menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Eğitimde algılar ve veriler: Türkiye'nin PISA karnesi bize ne söylüyor?

13 0
12.06.2026

İstanbul Medipol Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi'nde Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi alanında Öğretim Üyesi Doç. Dr. Faik Tanrıkulu, Türkiye’nin Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı’ndaki (PISA) konumunu ve bu durumun ne ifade ettiğini AA Analiz için kaleme aldı.

Türkiye’de eğitim meselesi, kamuoyunun en fazla tartıştığı alanlardan biri. Zaman zaman sosyal medyada, televizyon tartışmalarında veya gündelik siyasi polemiklerde eğitim sistemi üzerinden sert eleştiriler yapılıyor. Elbette eğitim gibi toplumun tamamını ilgilendiren bir alanda eleştiri doğaldır, hatta gereklidir. Ancak eğitim politikalarını değerlendirirken kısa vadeli gözlemlerle, münferit örneklerle ya da sosyal medyada öne çıkan olumsuzluklarla hüküm vermek bizi çoğu zaman eksik ve yanıltıcı sonuçlara götürebilir.

Çünkü eğitim; sağlık, ulaştırma veya altyapı gibi alanlardan farklı olarak sonuçları hemen görülebilen bir politika sahası değil. Bir hastane yatırımı, yol, köprü, havaalanı ya da şehir hastanesi yapıldığında bunun topluma yansıması kısa sürede görülür. Vatandaş hizmete erişir, fiziki kapasiteyi fark eder, somut değişimi günlük hayatında hisseder. Oysa eğitimde yapılan bir müfredat değişikliğinin, öğretmen niteliğine yönelik bir yatırımın, dijital öğrenme platformlarının, mesleki eğitimi güçlendiren politikaların veya erken yaşta beceri gelişimine yönelik adımların sonuçları ancak yıllar içinde ortaya çıkar.

Algıların ötesinde bir başarı hikayesi

Eğitim uzun soluklu bir inşa sürecidir. Bugün yapılan bir yatırımın sonucu, bazen on yıl sonra Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) verilerinde, iş gücü piyasasında, üniversite başarısında, teknoloji üretiminde veya toplumsal hareketlilikte görünür hale gelir. Bu nedenle eğitimde “hemen sonuç” beklentisi çoğu zaman gerçekçi değildir. Asıl mesele, sistemin doğru yönde ilerleyip ilerlemediğini anlamaktır. İşte burada uluslararası karşılaştırmalar, özellikle de Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ve PISA verileri önemli bir ayna işlevi görmektedir.

Nitekim OECD Genel Sekreteri Mathias Cormann’ın Türkiye’ye ilişkin son açıklaması, eğitim tartışmalarında çoğu zaman gözden kaçan bu uzun vadeli perspektifi hatırlatması bakımından son derece önemlidir. Cormann, Türkiye’nin PISA sonuçlarına atıfla, “son on yılda doğru yönde eğilim gösteren az sayıdaki ülkeden biri” olduğunu belirtmiş ve bir sonraki PISA için gelen verilerin de Türkiye’deki olumlu eğilimin devam ettiğini gösterdiğini ifade etmiştir. Daha da önemlisi eğitimin gelirleri, verimliliği ve yaşam standartlarını iyileştirmenin en etkili yollarından biri olduğunu ancak bu alandaki olumlu değişimin etkisini göstermesinin........

© Anadolu Ajansı Analiz