menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Birlikte düşünemedikçe…

23 0
26.06.2026

Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.

Düşüncelerimiz bazen kendisine yarenlik edecek kitapları çekiyor hayatımıza, bazen de kitaplar teklifsizce demirliyor düşünce limanlarımıza. Düşünce limanlarımıza kimlerin, ne niyetle yanaştığını kavrayabilmek istiyorsak fırtınalarımızı kontrol edebilmeliyiz. Aynaların gerçekliği nasıl ki sırlarında saklıysa, belki fırtınalarımızın gerçekliği de kitapların sırrında saklıdır.

Düşüncemi desteklercesine, farklı zamanlarda yolumun kesiştiği dört resimli kitap duruyor masamın üstünde. Hatırlarsanız, bir önceki yazımı “Dış dünyayı içlerindeki çöle dönüştürmek isteyenlere inat çiçekler açtıracağız.” diyerek sonlandırmıştım. Bahsedeceğim ilk kitap olan METAFOR’da, Alman filozof Hannah Arendt’in çağdaş insanın toplumda ve siyasal alanda kayboluş hissini yorumlarken kullandığı çöl metaforu çıktı karşıma.

Pedro Alcalde ve Merlin Alcalde’nin hazırladığı kitapta yer alan metaforlar bununla sınırlı değil tabii. Parmenides’in sürekli ve bölünmez varlığı tanımlamada kullandığı küre metaforu, Epikür’ün insana kendisini kucaklatan huzur bahçeleri, Montaigne’nin sebebi arayış değil kaçış olan yolculukları, Hegel’in çok katmanlı düşünce sistemini vurgulayan baykuş metaforu ve Walter........

© Birgün