruş mudur, bunun cevabını çalışmasında bizimle paylaşmaktadır. Merkezinde “eylemcilik”in (activism) yer aldığını anladığımız ve başından beri bir duruş olarak bize sunulan avangardda sanatçı, üretimini sessiz ve içe dönük bir faaliyet olarak göstermez. Poggioli’ye göre o, ürettiği her ne ise zamana ve mevcut düzene yönelik bir müdahale içindedir. Manifestolar, polemikler ve provokatif yaklaşımlar, bu “eylemci” yönelimin görünür şekilleridir. Poggioli için “hareket”in ilerleme düşüncesinin doğal bir sonucu olmasından çok mevcut duruma katlanamamanın ifadesi olarak ortaya çıktığını, bundan mütevellit sanatçının ilerlemek istemesinin ötesinde bulunduğu yerde kalamadığı fikriyle “hareket” ettiğini kavrarız.

Bu eylemci yönelim, Poggioli’de “uzlaşmazlık” (antagonism) kavramıyla tamamlanır ki Avangard Sanat Teorisi’nde, “Hareket Kavramı” bölümünde hem “eylemcilik” hem de “uzlaşmazlık” için başlıklar genişletilmiştir.

Avangardın kendini daima bir karşıtlık ilişkisi içinde kurduğu; gelenekle, akademiyle, yerleşik beğeniyle, burjuva kültürüyle ve sanatın kurumsal yapılarıyla çatışma içine olduğu fikri, sanırım, bu kavrama aşina olan kimsenin bizatihi aklına gelen şeydir. Şu da bilinmelidir ki bahsini ettiğimiz çatışma sahasındaki avangard sanatçı için kabul görmek ikincil hatta kuşkulu bir durumdur. Zira reddedilme ve........

© Birikim