Ya “Çınlayanlar"ı duyacağız, ya şarkılar söyleyeceğiz
Distopyalar çoğu zaman geleceğe dair karanlık senaryolar anlatır. Bazen de bazı kitaplar vardır ki okurken insanın aklına gelecekten çok bugün gelir. Anlatılan dünya, yaşadığımız dünyanın yalnızca biraz eğilip bükülmüş, biraz daha sertleşmiş halidir. "Çınlayanlar" da tam böyle bir kitap.
Yeşer Sarıyıldız, Düşbaz Kitaplar etiketiyle yayımlanan kitabında okuru 13 distopik öyküyle buluşturuyor. Ancak bu öyküler, büyük felaketlerin, canavarların ya da uzak geleceklerin hikâyesi değil. Daha çok bugün sessizce normalleştirdiğimiz şeylerin yarına taşınmış halleri.
Kitabı okurken zihniniz zaman zaman dağılıyor, sonra bir anda toparlanıyor. Çünkü Sarıyıldız'ın kurduğu dünyalar yabancı değil. Sessizliğin sıradanlaştığı, itaatin ödüllendirildiği, insanların güvenlik ve düzen karşılığında özgürlüklerinden vazgeçtiği bir dünyanın izleri bugünden tanıdık geliyor.
Öykülerde "Sessizlik Amirleri", yapay zekâ tarafından yönetilen sistemler, sanal gerçeklik evrenleri ve sürekli gözetim altında yaşayan toplumlar var. Fakat Sarıyıldız'ın derdi teknolojiyle değil. Teknolojiyi kimin kullandığı ve hangi iktidar ilişkilerinin hizmetine sunduğu ile ilgileniyor.
Nitekim kitabın çıkış noktası da bunu özetliyor: "Korkmamız gereken yapay zekâ değil, insanın ta kendisi."
Distopya, günlük hayatın kırılmış hali
Sarıyıldız, kitap üzerine yaptığımız sohbette öykülerin gündelik hayatın içinden doğduğunu anlatıyor.
"Kitap aslında 13 tane distopik öyküden oluşuyor. Bunlar benim normal günlük........
