menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Fransa’nın Güney Kıbrıs’taki askeri ve siyasi varlığının altında ne yatıyor?

12 0
19.06.2026

Uluslararası Kriz Araştırmaları Merkezi Başkanı ve Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Şahin, Fransa’nın Güney Kıbrıs stratejisinin arka planını AA Analiz için kaleme aldı.

Fransa’nın Güney Kıbrıs’taki askeri ve siyasi tahkimatı, yerel bir savunma tercihinden ziyade, Paris’in küresel ölçekteki stratejik geri çekilme ve yeniden konumlanma arayışının bir tezahürü olarak değerlendirilebilir. Geleneksel etki alanları olan Sahel (Afrika) ve Levant (Suriye ve Lübnan) bölgelerinde yaşanan sistematik güç erozyonu, Fransa’yı Avrupa’nın Güney Kuşağı doktrini çerçevesinde Doğu Akdeniz’i merkezi bir operasyonel üs haline getirmeye zorlamıştır. Zira Fransa’nın temel güvenlik kaygısı artık Fas’tan Lübnan’a kadar uzanan Avrupa’nın Güney Kuşağı’ndan (düzensiz göç, insan kaçakçılığı, terörizm ve iç savaşlar) gelen istikrarsızlık ve tehdittir.

Fransa güç mü kaybediyor?

Fransa, 2026 perspektifinden bakıldığında, Afrika ve Levant bölgelerinde tarihinin en sert stratejik gerilemelerini yaşamaktadır. Mali ve Burkina Faso’dan sonra Nijer’deki yönetimin Fransız birliklerini sınır dışı etmesi, Fransa’nın Sahel üzerindeki güvenlik mimarisini çökertmiştir. Aynı dönemde Suriye’de Baas rejiminin çökmesiyle oluşan yeni siyasi tabloda bu defa Fransa, tarihsel Lübnan-Suriye nüfuzunu korumakta zorlanmaya başlamıştır.

Paris, bu kayıpları dengelemek için Doğu Akdeniz’i ikinci bir savunma hattı ve lojistik projeksiyon merkezi olarak kurgulamaya yönelince, Fransa’nın deniz aşırı stratejisinde ve bölgesel güç projeksiyonunda Güney Kıbrıs’ın jeopolitik değeri artmıştır. Tespit edilebildiği kadarıyla Fransa, Ada'daki askeri varlığını (Mari Deniz Üssü ve Andreas Papandreou Hava Üssü) üç ana eksen üzerinden tahkim etmektedir. Bunlardan birincisi, Suriye’deki rejim değişikliği sonrasında ortaya çıkan kırılgan güvenlik ortamında radikal örgütlere karşı hızlı müdahale kapasitesini muhafaza etmek ve Lübnan üzerindeki tarihsel nüfuzunu Kıbrıs üzerinden sürdürmektir. İkincisi, Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon kaynaklarının güvenliğini sağlamak, Avrupa’nın enerji ve göç hatlarını korumak ve bu çerçevede Türkiye’nin deniz yetki alanlarına ilişkin politikalarına karşı bölgesel denge oluşturma amacıdır. Üçüncüsü ise Sahel ve Kuzey Afrika’da gerileyen Fransız nüfuzunu telafi etmek, Libya başta olmak üzere bölgedeki gelişmeleri yakından takip etmek ve Afrika’ya yönelik askeri, lojistik ve istihbari faaliyetler için Güney Kıbrıs’ı ileri bir harekât ve destek merkezi olarak kullanmaktır.

Şurası bir gerçektir ki, Doğu........

© Anadolu Ajansı Analiz