Belirsizliğin maliyeti: ABD/İsrail-İran çatışması ve küresel ticaret
Kırklareli Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Taha Eğri, ABD/İsrail-İran eksenli çatışmanın küresel ticaret, enerji güvenliği ve jeoekonomik dengeler üzerindeki etkilerini AA Analiz için kaleme aldı.
Küresel salgın ile Rusya-Ukrayna Savaşı'ndan sonra ABD/İsrail-İran eksenli çatışma, modern küresel ticaretin ne kadar kırılgan ve birbirine bağımlı bir ağ üzerine kurulu olduğunu açık biçimde tekrar ortaya koymuştur. Bölgesel nitelikte başlayan askeri gerilim kısa sürede enerji piyasaları, deniz taşımacılığı, sigorta maliyetleri, gıda güvenliği ve gelişmekte olan ekonomilerin dış finansman koşulları üzerinde çok katmanlı bir baskı üretmiştir. Bu nedenle söz konusu kriz, yalnız Orta Doğu merkezli bir güvenlik meselesi olarak değil, küresel ticaretin maliyet yapısını ve risk algısını dönüştüren bir jeoekonomik kırılma olarak değerlendirilmelidir.
Hürmüz Boğazı ve küresel ticaretin kırılganlığı
Krizin merkezinde Hürmüz Boğazı yer almaktadır. İran ile Umman arasında uzanan bu dar deniz geçidi, küresel enerji ticaretinin en önemli darboğazlarından biridir. Hürmüz üzerinden sadece ham petrol değil, aynı zamanda sıvılaştırılmış doğal gaz, rafine ürünler, gübre ve gübre üretiminde kullanılan girdiler de taşınmaktadır. Bu nedenle Boğaz’daki her türlü aksama, petrol fiyatlarında geçici dalgalanmaların çok ötesinde sonuçlar doğurmaktadır. Birleşmiş Devletler Ticaret ve Kalkınma Örgütünün değerlendirmelerine göre Hürmüz, küresel deniz yoluyla taşınan petrol ticaretinin yaklaşık dörtte birini ve önemli miktarda LNG ile gübre ticaretini taşımaktadır. Dolayısıyla burada oluşan risk, üretim zincirinin enerji, tarım, sanayi ve lojistik halkalarına aynı anda yansımaktadır.
Çatışmanın en görünür etkisi enerji fiyatları üzerinden ortaya çıkmıştır. Dünya Bankası, 2026 yılında ortalama enerji fiyatlarını yukarı yönlü olarak belirgin bir artışla güncellemiş, Brent petrol fiyatının yıl ortalamasına ilişkin tahminlerini yukarı yönlü revize etmiştir. Bu tablo, enerji ithalatçısı ekonomiler için cari açık, enflasyon ve üretim maliyeti baskısı, enerji ihracatçısı alternatif üreticiler açısından ise, geçici gelir artışı anlamına gelmektedir. Ancak küresel ticaret açısından asıl sorun, fiyat artışının kendisinden ziyade fiyatların hangi seviyede istikrar kazanacağının öngörülememesidir. Firmalar, enerji maliyetlerini hesaplayamadıklarında yatırım, üretim ve sevkiyat kararlarını ertelemekte bu da ticaret hacminin yavaşlamasına yol açmaktadır.
Bu süreç, “belirsizlik maliyeti” kavramını küresel ticaretin merkezine yerleştirmiştir. Hürmüz Boğazı tamamen kapalı olmasa dahi, geçiş güvenliğine ilişkin kuşku, taşımacılık maliyetlerini artırmaktadır. Gemilerin beklemesi, rota değiştirmesi, daha yüksek güvenlik önlemleri alması veya savaş riski sigortası yaptırmak zorunda kalması, ticaretin görünmeyen maliyetlerini büyütmektedir. Deniz taşımacılığında savaş riski sigortasının yeniden fiyatlanması fiili bir ambargo kadar güçlü bir etki yaratmaktadır.........
