Midas
Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.
Antik çağlarda ölümsüz tanrılar can sıkıntısına en iyi ilaç olduğunu düşündükleri için bol bol müzik dinlerlerdi. Johann Sebastian Bach en gözde müzik tanrılarından biriydi. Bach’a o zaman Apollo derlerdi ama bu isim bizim çağımızdakilere Rocky filmindeki boksörü çağrıştırıyor, kafalar karışıyor, biz ona yine Bach diyelim.
Bach’ın müziği tam Olimpos’a layık bir müzikti. Onu dinlerken kendinizi kusursuz bir mimari eserin içinde bulurdunuz. Bach’ın notalarını hem yüreğinizin en kılcal damarlarında hisseder, hem de aynı anda, her nasılsa, matematiksel bir mükemmeliyetçiliğin ruhani yükü altında ezilirdiniz.
Koca dağda yaşayan tek müzik ilahı Bach değildi kuşkusuz. Rastalı saçları ve nereden aldığı bilinmez rengarenk giysileriyle Bob Marley adlı bir başka tanrı da özellikle kırlarda, çobanların arasında meşhurdu. Bob Marley’in müziği kuşların cıvıltısından, derelerin akışından esinler taşırdı. Bu arada Bob Marley de o zamanlar Pan diye bilinirdi, biz ona alıştığımız gibi Bob Marley diyelim.
Bach ve Bob Marley’in müzik tarzları farklıydı ama her ikisinin de dinleyici kitlesi vardı. Onların yarışmak gibi derdi yoktu da, insan tanrı bile olsa, yine insandır, illaki yarışacaklar, illaki biri galip gelecek. Kaçınılmaz olarak bir yarışma tertiplendi ve Adorno hakem seçildi.
∗∗∗
Şimdi size biraz da bu Adorno denilen suratsızdan (o devirde ona Tmolos derlerdi) bahsedeyim. Tam bir kendini beğenmiş. Lafa gelince devrimden bahseder, “Geçin bu tanrı işlerini” diye atarlanır ama iş pratiğe gelince o pembiş poposunu kıpırdatmaz, devrimci gençleri kaba bulur, onların zevklerini, aşklarını küçümser. Hatta size bir dedikodu, bu Adorno bir gün korunaklı okulunun kürsüsünden bol noktalı bir nutuk çekerken, Bakhalı kadın öğrenciler kürsüye dalmışlar ve çok affedersiniz memelerini açarak onu protesto etmişler. Adorno ne yapmış biliyor musunuz?........
