Karar alan, bedeline de katlanır yaklaşımı
Çünkü karar sadece bir tercihten ibaret değildir; aynı zamanda o tercihin getireceği yükü de omuzlamaktır. Günümüzde ise insanlar çoğu zaman karar almanın gücünü istiyor ama sonuçlarının sorumluluğunu taşımak istemiyor.
Bir çiftçi düşünün. Tarlasına ne ekeceğine kendisi karar veriyor. Eğer buğday yerine mısır ekiyorsa, bunun sebebi kendi hesabı, kendi beklentisi ve kendi tercihidir. Hasat zamanı ürün bol çıkarsa mutlu olur. Fakat ürün beklediği kadar verimli olmazsa sürekli başkalarını suçlamaya başlarsa burada bir sorun vardır. Çünkü tohumu toprağa atan da kendisidir.
Aslında bu sadece tarla işi değildir. Evde, işte, siyasette, ekonomide ve günlük yaşamın her alanında aynı durum geçerlidir.
Bir aile düşünelim. Bütçesi belli olduğu hâlde gelirinin çok üzerinde harcamalar yapıyor. Kredi kartları artıyor, borçlar büyüyor. O günlerde yapılan alışverişler keyif verebilir. Yeni eşyalar almak, ihtiyaç dışı harcamalar yapmak insana iyi hissettirebilir. Ama birkaç ay sonra ödeme zamanı geldiğinde "Bu borçlar nereden çıktı?" demenin pek anlamı kalmaz. Çünkü karar alınmıştır ve şimdi sıra bedeline gelmiştir.
İş hayatında da durum aynıdır. Bir şirket patronu kısa vadeli kazanç uğruna kalitesiz üretim yapmayı tercih edebilir. İlk günlerde maliyet düşebilir, kâr artabilir.........
