menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Üç gün, bir memleket

36 0
10.09.2026

Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.

Eylül ayı, ülkemizin siyasal hafızasında birbirine yalnız birkaç gün uzaklıkta duran, fakat bambaşka yönlere açılan tarihlerle belleğimize seslenir. 9 Eylül kurtuluşun ve kuruluşun; 12 Eylül ise halk iradesinin zorla susturulmasının tarihi. Bu yıl bu iki tarihin arasına Üsküdar düştü.

Seçilmiş belediye başkanının tutuklandığı, daha önce kazanılmış başkan vekilliği seçiminin itiraz üzerine yenilendiği, kimi belediye meclisi üyelerinin gözaltına alındığı ve CHP listesinden seçilen dört üyenin son oylamadan hemen önce AKP’ye geçtiği bir sürecin sonunda Üsküdar Belediyesi zorla iktidara devredildi. Oysa sandıkta; halk onları artık Üsküdar’da istemediğini açıkça ortaya koymuş ve tercihini de demokratik ve hukuki güvenceyle yapmıştı.

Cumhur İttifakı’nın adayı Dündar Ziya Gültekin, son turda 23 oyla Üsküdar Belediye Başkan Vekili seçildi. CHP ile Yeni Parti’nin, aralarındaki ayrışmaya rağmen ortak aday Sibel Tan Çetinkaya’nın etrafında birleşmesi olumlu, doğru ve sorumlu bir tutumdu. Ancak bu ortaklaşma da CHP listesinden seçildikten sonra AKP’ye geçen dört meclis üyesinin yarattığı sonucu önlemeye yetmedi; Çetinkaya 19 oyda kaldı.

İşte bu nedenle takvim bu yıl yalnızca geçmiş tarihi anımsatmakla kalmıyor,  biraz da bugünü anlatıyor.

9 Eylül 1922, İzmir’in kurtuluşuyla birlikte işgalin son bulduğu ve bağımsızlık mücadelesinin zafere ulaştığı tarih olarak belleklerimizde. Bundan bir yıl sonra, 9 Eylül 1923’te Halk Fırkası kuruldu. Cumhuriyet Halk Partisi’nin kökleri Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’ne yani halkın şanlı bağımsızlık ve egemenlik mücadelesine uzanır.

Bu nedenle CHP’nin kuruluş yıldönümü herhangi bir partinin yaş günü değil. Geçmişten getirdiği tarihsel miras nedeniyle aynı zamanda Cumhuriyet’in, halk egemenliğinin ve yurttaşlık fikrinin de muhasebe günü. Böyle bir miras, övünç kaynağı olduğu kadar ağır bir sorumluluğu da beraberinde taşıyor. Atatürk’ün partisi, işgalcilerden, düşmandan kurtulmak kadar istibdattan da kurtulmak için aydınlanma devrimlerinin taşıyıcısı olmuş, bununla da yetinmeyerek her bir yurttaşını birey olarak eşit haklara kavuşturma bilinciyle  yola devam etmiştir. Bu nedenle bugün yıkılmakta olanı koruyabilmek ve geleceği yeniden kurabilmek için de aynı bilinç ve sahiplenişle hareket etmek zorundayız.

Dolayısıyla 9 Eylül’de 103 yıllık partinin halkın oyunu, seçilmişlerini ve kendi siyasal iradesini ne ölçüde koruyabildiğine odaklanmanın elzem olduğunu düşünüyorum. Üsküdar’da yaşananlar bu ihtiyacı pekiştiriyor.

Elbette ortada siyasal iktidarın uzun süredir uyguladığı, seçmenin kararını etkisizleştirmeye yönelik sistematik bir yöntem var. Bu yöntem ilk kez ve sadece CHP’sini hedef alıyormuşçasına tutum almak ve savunma hattı belirlemek de mevcut durumu derinleştirmekten öteye geçemez. Son üç seçimdir HDP ve DEM’in kazandığı belediyelere yönelen bu yöntemin yeni durağı CHP. Millî Mücadele döneminde dağınık hâlde bulunan bağımsızlık yanlısı yerel cemiyetleri tek bir çatı altında birleştiren iradenin öyküsü CHP’de noktalanmıştı. Demokrasi, hak, hukuk ve adalet savunusunu aynı bilinç ve sorumlulukla Adalet Yürüyüşü’nde üstlenen; bugün de siyasi tutarlılıkla bütün muhalefeti........

© Birgün