Öldürülen Gazeteciler Günü'nde bir irdeleme
Çeşitli engeller nedeniyle yazılarıma ara vermek zorunda kaldığım üç haftanın ardından Türkiye'de basın özgürlüğü konusunda iki önemli etkinlik nedeniyle yeniden bilgisayar karşısına geçtim.
Belçika'da on yıllardır hem medya planında, hem de tiyatro başta olmak üzere kültürel planda takdirle izlediğimiz çalışmalar yürüten Bin Fikir'in kurucu ve yöneticileri Erdinç Utku ve Serpil Aygün, 12 Nisan Pazar günü Türkiye'de basın özgürlüğünün sürekli çiğnenmesine karşı bir panel düzenliyorlar.
Bundan üç yıl önce de, onların girişimiyle 8 Ocak 2023'te, Brüksel'in Schuman Meydanı'nda "Gazetecilik Suç Değildir" etkinliği düzenlenmiş, genç meslektaşlarımla birlikte Avrupa Birliği kurumlarının duvarlarına karşı "Özgür Basın Susturulamaz!", "Türkiye’de sansüre son, gazetecilere özgürlük!" diye haykırmıştık.
Önümüzdeki pazar günü de, saat 15'den itibaren Brüksel yakınındaki Tervuren'de, Parochiezaal Moorsel salonlarında düzenledikleri panelde Türkiye'de 24 Ekim 2025'den beri tutuklu bulunan Tele1 yönetmeni gazeteci Merdan Yanardağ'ın eşi yazar Sevim Kahraman Yanardağ, Tele1 Almanya temsilcisi Mehmet Tanlı, yazar Erdinç Utku ve karikatürist İsmail Doğan ile birlikte Türkiye'de basın özgürlüğü ihlallerini ve buna karşı mücadele olanaklarını konuşacağız.
İstanbul'da ise, "6 Nisan Öldürülen Gazeteciler Günü"nde Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Türkiye Gazeteciler Sendikası, Türkiye Yayıncılar Birliği, Türkiye Yazarlar Sendikası, PEN Yazarlar Derneği, DİSK Basın İş ile Çağdaş Gazeteciler Derneği, TGC Burhan Felek Konferans Salonu’nda bir araya gelerek halkın haber alma hakkına getirilen engellemelere, gazetecilere, yayıncılara, yazarlara yönelik baskı ve tutuklamalara karşı itirazlarını dile getirecekler.
Meslek örgütlerinin ortak çağrısında “67 gazetecinin öldürüldüğü bir ülkede gazetecilik yapıyoruz. Öldürülen meslektaşlarımıza adanan 6 Nisan Öldürülen Gazeteciler Günü’nde gazeteciliğin yaşatılması için bir araya geliyoruz. Halkın haber alma hakkı için, gazeteciliğin yaşatılması için tutuklu meslektaşlarımızı serbest bırakın çağrısı yapacağız" deniyor.
Yarım yüzyılı aşkın süredir üyesi bulunduğum Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin bu ortak girişimini tabii ki yürekten destekliyorum.
Ancak, Türkiye'nin sadece 67 gazetecinin öldürüldüğü bir ülke olarak nitelenmesi beni hayli şaşırttı...
Türkiye'de katledilmiş olan ilk gazetecinin, başyazarı olduğu Serbesti gazetesinde İttihat ve Terakki yönetimini eleştirdiği için 6 Nisan 1909'da Galata Köprüsü'nde kurşunlanarak öldürülen Hasan Fehmi olduğunda herhangi bir görüş ayrılığı yok.
Ne var ki, o tarihten bugüne dek geçen 117 yılda Türkiye'de ya da Türk Devleti'nin askersel müdahalelerde bulunduğu komşu ülkelerde katledilen gazetecilerin sayısı 67'nin iki misline ulaşıyor.
Bu faklılığın başlıca nedeni, hiç kuşkusuz, önceki yıllarda öldürülen gazeteciler anılırken Ermeni ve Kürt meslektaşlarımızın katledilmesinden asla bahsedilmemesidir.
