menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Çocuğun özerkliği mi, çocuğun ihmali mi?

23 0
21.04.2026

“Özerklik, başıboşluk değil; rehberlik edilen özgürlüktür.”

“Çocuğun özerkliği” kavramı, son yıllarda en çok konuşulan ama en çok yanlış anlaşılan kavramlardan biri haline geldi. Özerklik; çocuğun kendi kararlarını verebilmesi, birey olabilmesi ve sorumluluk geliştirmesi demek. Ancak bugün gelinen noktada bu kavram, tehlikeli bir biçimde “çocuğu kendi haline bırakmak” olarak yorumlanıyor.

Özerklik, sınırlarla birlikte anlam kazanır.

Sınır yoksa özerklik değil, başıboşluk vardır.

Bugün birçok ailede çocuk ne isterse o oluyor, ebeveynler sınır koymayı bir tür “psikolojik zarar” olarak görüyor. “Aman üzülmesin”, “aman kırılmasın” yaklaşımı, kısa vadede huzur sağlıyor gibi görünse de uzun vadede çocukları hayata hazırlıksız, sorumluluktan uzak ve denetimsiz bireyler haline getiriyor.

Buradaki en büyük çelişki ise şu: Henüz hukuki olarak tam sorumluluk taşımayan, yani ceza ehliyeti sınırlı olan bireyler; günlük yaşamda sanki tüm sonuçları üstlenebilecek olgunlukta bireylermiş gibi serbest bırakılıyor. Sorumluluğu olmayan bireye sınırsız özgürlük vermek, onu özgürleştirmek değil, yönsüz bırakmak anlamına gelir.

Son günlerde okullarda yaşanan şiddet olayları, bu yanlış anlayışın en ağır sonuçlarını gözler önüne seriyor. Henüz 14 yaşında bir çocuğun silahlarla okulu basması, öğretmen ve öğrencileri hedef alması; bireysel bir “sapma” değil, çok katmanlı bir toplumsal sorunun dışavurumudur.

Bu noktada sorulması gereken soru nettir:

Bu çocuklar nasıl bu hale geldi?

Cevap ise rahatsız edici ama kaçınılmazdır.

Çünkü çocuklar sınır görmeden büyüdü.

Çünkü “hayır” kelimesi hayatlarından çıkarıldı.

Çünkü otorite değersizleştirildi.

Ve en önemlisi, çünkü öğretmen........

© Bianet