menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yıkıcı bir aşk bu: ‘Uğultulu Tepeler’

13 87
13.02.2026

Albert Camus, çok etkileyici ve öğretici incelemesi “Başkaldıran İnsan”ın daha hemen girişinde şöyle der:

“Rüzgârlı Tepe’de Heathcliff, Cathie’yi alabilmek için bütün dünyayı öldürebilirdi, ama bu cinayetin mantıklı olduğunu ya da bir öğretiyle doğrulandığını söylemek usuna bile gelmezdi. Yapardı bu işi, o kadar; onun bütün inancı burada durur. Aşk gücü, bir de kişilik ister bu iş.”

Emily Bronte’nin 1847’de yazdığı, İngiliz edebiyatının kurucu metinlerinden biri olarak kabul edilen, Türkçeye “Rüzgârlı Bayır”, “Rüzgârlı Tepe” olarak da çevrilmiş bulunan “Uğultulu Tepeler” (Wuthering Heights), gerçekten de Camus’nün dediği gibi “bütün dünyayı öldürme isteğiyle” dolu bir aşkı anlatır. Yayımlandığı dönemin egemen ahlaki anlayışına ters düşen, aşkı romantize etmeyen ve idealleştirmeyen, tam tersine yıkıcı bir güç olarak sunan; örnek alınabilecek değil, çelişkili, acımasız ve saldırgan karakterler sunan roman sarsıcı bir intikam öyküsü etrafında şekillenir.

Sinemalarımızda bu hafta gösterime giren Emerald Fennell imzalı film, bu klasik eseri 136 dakikalık bir beyazperde öyküsüne dönüştürürken her şeyden önce anlatı yapısını ve çok katmanlılığı korumaya çalışmış, bir........

© Aydınlık