menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bilim kırmızı halıda

16 0
18.10.2026

Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.

İnsan aklının iyiden iyiye köksüz kalıp “yatay zekâ” ya evrilmekte ve yapay zekâya devredilmekte olduğundan kuşku duyuyorum.

Son yıllarda yaşanılanlar, mesela pandemi, yüzlerce yılda kurduğumuz şeylerin nasıl eften püften olduğunu, Avrupa’nın göbeğindeki ve Ortadoğu’daki savaşlar zorbaların hükmünü ve güya uygarlığın bekçisi kurum ve kuruluşların zorbalar karşısında diz çöküşünü gözümüze soktu. Kimsesiz ve güvencesiziz. Ama işte insan olduğumuzu hatırlatan bilim ve edebiyat, hatta bir nebze barış dahi podyumdaydı ve bu teskin ediciydi.

***

Güney kutbunda yerin dibine doğru bir delik açarak, bir buz küpünde nötrinoların izini süren bilim insanı Francis Halzen diyor ki; “Herkesin yürümediği bambaşka bir yol yürüdük, bambaşka bir yol yürürseniz daima bir şey keşfedersiniz”

Evrenin sürekli yolladığı mühürlü mektupları almak için gökyüzüne başka türlü, yer altındaki derin bir karanlıktan ve buzdan bir evren teleskobuyla bakmışlardı.

“Muhtemelen pek çok insan daha bunu düşündü ama vazgeçti, doğal buzun optik özellikleri hakkında fikrim olsa muhtemelen ben de vazgeçerdim” diyor Halzen. İmkânsızın kapısında durmamış, imkânsız olduğu konusunda bir fikri yokmuş.

Kırk yıl süren, umut dolu bir inatla mRNA’yı bulan ve 2023 yılında Nobel’i alan Kariko’da immunolog olan ortağını bulunca çalışmalarının neden hızlandığını şöyle açıklıyordu: “Benim İmmünoloji bilgim yoktu” Bu alçakgönüllülük olmadan, buluş ve sonuç şehvetine kapılarak yeni bir şey bulunmaz, bilinmeyenin gizi açılmaz.

Fizik benim alanımdan kilometrelerce uzakta olsa da 82 yaşında gelen ödülle taçlanan yarım yüzyıllık bu yolculuk, bu heves, yolculuğa eşlik eden akıl ve naiflik, bu dürüstlük ve merak beni büyülüyor.

Astrofizikte çağ değiştireceği açık olan bu bilimsel macerayı Ursula K.Le Guin’in bilimkurgu romanlarına yerleştiriyorum. Mesela şöyle başlıyor: “Halzen, dedektörünü evrenin en ıssız, dondurucu ve zorlu yeri olan Güney Kutbu’ndaki buz tabakasının içine kurdu ve evrenin en derinlerinden gelen mektupların yolunu gözlemeye başladı…” Gökyüzüne hiç gözümüzün ötesinde bakmamıştık.

Ursula’da kitaplarındaki düşünce deneyleriyle bizi düşüncelerimizin ötesine, büyülü düşsel evrenlere taşır. Şöyle sürüyor: “Mektuplardan ilkini elleri titreyerek alırken, içinden çıkan ilk hayalet........

© Birgün