Cruyff felsefesi, Enrique ve Arteta’dan sonra bir de bize bak!
Şampiyonlar Ligi bir kültür mozaiğidir. Takımlardaki farklı ırktan, dilden, inançtan ve milletten futbolcular, teknik heyet ve taraftarların çok kimlikleri birleşince Dünya Kupası'na göre daha kapsamlı ve değişkenlikleri içinde barındıran bir organizasyon ortaya çıkmaktadır.
Paris ve Arsenal bu bakıdan oldukça zengin iki kulüptür.
Ama her iki takımın da belirleyici kimliği antrenörlerin donanımı ve felsefi oyun kurgularıdır.
Luis Enrique, Cruyff’un oyuncusu olarak onun yanında yetişti; futbolu bıraktıktan sonra antrenörlük mesleğine karar verdiğinde ise iki sezon Barselona B takımını çalıştırarak işe başladı.
Yine Barselona altyapısından yetişen Arteta, Arsenal’de kaptanlık yapıp futbolu bıraktıktan sonra, Pep Guardiola’nın yanında iki sezon yardımcı antrenör olarak çalıştıktan sonra Arsenal’e geldi.
Her iki antrenör de takımlarında işe başlar başlamaz kendi oyun felsefelerine uygun takım oluşturmak için kadro temizliğine giderek, tüm kadronun kendi iradeleriyle oluşturulmasını sağlayarak, çalışacağı bütünlüğe sahip olana dek devam etmek üzere süreci başlattılar. Buradaki ayrıntı paradan ziyade oyuncu seçimindeki tutarlılık ve bütünlüktür.
Hatırlayacaksınız, Paris Neymar, Messi, Ramos ve Mbappé ile bir şeyler planlarken işin öyle olmadığını, ciddi paralar harcayarak ve bedeller ödeyerek anladılar ki UEFA’nın ayrımcılıkla destek vermelerine rağmen…
Aynı şekilde........
