Akkuyu Nükleer Santrali'nin yüzde yüzü 2125 yılına kadar Rusya'ya ait olacak
IMF UZMANLARININ HAZIRLADIĞI VE TURGUT ÖZAL'IN UYGULADIĞI EKONOMİK PROGRAMI TÜRKİYE'DEKİ TARIM VE HAYVANCILIK SEKTÖRLERİNİ ÖLDÜRMÜŞTÜ...
BU PROGRAM TÜRKİYE'DEKİ TURİZM VE İNŞAAT SEKTÖRLERİNİ CANLANDIRMIŞTI!
1977 genel seçimlerinde İzmir'den Necmettin Erbakan liderliğindeki Millî Selamet Partisi adayı olarak seçime girdi ancak başarılı olamadı. Turgut Özal, 1979'da, Adalet Partisi lideri Başbakan Süleyman Demirel'in azınlık hükûmetinde başbakanlık müsteşarı olarak göreve başladı ve 12 Eylül 1980 askeri darbesine kadar bu görevde bulundu. Turgut Özal, Müsteşar olarak, Türkiye'ye neoliberal politikaları getiren '24 Ocak kararları' olarak bilinen ekonomik değişim ve düzeltme sürecinde önemli bir rol oynadı.
7 Eylül 1946 öncesinde 1 Amerikan Doları 1,80 Türk Lirasıydı...7 Eylül 1946 devalüasyonuyla birlikte 1 Amerikan Doları 2,80 Türk Lirası olmuştu...
24 Ocak 1980 Kararları aslında International Monetary Fund, IMF uzmanları tarafından ABD'nde hazırlamıştı; Turgut Özal'a bu kararları uygulamak düştü...
Kamu İktisadi Teşebbüsü (KİT)” kavramı ülkeden ülkeye değişmekle birlikte, genel olarak kamusal kaynakları kullanmak suretiyle ekonomik alanda faaliyet gösteren “Devlet Kuruluşları”nı ifade etmek üzere kullanılmaktadır.
24 OCAK 1980 EKONOMİK PROGRAMI, GÖREV ZARARI VEREN, DEVLETİN ARALIKSIZ OLARAK, SÜREKLİ OLARAK VATANDAŞTAN TOPLADIĞI VERGİLERİ AŞILAYARAK YAŞATTIĞI TÜM DEVLET KURUMLARININ ÖLDÜRÜLMESİNİ DE AMAÇLIYORDU!
24 Ocak 1980 Kararları'na göre Türk Lirası % 48,62 oranında değer kaybetti...1 Amerikan Doları 70 Türk Lirası oldu...
Turgut Özal 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra 1977-1980 yılları arasında Deniz kuvvetleri Komutanı olarak görev yapan emekli Oramiral Bülend Ulusu tarafından kurulan hükûmette ekonomiden sorumlu başbakan yardımcılığı görevini üstlenerek ekonomik reformları uygulamaya devam etti...
Turgut Özal'ın uyguladığı "EKONOMİK PROGRAM"la birlikte Türkiye kendi halkını kendi tarım ve hayvancılık ürünleriyle besleyebilen 7 ülkeden biri olma ünvanını kaybetti...
Tarım ve hayvancılık sektörleri öldürüldü ve onların yerine turizm ve inşaat sektörleri teşvik edildi...
Bereketli, verimli tarım arazilerinde oteller ve konutlar yükseldi...
Müteahhitler süper zengin oldu...
Çiftçi, tarım ve hayvancılık sektörlerinden elde ettiği gelirle hayatını sürdüren herkes feda edildi, adeta feci şekilde cezalandırıldı...
Koç Holding'in çiftliği Harranova da bile besicilikten çekilme kararı alındı...
Koç Grubu'nun Harranova Besi İşletmesi de mevcut hayvanlarını sattıktan sonra sektörden çekilmeye karar verdi.Yıllık 13 bin 250 büyükbaş kapasiteli Harranova işletmesinde 2011'de 8 bin baş hayvan besideydi. Bu hayvanlar besi süresini tamamlayıp kesildikten sonra yerine yeni hayvan alınmayacak...
