menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Zifirî karanlık

85 0
17.04.2026

Salı günü Çağlayan Adliyesi’nde yargılanırken, savunma yapmak yerine bana isnat edilenden daha ağır bir suçu oracıkta ihbar ettim. O suçu, “gazetecileri etkisiz hale getirmek suretiyle halkı karanlığa boğmak” olarak tanımladım.

Asıl isnat edilen suçtan değil de, belki de bu suçu ihbar ettiğim içindir ki, 2,5 yıl hapis cezasına çarptırılıp çıktım, Adliye Sarayı’ndan.

Ama bu karanlığa karşı haykırmak ve insanları bu karanlığa karşı bir kez daha yüksek sesle uyarmak gazeteci olarak boyun borcumuzdur. Çünkü simgesi – logosu “ampul” olan bir siyasi hareketin izlediği politikaların, toplumun “her türlü ışık kaynağını kapatmak” ve ulusal bir karartma yaratma amacı, maalesef hedefine ulaşmaya çok yakın.

Aslında, sözünü ettiğim bu “Zifirî Karanlık”, sadece halkı bilgiden ve haberden yoksun kılarak sevk ettikleri bir durum değil.

Hayatın her alanında ve her anlamda acımasız ve kesif bir karartmayı hayata geçirmek, Recep Bey Rejimi’nin neredeyse çeyrek asırdır günlük rutini haline geldi.

Elindeki kalemi, klavyeyi, mikrofonu, kamerayı bir fener gibi kullanan yiğit gazetecileri karanlık zindanlara tıkma telaşındaki rejim, bu “Zifirî Karanlığı” büyütmek için var gücüyle çalışıyor.

Ülke sorunlarını içinden çıkılamaz bir korkunç girdap haline getiren Rejim, eğitim alanını gerçek anlamda bir karanlığa boğarak okulları “çocuklarımızın kafalarını aydınlatan değil tam tersine ortaçağ karanlığına mahkûm eden” bir çizgi izleyerek o ulusal “Zifirî Karanlığa” katkıda bulunuyor.

Bir yandan “terörsüz Türkiye” diye içi boş bir sloganla, ülkenin en köklü sorunlarından birin çözme kandırmacası ile toplumu oyalayan rejim, bir yandan da sadece sokaklarda ya da kırsalda değil, ana babaların devlete güvenerek çocuklarını yolladıkları “okullarda bile oluk oluk kanın döküldüğü bir terör........

© Birgün