Bir çay koy evlat, sil baştan başlıyoruz
Takvim yaprakları değişir, saatler sıfırlanır. Aslında her gün hayata yeniden başlıyoruz; gözlerimizi açtığımız o ilk an, bembeyaz bir sayfanın habercisidir. Ancak çoğumuz bu yeni sayfayı dünden kalan karalamalarla, bitmemiş hesaplaşmalarla ve ağır bagajlarla doldururuz. Gerçek bir başlangıç, güneşin doğmasıyla değil, ruhun dünden özgürleşmesiyle mümkündür. Hayat her an yenilenir ve eğer gerçekten izin verirsek, bizi de büyük bir coşkuyla yeniden başlatır.
İşte tam bu eşikte, kulaklarımızda o tanıdık, o isyankâr ama bir o kadar da umut dolu melodi çınlamaya başlar. Şebnem Ferah’ın o muazzam sesiyle haykırdığı gibi: "Sil baştan başlamak gerek bazen, hayatı sıfırlamak..." Bu, sıradan bir şarkı sözü değil, bir varoluş manifestosudur.
Bizim burada kastettiğimiz "yeniden başlamak", sadece bugünü yaşamak değil, geçmişin o omuzlarımızı çökerten ağır yükünü, tam da ait olduğu yerde, geçmişte bırakabilmektir. Bu yük bazen bizi aşağı çeken bir kişi, bazen yıllarımızı verdiğimiz ama artık ruhumuzu daraltan bir kurum, bazen de yürüdüğümüz ama sonu çıkmaz sokağa varan bir iş süreci olabilir. Onları, onlara ait tüm kırgınlıkları, başarısızlıkları ve........
