Adalar’da belediye başkanı olmak zor zanaat
Çocukluğumdan bu yana Kınalıada’da kimi zaman yazlıkçı kimi zaman kışlıkçı olarak yaşamış olsam da, uzun bir süre Adalar’daki yerel siyasetin işleyişiyle pek ilgilenmemiştim. İlçe merkezi Büyükada’da olduğundan, “resmi” kurumların seçilmiş ya da atanmış yöneticileriyle karşılaşmam da mümkün değildi. Doğrusu onların da Kınalı’ya gelme ve bizlerle ilişki kurma niyetinde olduklarını zannetmiyorum. Gençlik günlerimden hatırladığım, seçim dönemlerinde Belediye Başkan adaylarının kışın sayıları azalan çarşı esnafına ya da kahvede oturan yaşlılara kendilerini göstermeleriydi. Genel olarak gündelik yaşamda adalı kışlıkçıların muhatabı muhtar, polis, postacı ya da itfaiyeci gibi görevliler olurdu.
Adalar ve Adalar’daki yerel siyasetin işleyişi konusunda doğrudan araştırma yapmamış olsam da, mesleğim nedeniyle, toplumsal değişme, göç ve yerel siyaset konularına ilgi duyduğumdan bazı konuları yorumlayabiliyorum. Aslında, Adalar Belediyesi’ne yapılan son operasyon beni bu yazıyı yazmaya sevk etti. Adalar Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat’la hiç tanışmasam da Kınalı’da yaptıklarını izliyor ve sosyal medya kanalları sayesinde onun belediyecilik anlayışıyla ilgili bazı düşünceler geliştiriyordum. Çevreci ve kültürel korumacı aktivistlerin, faytonların kaldırılması için yapılan gibi, bazı protestolarından da, aynı çevrelerle az çok teması olan biri olduğumdan, ister istemez haberdardım.
Benim gözlemlediğim kadarıyla, adalı aydınların bir kesimi nostaljik/apolojik duygularla, Osmanlı’nın dinsel açıdan kozmopolit yapısını yansıtan kültürel değerlerin, bir kesimi ise daha güncel akımlara bağlı kalarak çevrenin ve doğal değerlerin korunması için çaba gösteriyorlar. Hemen her adanın birbirinden farklı geçmişe, farklı kimliğe farklı doğal ve kültürel değerlere sahip olduğunu biliyoruz. Bu anlamda, Adalar’ın doğal ve kültürel sit alanı olarak yasalarla korunmuş olması ve bu duyarlılığın toplumda halen canlı olarak devam etmesi çok önemli. Belki de bu sayede adalardaki bu eşsiz değerler günümüze kadar yaşayabildi.
Diğer taraftan, Adalar da, İstanbul’un tümü gibi, göç dinamiklerinin etkisinde kaldı ve sonuçta Adalar’ın kent içindeki göreli konumu ve anlamı hem kentliler hem de adalılar için değişmeye başladı. Son elli yıldır gerçekleşen toplumsal değişimi esas olarak köylülükten çıkış olarak tanımlayan sosyal bilimcilerin yaptığı araştırmalar kente yeni gelenlerin en önemli etkisinin iş ve konut piyasasındaki enformel ilişkileri yaygınlaştırması olduğunu gösterdi. Aynı şekilde İstanbul’un yerel siyasetiyle ilgili araştırmalardan da kentte hemşerilik ağları, güvene dayalı ilişkilerin artmasıyla,........