"Besicilik bitti" diyen Harranova AŞ Besi İşletmesi Yönetim Kurulu Murahhas Üyesi Güçlü Toker, konuya ilişkin olarak ALİ EKBER YILDIRIM'a (DÜNYA GAZETESİ) şu bilgileri vermişti:
"Banvit gibi biz de çiftliğimize yeni besi hayvanı almıyoruz, alamıyoruz.Çünkü, bugünkü ithalat politikasıyla besi hayvanı almak demek yüzde 30-50 zarar etmek demek. Piyasada ithal karkas etin kilosu 10-12 liradan satılırken bizim besicilik yapmamız olanaksız. İthal edilen besi hayvanının canlı olarak kilosu 7.5-8 liradan alınsa bile besi sonrası 10-11 liraya mal edilemiyor. En az 13-14 liraya geliyor. İthal karkas etin kilosu 10- 12 liradan satıldığına göre besicilikten para kazanmak mümkün mü? İster yerli besi hayvanı alın, isterse ithal alın, maliyetiniz karkas etin üstünde kalıyor. Bir de risk alarak bu hayvanları besliyorsunuz. Besi yapanlar piyasa koşullarına göre yüzde 30 ile yüzde 50 oranında zarar ediyor. Hiç kimse zararına bu işi yapmaz. Bu nedenle uygulanan ithalat politikası ile besicilik bitti."
Besiciliğin yapılamaz hale geldiği bir dönemde sıfır faizli kredi vermenin de anlamı olmadığını vurgulayan Toker, önlem alınmazsa krediyle yatırım yapanların büyük zarara uğrayacağını söyledi. Hayvancılığa verilen sıfır faizli kredinin 3 milyar liraya ulaştığını hatırlatan Güçlü Toker, "Bu şartlarda kredi vererekyatırım yaptırmak ne kadar mantıklı? Yatırım maliyetini bir yana bırakalım. Yeni yatırım yapanlar para verip hayvan alacak.Aldığı hayvanı besleyecek ve piyasada satacak. Bundan zarar ederse geri ödemesini nasıl yapacak? Yeni hayvan nasıl alacak? Hesap ortada. Piyasada 10 liradan et satılırken besicilik yaparak para kazanmak mümkün değil. Kredi alanları uyarmak gerekir. Bu işten para kazanmanız mümkün değil. Bizim gibi büyük işletmeler sürdüremezken küçük işletmelerin besicilik yapması mümkün değil" diye konuştu.
"Sütçüler de olumsuz etkilenecek"
Besicilikte yaşanan sıkıntıların süt, tavuk ve yem sektörünü de doğrudan etkileyeceğini anlatan Güçlü Toker, "Süt hayvancılığı yapanların gelirinin ortalama yüzde 15'i buzağı satışından geliyor. Besiciler bu işi bırakırsa buzağı fiyatı düşer ve sütçülerin gelirinde ciddi azalma olur. Yem tüketimi azalacağı için yem sektörü etkilenir. Tavukçuluk sektörü de olumsuz etkilenir. Yerli üretimi bir yana bırakarak 10 liradan ithal et satarsanız tavuk etinin de fiyatı düşer ve sektör olumsuz etkilenir" görüşünü dile getirdi.
Yakın zamanda Türkiye'nin ISO 22000 Gıda Güvenliği Yönetim Sistem Belgesi'ni alan ilk çiftlik olan Efeler Çiftliği'nin yöneticisi Söktaş Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hilmi Kayhan, besi işletmelerinin havlu atması ile buzağı satış fiyatının düşeceğini belirterek 2011'de DÜNYA'ya şu bilgileri vermişti:
"Dünyada gıda ve yem fiyatlarında bir artış trendi var. Hammadde fiyatı artarken bir yandan da içerdeki koruma devam ediyor. Bu nedenle hammaddeyi iki misli fiyata alıyoruz. Yonca bulamıyoruz, soya üretimi yetersiz. Soya, mısır, arpa gibi temel hammaddeleri pahalıya alırken çiğ süt fiyatında bir artış yok. Buzağı satışından da kayıplarımız olursa, ki bu şartlarda öyle olacağı görünüyor, süt sektörü de bu gelişmelerden olumsuz etkilenecektir. Ben 2011'i bu anlamda hiç iyi görmüyorum. Zor günler bizi bekliyor."
İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Üyesi ve Etçiler AŞ Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Bülent Arman, piyasadaki gelişmeleri önceden görerek 1.5 seneden beri besi hayvanı almadıklarını belirtti. Arman, "Bugünkü şartlarda işletmesine besi hayvanı alanlara madalya takmak lazım. Herkes ithal et kullanıyor. Bugün hayvan kesen yer bulunamıyor. Şubatta besi hayvanları kesime gelecek ama kimse almak ve kesmek istemiyor. Böyle bir durum hiç yaşanmamıştı.Elinde az da olsa besi hayvanı olanlar zararına da olsa kesecek. Çünkü kesime gelmiş bir hayvanı elde tutmak zarar. Yerine yenisi konulamayacak. Asıl tehlike budur. Bu nedenle biz İzmir Ticaret Borsası olarak önerdik. Ette gümrük vergisi artırılarak yerli üretimin sürdürülebilir kılınması gerekiyor. Yerli et ile ithal et arasında 4-5 lira fark olursa besicilik yapılamaz" diye konuştu.
Hayvancılık sektörü, uygulanan ithalat politikasının besiciliği yapılamaz hale getirdiğini, besicilik yerine karkas et ithalatının daha cazip olduğunu, bu nedenle üreticinin rekabet edebilmesi ve besiciliğin yaşaması için karkas et ithalatında yüzde 30 olan gümrük vergisinin en az yüzde 60 seviyesine çıkarılmasını talep ediyordu...
(2011'de) Besi işletmeleri bir bir kapanırken, Et ve Balık Kurumu (EBK) 10 bin baş besi hayvanı ithal etti. İthal edilen hayvanlar daha önce kayıt yaptıran yatırımcılara en az 50 baş almak şartı ile satılıyor.
Daha önce de 5 bin baş besi hayvanı ithal eden EBK'nın besi hayvanı ithalatı 15 bin başa ulaştı. Gelişmeleri DÜNYA'ya değerlendiren EBK Genel Müdürü Bekir Ulubaş, 5 bin baş besi hayvanının Mersin'e ve 5 bin baş hayvanın da Derince Limanı‘na getirdiklerini belirterek ithal besi hayvanlarını üreticilere kilosu 8 liradan satışına başladıklarını söyledi. Et işleyerek satış yapanlar için besiciliğin cazip olmaktan çıktığını kabul eden Bekir Ulubaş, "Et işleyerek satanlar için elbette ithal et almak daha karlı. Fakat besicilik yapılamaz değil. Biz ithal ettiğimiz 250 kiloluk danayı canlı olarak kilosunu 8 liradan satıyoruz. Bu, iki yıl önceki fiyatla aynı. Özel sektör besi danasını 8-8.5 liradan veriyor. Bugün 10 aylık besi sığırını 8 liradan alan birisi için eğer karkas eti 14 liraya satabiliyorsa bu sürdürülebilir bir fiyattır. Çünkü, 8 liraya aldığı besi sığırını 11 liraya mal edebilir.
Karkas ağırlığı ortalama 350 kiloya taşırsa bu işten para kazanır. EBK'da ortalama karkas ağırlık 287 kilodur. Ama biz 150 kilo ağırlığında dişi hayvanda alıyoruz, 350 kilo erkek dana da alıyoruz. Bu nedenle ortalama düşüyor. Besici, ortalama karkas ağırlıkta 350-400 kiloya ulaşır. Biz 350 kilo kabul edersek, kilosunu 11 liraya mal ettiği hayvanı kilosu 13 liradan satsa 700 lira kazanır, 14 liradan satsa 1 milyar kazanır. Hayvan başına ortalama 800 lira kazansa 20 hayvanı olan bir besici 16 bin lira kazanır. İkinci besiyi yapsa bir yılda 32 bin lira eder. Bugün bir mühendis ayda 2 bin lira alır yılda 24 bin lira eder. Besicilik daha karlı. Yalnız tekrarlıyorum, besi materyalini 7.5-8 liradan alması lazım. Daha........
