menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Devletin atama çağrısını bekleyen Kılıçdaroğlu!

11 0
yesterday

Kemal Kılıçdaroğlu’na dair gerçekçi bir değerlendirmeyi, ilk olarak 2024 yılında akademisyen Behlül Özkan’dan dinledim. Behlül Özkan’ın analizinin merkezinde, Kemal Kılıçdaroğlu’nun “başarısızlık serisinin” kişisel bir tesadüf veya hata değil; onun devleti ve halkı algılayış biçiminden kaynaklanan sistemik, “bürokratik” bir siyaset tarzının doğrudan sonucu olduğu tezi yatıyor.

Verdiği bir röportajda şöyle diyor:

“Kılıçdaroğlu’nu Türk siyasi tarihinde diğer bütün siyasi liderlerden, özellikle iktidara gelmiş siyasi liderlerden ayıran çok önemli ve istisnai bir durumu var. Kılıçdaroğlu bir bürokrat, üst düzey bir bürokrat ve teknokrat. 1971 yılında Mâliye Bakanlığı’na giriyor ve burada yükseliyor, oradan Bağ-Kur ve SSK’nın başına geliyor. Dolayısıyla Kılıçdaroğlu, hep devletle ve müesses nizamla işbirlikçi bir tarzda hareket ediyor ve bu ona bir bürokrat olarak kazandırıyor. SSK gibi 60 binden fazla çalışanı olan Türkiye’nin en büyük kamu kurumlarından birinin başına geçiyor. Sol görüşlü biri olmasına rağmen, Demirel’in başbakan, Özal’ın cumhurbaşkanı olduğu bir iktidar yapılanmasında müesses nizam, devlet ve iktidar güveniyorlar Kılıçdaroğlu’na. Dolayısıyla, Kılıçdaroğlu’nun bir bürokrat olarak hareket tarzı hep sistemle ve iktidarla işbirliği içinde hareket ederek yükselmek üzerine kurulmuş. Ben kendisine 2002’yi ve CHP başkanlığını sorduğumda, çok kritik bir söz etti, “Ben CHP’ye girdiğimde, parti nedir, particilik nedir bilmiyordum” dedi. Bu şu demek: Siyasi parti teşkilatlanmasını bilen biri değil. Kitleleri arkasına alarak hareket eden bir siyasetçi de değil.”

Yani Özkan “Kılıçdaroğlu Erdoğan’a karşı yarıştı; ama Erdoğan’ın inşa ettiği devlet düzeniyle gerçek bir siyasal kopuş kurmadı. Halkı, örgütü ve sokağı iktidara yürüyüşün ana gücü yapmak yerine, devlet içinden gelecek onaya, sistem içi uzlaşmaya ve ‘uygun şartların oluşmasına’........

© Bianet