menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Cumhuriyet Neydi ?

10 0
28.10.2026

Olanla ölene çare yok derler, ama nasıl oluyor da bu kadar “altta kalanın canı çıksın” şartlarında  yaşamaya zorlanmaktan ve daha kötüsü bu durumdan çıkış için bir araya gelememekten rahatsızlık duymuyoruz ?

Hayatlarımız bu kadar başkalarına bağlıyken, başımıza gelen musibetlerin  de başkalarına bağlı olmaması mümkün mü ?

Gemisini kurtaran kaptanlarla, bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasıncılarla geldiğimiz ve soluduğumuz atmosfer kimin eseri acaba ? Kim hangi pencereden bakarsa baksın memnuniyetsizlikler diyarı olduğumuz kesin…  

Ezen ezileni, sömüren sömürüleni, soyan soyulanı, yöneten yönetileni  yalan, riya ve rüşvet  araçlarıyla, keyfi hukukun ve zorun gücüyle kendisine, dolayısıyla bu düzene tabi kılmanın yollarını döşemeleri dışındaki seçenekler işlerine gelmiyor belli ki.

Tamam onlar öyle, ya dışlananlar, horlananlar, hakkı hukuku tanınmayan muhtaç hale getirilip hayatı dar edilenler ? Ve de  onlar adına siyaset sahnesinde boy gösterip, kendi merkezinde birlik çağrısı yapmak dışında kalıcı politikalar üretemeyenler ? Gerçek o ki siyasi irade artık “havuç sopa” “böl yönet” “dış destek” “her yol mübah”… neye başvursa çıkış yolu bulamıyor. O nedenle kendi kuyusunu kazdığını düşündüğü herkese ve her yere saldırıyor.

Karşımızda toplumu yoksullaştırmakla kalmayıp,  eşit haklar ve özgürlükler taleplerini işine geldiği gibi bastıran, emperyalizmin taşeronluğu ve kapital hegemonyası uğruna yaşam alanlarını ve doğayı talan eden ve bu yolla siyasal islam hayallerini gerçekleştirmeyi hedefleyen tek adam yönetiminin keyfiyetine bağlanmış bir yönetim anlayışı var.

Öğrenci Bakanı istifaya davet edemez, Baro Başkanı Adayı Avukat yandaş Yargıç ve Savcılardan hesap soracağız diyemez, Gazeteci yansız haber yapamaz, Mühendis eleştiremez, bilim insanı sessiz, üretimden gelen........

© Akdeniz Gerçek