menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Aktivizm ile Gazetecilik

13 0
07.02.2026

Baştan söyleyeyim, aktivizm ile gazetecilik bir arada olmaz. Bu cümle sert, hatta rahatsız edici gelebilir. Özellikle baskı dönemlerinde, adaletsizliğin bu kadar görünür olduğu zamanlarda, gazeteciden yalnızca tanıklık değil, açık bir taraf olma beklentisi de yükselir. “Bu kadar açık bir kötülük varken nasıl tarafsız kalırsın?” sorusu sıkça sorulur. Ancak tam da bu yüzden bu iki kavramı birbirinden ayırmak gerekir. Gazetecilik, taraf olma arzusuyla değil, hakikate sadakatle var olur. Aktivizm ise baştan bir taraf seçer ve o taraf adına konuşur. Aynı bedende ikisi birden yaşadığında, birinin doğası mutlaka zarar görür.

Gazetecinin temel sorumluluğu, olan biteni olduğu gibi aktarmaktır. Bu “olduğu gibi” ifadesi sanıldığı kadar basit değildir. Çünkü gazeteci, tanıklık ettiği gerçekliği süzgeçten geçirir, bağlam kurar, doğrular, karşılaştırır. Görünenle yetinmez, görünmeyeni araştırır. Aktivist ise doğrulamaktan çok savunur, bağlam kurmaktan çok çağrı yapar. Gazeteci soru sorar, aktivist cevap verir. Gazeteci şüphe duyar, aktivist emin olur. Bu iki zihinsel hal aynı anda sürdürülebilir değildir. Şüpheyle hareket eden biri, emin olmayı bir erdem sayan bir dil kuramaz.

Aktivizm meşru ve gereklidir. Toplumsal değişimin itici gücü çoğu zaman aktivistlerdir. Ancak aktivizmin meşruiyeti, gazeteciliğin meşruiyetiyle aynı yerden beslenmez. Gazeteci, inandığı bir davanın haklılığını ispatlamak için değil, gerçeğin........

© Anayurt