menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir sessizlik rejimi: “Şşş! Kızlar Çığlık Atmaz”

24 0
30.05.2026

"Şşş! Kızlar çığlık atmaz."

Bu bir terbiye cümlesi mi, yoksa bir susturma emri mi? İkisi arasındaki fark, İranlı yönetmen Pouran Derakhshandeh'in 2013 yapımı Şşş! Kızlar Çığlık Atmaz filminin tam merkezinde yer alıyor.

Film bir karakol sahnesiyle başlıyor. Gelinliğinin üstü kanlar içinde bir kadın, yani kahramanımız Şirin sessizce oturuyor. Az önce bir adam öldürmüştür. Komiser sorguluyor, cinayetin nedenini anlamaya çalışıyor. Şirin tek kelime etmiyor.

Komiser boşluğu kendisi dolduruyor, hikayeler uyduruyor. Kadın konuşsa da konuşmasa da sistem kendi hikayesini yazıyor. Bu sahne aslında filmin özeti gibi: Şirin hayatı boyunca konuşmaya çalıştı, kimse dinlemedi.

Şimdi susması bile bir anlam taşıyor ama o anlamı yine başkaları belirliyor. Siyaset bilimci Noelle-Neumann, kamusal alanın birey üzerinde kurduğu bu yargılayıcı gücü şöyle açıklar: Kamusal alan, bireyin toplumun dışlayıcı bakışlarına ve yargılarına en açık olduğu yerdir. Birey, kamusal alanda egemen olan kurumların ve ortak algıların dışına çıktığında, toplumun amansız bir denetim mekanizmasıyla karşı karşıya kalacağını bilir ve bu yüzden sessizliğe sığınır.

Filmin arkasında güçlü bir isim var: Pouran Derakhshandeh. Filmin yönetmen koltuğunda oturmasının yanısıra senaryo yazarlığını ve yapımcılığını da üstleniyor.

Derakhshandeh, filmlerinde genellikle kadın ve çocuk meselelerini seyirciye sunmayı tercih ediyor. “Şşşş Kızlar Çığlık Atmaz” filmi de Derakshandeh sinemasının zarif ama sert diliyle ekrana taşıdığı filmlerinden en önemlisi. Film uluslararası festivallerde 15 ödül aldı. Ama ödüllerden çok, izleyeni ekrana çakıp bırakan o ağırlıkla sesleniyor, çünkü anlattığı şey sadece İran'a özgü değil çünkü ataerki sınır tanımıyor.

Peki filmdeki, bu suskunluk nereden geliyor? 1974'te Alman siyaset bilimci Elisabeth Noelle-Neumann, bu duruma bir ad koydu: Suskunluk Sarmalı. Neumann'a göre bireyler, kendi düşüncelerinin toplumda azınlıkta kaldığını hissettiklerinde dışlanma korkusuyla seslerini geri çekiyorlar.

Susanlar çoğaldıkça baskın ses daha da güçleniyor, sarmal büyüyor. Teorinin önemli bir boyutu da şu: Bu sarmalın içinde bile susmayı reddeden bireyler vardır. Noelle-Neumann bunlara "sert kabuk" diyor: baskıya rağmen konuşmaya devam edenler, azınlıkta........

© Bianet