Bu konuda ciddi araştırmalara dayanan ilk açıklamayı 2021 yılında Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu’nun (TGDP) sürgündeki temsilcisi Necati Abay yaparak 1909’dan itibaren katledilen gazeteci ve yazarlar üzerine şu ayrıntılı bilgiyi vermişti:
"Uzun yıllardır yapmakta olduğum araştırmaya göre 6 Nisan 1909’dan bugüne 112 yılda 124 gazeteci ve yazar öldürüldü.
"Gazeteci ve yazarların çoğu, 'faili meçhul' adı verilen, aslında devlet güçleri tarafından sokak infazlarıyla, gözaltında kaybetme saldırılarıyla yaşamlarını yitirdiler.
"Saldırıların odağında Türk basını, Kürt basını ve Ermeni basınından muhalif gazeteci ve yazarların bulunduğu görülüyor.
"Geleneksel devlet politikası gereği doğrudan cana kasteden bu saldırılar, düşünce ve ifade özgürlüğüne, basın özgürlüğüne, halkın haber alma hakkına yönelik saldırılardır.
"Gazeteci cinayetlerinde 1915 yılı, 1970’li, 80’li ve 90’lı yıllar belirgin olarak öne çıkıyor. Gazeteci cinayetleriyle tarihsel, toplumsal olgular arasındaki doğrudan bir bağ görülüyor.
"Türk basınından gazeteci ve yazarlar, çoğunlukla 70’li, 80’li, 90’lı yıllarda; Hrant Dink hariç Ermeni basınından gazeteci ve yazarlar 1915 yılında, Ermeni Soykırımı sürecinde, Kürt basınından gazeteci ve yazarların büyük çoğunluğu da 1990-1994 yılları arasında öldürüldü.
"24 Nisan 1915’te, İstanbul’da, gözaltı, tutuklama, tehcir (Çankırı’ya sürgün), Soykırım saldırısına maruz kalan 220 Ermeni ileri geleni, Ermeni halk önderi, Ermeni aydını arasında 32 gazeteci ve yazar da bulunuyordu. Hepsi gözaltı-sürgün saldırısında öldürüldü. Krikor Zohrab, Siamanto, Sarkis Minasyan, Armen Doryan, Rupen Zartaryan bunlardan bazılarıydı. Halen çoğunun mezarının nerede olduğu bile bilinmiyor. 19 Ocak 2007 tarihinde İstanbul’da Agos gazetesi genel yayın yönetmeni Ermeni gazeteci ve yazar Hrant Dink’in katledilmesiyle birlikte, öldürülen Ermeni gazeteci ve yazarların sayısı 33’e yükseldi.
"1990-1994 yılları arasında sömürgeci kirli savaşın yoğun olarak sürdüğü Kürt illerinde, Kürt basınından 18 gazeteci ve yazar, çok sayıda gazete dağıtımcısı öldürüldü.
"Musa Anter, Ferhat Tepe, Nazım Babaoğlu, Hüseyin Deniz, Hafız Akdemir Özgür Gündem gazetesinde çalışırken öldürülen Kürt gazeteci ve yazarlardan bazılarıdır.
"Çeşitli zaman kesitlerinde Türk basınından Sabahattin Ali, Recai Ünal, Abdi İpekçi, Çetin Emeç, Turan Dursun, Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı, Metin Göktepe gibi gazeteci ve yazarlar öldürüldü.
"Bu topraklarda devlet güçleri tarafından aralarında gazeteci ve yazarların da bulunduğu binlerce 'faili meçhul' cinayet işlendi. 'Faili meçhul' cinayetler aydınlatılmalı, tetikçilerin yanı sıra asıl olarak azmettirici devlet güçleri yargılanmalıdır."
TGDP'nin listesini, 23-24 Nisan 1962'de Lefkoşa'da katledilen Kıbrıs-Cumhuriyet Gazetesi sorumluları Ahmet Muzaffer Gürkan ve Ayhan Hikmet ile 2021'den sonra öldürülen gazetecileri de ekleyerek yazının sonunda veriyorum.
Bunlara ek olarak da, dostum Kadir........
