Peygamberi devre dışı bırakarak Kur’an’ı anlamak mümkün mü?
Bir gün biri çıkıp size şöyle dese: “Kur’an elimizde. Peygamber’e ihtiyacımız yok. Hadislerin tamamını bir kenara bırakalım. Herkes Kur’an’ı kendisi anlasın.”
İlk anda kulağa özgürleştirici gelebilir. Hurafelerden kurtuluyoruz sanırsınız. Din adına uydurulan sözleri temizliyoruz zannedersiniz. Fakat tam burada durup şu soruyu sormak gerekir:
Kur’an’ı gönderen Allah, neden o Kur’an’ı açıklayacak, yaşayacak ve insanlara örnek olacak bir Peygamber gönderdi?
İşte meselenin düğümlendiği yer burasıdır.
Bugün sosyal medyada iki uç aynı anda büyüyor. Bir tarafta Peygamber Efendimize ait olmayan sözleri hadis diye anlatan, zayıf ve uydurma rivayetleri dinin değişmez hükümleri gibi sunanlar var. Diğer tarafta ise bu istismara haklı olarak tepki gösterip “Bize Kur’an yeter” diyerek işi Peygamber’in sünnetini ve örnekliğini bütünüyle devre dışı bırakmaya götürenler bulunuyor.
Birinci yanlış, ikinci yanlışa zemin hazırlıyor. Fakat bir yanlışın varlığı, diğer yanlışı doğru hâle getirmez.
Önce hakkaniyetli olalım: Uydurma hadis vardır. İslam tarihinde siyasi mücadelelerden mezhep çatışmalarına, şahsi menfaatlerden taassuba kadar çeşitli sebeplerle Peygamber’e ait olmayan sözler ona nispet edilmiştir. İslam âlimleri bunu görmezden gelmemiş; ravileri araştırmış, isnadları incelemiş, rivayetleri karşılaştırmış ve hadisleri sıhhat bakımından değerlendirmiştir.
Dolayısıyla “Bu hadis sahih mi?” diye sormak din düşmanlığı değildir. Tam tersine, sünneti korumanın şartlarından biridir.
Ama uydurma hadisi reddetmek başka, hadisleri toptan reddetmek başka şeydir.
Bütün hadis mirasını bir kalemde çöpe attığınızda yalnızca bazı rivayetleri değil; Peygamber’in sözlerine, uygulamalarına, açıklamalarına ve hayatına ulaşmamızı sağlayan tarihsel aktarımı da büyük ölçüde devre dışı bırakırsınız.
İşte asıl tehlike burada başlar.
Allah bize yalnızca bir kitap göndermemiştir. Bir Peygamber göndermiştir.
Vahiy soyut bir metin olarak bırakılmamış; Hz. Muhammed’e indirilmiş, onun tarafından okunmuş, açıklanmış, öğretilmiş ve yaşanmıştır. Nahl 44. ayet Peygamber’in kendisine indirileni insanlara açıklamasından söz eder. Ahzâb 21. ayet ise onu müminler için “güzel bir örnek” olarak gösterir.
Öyleyse “Biz Kur’an’ı kabul ederiz ama Peygamber’in açıklamasına ve örnekliğine ihtiyacımız yok” demek, Kur’an’ın kurduğu peygamberlik ilişkisini görmezden gelmektir.
Çünkü Kur’an yalnızca okunacak bir metin değil, yaşanacak bir vahiydir.Ve onu yaşayan ilk insan Peygamber’dir.
Bunu anlamanın en kolay yolu ibadetlere........
