Çok boyutlu dış politika ve denge stratejisi
Yirminci yüzyılın tek kutuplu dünya illüzyonu, küresel ölçekte yaşanan devasa güç kaymalarıyla birlikte tarihin çöplüğüne gömülmektedir. Washington merkezli Atlantik ittifakı, askeri, ekonomik ve kültürel hegemonyasını yitirirken, dünya nüfusunun ve üretiminin ağırlık merkezi hızla Avrasya coğrafyasına kaymaktadır. Bu tarihsel kırılma anında, jeopolitik konumunun getirdiği tüm avantajlara rağmen Türkiye, dış politikasında tam bir zikzaklar silsilesi yaşamaktadır. Bir yanda küresel geleceğin inşa edildiği Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) zirvelerinde boy gösteren, diğer yanda ise NATO masalarında Batı’ya bağlılık yeminleri tazeleyen Ankara, iki sandalye arasında oturmaya çalışmanın yarattığı bir stratejik felç haliyle karşı karşıyadır. “Çok boyutlu dış politika” veya “denge stratejisi” adı altında parlatılan bu kararsızlık, Türkiye’nin ulusal güvenlik önceliklerini sabote etmekte ve ülkeyi küresel bir yalnızlığa mahkûm etmektedir. Dış politikada pusulasını kaybetmiş bir gemi gibi rüzgârın estiği yöne savrulmak, bağımsız bir devlet için sürdürülebilir bir yol değildir.
ATLANTİK SİSTEMİNİN EKONOMİK İLLÜZYONU
Türkiye’nin dış politikasındaki bu salınımın arkasındaki en temel etken, ekonomi yönetiminin ve siyasi karar alıcıların Atlantik finans sistemine olan kronik bağımlılığıdır. Ankara, Batılı tefecilerden, Londra tefecilerinden gelecek sıcak parayı, IMF patentli reçeteleri ve uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının iki dudağı arasından çıkacak notları yapısal bir zorunluluk olarak görmektedir. Bu ekonomik teslimiyet, kaçınılmaz olarak siyasi tavizleri beraberinde getirebilir. Batı’dan gelecek birkaç milyar dolarlık borç uğruna, NATO zirvelerinde Atlantik projelerine imza atılmakta, bölge dışı aktörlerin Akdeniz ve Karadeniz’deki saldırganlıklarına zemin hazırlanmaktadır. Oysa Atlantik finans sistemi, sadece ekonomik bir sömürü aracı değil, aynı zamanda ulusal egemenlikleri tasfiye eden siyasi bir prangadır. Sıcak para peşinde koşarken egemenliğinden taviz veren bir anlayış, Türkiye’nin bölgesel bir güç olma imkanını daha baştan yok etmektedir. Ekonomik kurtuluşu Batı’nın borç tuzaklarında aramak, ülkeyi küresel merkezlerin şantajına açık hale getirmekten başka bir........
