Bir ben var benden içeri
Baştan söylemek gerekirse, sinemalarımızda geçen hafta gösterime giren Arthur Harari imzalı “İçimdeki Yabancı” (L’Inconnue), özünde bir yarı-gerilim olmakla birlikte, çıkış noktası ve vardığı sonuç itibariyle cinsiyet değiştirme olayına el atıp reddiyede bulunan, beden-benlik-kimlik üçgeninde “trans” olma hallerinin doğurduğu karmaşayı masaya yatıran bir film. Paris’te fotoğraf sanatçılığı yapan 35-40 yaşlarındaki David Zimmerman’ın bir partide gördüğü kadının izini sürmesi ve sevişmelerinden sonra kendisini kadının bedeni içinde bulmasıyla başlayan olaylar zinciri benzer dönüşümlerle sürüp gidiyor, erkekler kadın, kadınlar erkek bedenine hapsoluyor. Eva, Malia derken bedenden bedene, benlikten benliğe geçiyor ve cinsiyet/beden değiştirenlerin sıkışmışlıklarına, çıkışsızlıklarına, bunalımlarına tanıklık ediyoruz.
YUNUS’LA KESİŞİM
1960-70’lerin özellikle Yeni Dalga akımında belirginleşen, sinema sanatında yeni anlatı olanaklarını bulmaya çalışan Fransız sinemacıları aynı zamanda “yeni bir gerçeklik” peşindeydi. Klasik sinema anlatımının “gerçek olan” ile “hayal edilen” arasındaki kesin ayrımını bozmaya........
