menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

2026’ya girerken dünya ve Türkiye

25 1
01.01.2026

Yeni bir yıla girerken dünya toz duman. Batı’da savaş tamtamları çalıyor. Bir yanda Ukrayna’daki savaşı sona erdirme yönünde ABD ile Rusya arasındaki görüşmeler sürerken, diğer yanda Putin’in konutuna yönelik yüze yakın insansız hava aracıyla saldırı düzenlendiği haberi geliyor. Gazze’deki ateşkeste ikinci aşamaya geçilmesi konuşulurken, İsrail’in İran’a yönelik yeni bir saldırı girişimi olacağına dair iddialar gündemi kaplıyor. Trump yönetimi, ulusal güvenlik stratejisinde Amerika kıtasına öncelik verdiğini ilan ediyor ve Venezuela’ya yönelik askeri abluka uyguluyor. Washington, Tayvan’a şimdiye kadarki en büyük silah satışını onaylıyor, Çin Tayvan Boğazı’nda askeri tatbikat başlatıyor. Bir yandan da, Rusya’nın önümüzdeki beş yıl içinde saldırıya geçeceği gerekçesiyle, başta Almanya olmak üzere Avrupa ülkeleri silahlanma bütçelerini artırma kararı alıyor. İsrail’in çeşitli yetkilileri, “Türkiye’yi bir numaralı tehdit olarak gördüklerini” ilan ediyor. İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs ile Doğu Akdeniz’de Türkiye’ye karşı kurduğu cepheyi pekiştiren adımlar atıyor.

Peki nedir tüm bunların anlamı? Birçok yorumcu, bu gelişmelere bakarak dünyanın büyük bir savaşa doğru gittiğini savunuyor. Onlara göre Atlantik, hegemonyasını sürdürmek için dünyayı savaşa zorluyor. Hatta bu durum kaçınılmaz görülüyor. Bazı analistler ise 2. Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan “kurallara dayalı düzen”in sona ermesi, buna karşılık yeni bir düzenin kurulmaması nedeniyle belirsizliklerin ortaya çıktığını ve ne zaman neyin gerçekleşeceğinin kestirilemeyeceği bir kargaşalığın söz konusu olduğunu iddia ediyor. Bu iki yaklaşımın........

© Aydınlık