menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İklim, güvenlik ve finans kıskacı: COP31 yeni bir dönemi başlatabilir mi?

76 0
26.10.2026

İstanbul Politikalar Merkezi (İPM), Birleşmiş Milletler’in İklim Zirvesi (COP31) öncesinde "Pre-COP Antalya Öncesi Son Hazırlıklar" toplantısında iklim gündemi ele alındı.

23 Ekim'de gerçekleştirilen toplantıda, küresel jeopolitik gerilimlerin, tırmanan çatışmaların ve ekonomik dalgalanmaların gölgesinde, iklim krizine karşı uluslararası iş birliğinin geleceği konuşuldu.

Türkiye ve Avustralya’nın eş başkanlığında yürütülecek olan COP31 süreci öncesinde gerçekleştirilen panelde; iklim diplomasisi, enerji güvenliği, kalkınma finansmanı ve iklim adaleti konuları küresel ve bölgesel boyutlarıyla tartışıldı.

Jennifer Morgan: "İklim krizi ve enerji güvensizliği çarpışıyor"

IPM misafir kıdemli araştırmacısı Jennifer Morgan, dünyanın çok kritik bir eşikte olduğunu vurguladı. Morgan, konuşmasına Avrupa’da yaz aylarında aşırı sıcaklar nedeniyle 50 bin kişinin hayatını kaybettiği haberiyle uyandığını söyleyerek başladı.

Morgan, Nepal’de sel felaketlerinde ölen ve kaybolan 7 bin kişiyi hatırlatarak iklim krizinin artık "uzak bir gelecek" değil, "bugünün ve buranın" meselesi olduğunu belirtti.

Savaş ve çatışmaların etkisiyle akaryakıt fiyatlarının yüzde 68, gaz fiyatlarının ise yüzde 45 oranında arttığını belirten Morgan, bu durumun enerji güvenliğini sarstığını ve küresel enflasyonu tetiklediğini söyledi.

Temiz enerji yatırımlarındaki rekora da değinen Morgan, yaşanan zorluklara rağmen temiz enerjiye geçişin hızlandığını söyledi. Jennifer Morgan, yenilenebilir enerji yatırımlarının bu yıl 1,77 trilyon dolara ulaşarak son 5 yılda ikiye katlandığını aktardı.

“2,6 derecelik bir sıcaklık artışı yolunda ilerliyoruz. Dünya en son 3 milyon yıl önce bu kadar sıcaktı. O dönemde modern insan türü henüz yoktu” diyen Morgan, şunları dile getirdi:

“Ülkeler bir öncekinden neredeyse hiç farklı olmayan yeni ulusal planlar sunuyorlar; oysa bilim insanları onlara temelde farklı bir yol izlemeleri gerektiğini söylüyor.”

“Ülkeler bir öncekinden neredeyse hiç farklı olmayan yeni ulusal planlar sunuyorlar; oysa bilim insanları onlara temelde farklı bir yol izlemeleri gerektiğini söylüyor.”

“Ne yazık ki emisyonların 2035'e kadar artmaya devam edeceği görünüyor” diyen Morgan ayrıca Türkiye’yi de eleştirdi:

“Ekonominin geneline yayılan emisyonlarda hızlı bir düşüş olmadan Türkiye, diğer birçok ülke ve Avustralya gibi, 1,5 derece yolunun çok uzağında.”

“Ekonominin geneline yayılan emisyonlarda hızlı bir düşüş olmadan Türkiye, diğer birçok ülke ve Avustralya gibi, 1,5 derece yolunun çok uzağında.”

Morgan bilimsel raporların, ülkelerin yetersiz adımları nedeniyle Paris Anlaşması’ndaki 1,5°C hedefinin aşılacağı bir sürece doğru gidildiğini gösterdiğini belirtti. Her bir derecenin onda birinin bile hayati önem taşıdığını vurguladı.

Türkiye ve Avustralya’nın eşbaşkanlık yapacağı COP31’e ilişkin konuşan Morgan, iki farklı coğrafya ve dinamikte olan ülkenin liderliğini, benzersiz bir fırsat olarak değerlendirdi. Morgan’a göre bu aynı zamanda büyük bir sorumluluk:

"Bir COP başkanı görevine başladığı ilk gün, artık kendi ülkesinin temsilcisi değildir. O kişi küresel iş birliğinin ve dünyanın temsilcisidir."

"Bir COP başkanı görevine başladığı ilk gün, artık kendi ülkesinin temsilcisi değildir. O kişi küresel iş birliğinin ve dünyanın temsilcisidir."

Jennifer Morgan, iki ülkenin de kendi evinde kömürden çıkış ve karbonsuzlaşma konusunda somut yol haritaları taahhüt etmesi gerektiğini savundu:

“Her iki COP başkanlığı için de başarılı bir ortaklığın temelini atmak adına, kendi ülkelerinde fosil yakıtlardan uzaklaşmak için kendi yol haritalarını taahhüt etmeleri........

© Bianet