menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sonuncu büyük Türk aydını: İlber Ortaylı

13 0
14.03.2026

Ölümsüzlük gömleğini erken giyen çok değerli aydınımız: İlber OrtaylıBUNDAN SONRA KİTAPLARIYLA, VİDEO KAYITLARIYLA, MAKALELERİYLE REHBERİMİZ OLACAK OLAN İLBER ORTAYLI, TÜM TÜRK TARİHİNİN EN DEĞERLİ AYDINLARINDAN BİRİYDİ...HİÇBİR ZAMAN BIRAKTIĞI BOŞLUK DOLDURULAMAYACAK OLAN, İLBER ORTAYLI HAKKINDA O'NUN YÜCELİĞİYLE KIYASLANDIĞINDA ÇOK MÜTEVAZI VE NAÇİZANE KALACAK BİRKAÇ SATIR...İLBER ORTAYLI'NIN TAVSİYE ETTİĞİ VE ARALARINDA ABD VE UZAKDOĞU SİNEMASININ OLMADIĞI 26 ŞAHESER FİLMİN LİSTESİ...Eğitim dili Fransızca olan Galatasaray Üniversitesi’nde yaşanmış gerçek bir hikayedir.İlber Ortaylı Fakültede tarih dersi vermektedir ve bir öğrenciye inanılmaz bir ayar vermiştir.İlber Hoca dersin bir bölümünde kitaptan makale okumaya başlar.Okulun eğitim dili sebebiyle Fransızca okuyan İlber Hoca, normal konuşmasından biraz daha yavaş bir şekilde kitabı okumaktadır.Fırlama ve bir o kadar da ukala olan öğrencilerden birisi el kaldırır ve söz ister;- Hocam isterseniz kitabı verin ben okuyayım, dersi daha hızlı işlemiş oluruz, der kinayeli,alaycı,iğneleyeci ve ironik bir gülüşle.Tavrını hiç bozmayan İlber Ortaylı öğrencisini kitabı okumak için kürsüye davet eder.Kendinden emin tavırlarla kürsüye gelen öğrenci kitabı açar ve karşılaştığı manzarayla adeta yerin dibine girer.Kitap Almancadır ve İlber Hoca eş zamanlı olarak anında Fransızcaya çevirerek okumaktadır.

Prof. Dr. İlber Ortaylı:“Sopayı diksen filiz verecek şu topraklarda hala sürünüyorsak, açsak, yorgunsak iki sebebi var; cehalet ve ihanet…”

“Erbil ve Kerkük Türklerini görmezden gelemeyiz”"Bu ülkede okullarda zorunlu 'dün' dersi verilmeli, çabuk unutuyoruz."“Ben ‘Türkiyeli’ falan değilim, Türk’üm...Ben kendime Türk demek için ne hükümetten, ne başka birinden izin alırım.Benim kimliğimi hükümetler tayin edemez!""Atatürk'ün çok istediği bir şey var: Türkler hükmetsin istiyor zamanlara, mekanlara, bunu istiyor. Milliyetçiliği de budur. Milliyetçidir, hakikaten Türkçüdür. Türk ismini kullanır, bu konuda hakikaten hiçbir tavizi yoktur. Onu söyliyeyim size. Türkçü de bir nesil yetiştirmiştir. Atatürk, Türk Milletinin menfaatlerini herşeyin üstünde tutmuştur. Sığınmacı politikası da bellidir. Hiçbir ilin, ilçenin, kasabanın nüfusunun %10 dan fazlasına sığınmacı iskanına izin vermemiştir.""Nasıl ki, Fransa'nın ismi Fransa ise ve orada ayrılıkçı Korsika'nın {K} sı bile geçmez ise, burada da Vatanın adı Türkiye'dir ve Ben Türkiyeli değilim, Türk'üm."“Arapça küfür duysa, elini açıp âmin diyecek cahil çok memlekette. O yüzden Türkçeye sahip çıkalım ki cahiller üremesin.”Prof. İlber Ortaylı Türkiye'nin Sevilen Yüzü Cumhuriyetçi Atatürkçü Ülkesini Seven Bir İnsandı , ileri seviyede Almanca, Fransızca, İngilizce, Rusça, İtalyanca ve Farsça olmak üzere 7 ana dil bilmekteydi...İLBER ORTAYLI'NIN EN ÇOK BEĞENDİĞİ 26 FİLM:1-Battleship Potemkin-Potemkin Zırhlısı (1925)Sergei Eisenstein

2-Alexander Nevsky (1938) Sergei Eisenstein

3-Rome, Open City (1945) Roberto Rossellini

4-Bicycle Thieves (1948) Vittorio De Sica

5-Umberto D. (1952) Vittorio De Sica

6-Viaggio in Italia- Journey to Italy (1954) Roberto Rossellini

7-Pokolenie (1955) Andrej Wajda

8-Ashes and Diamonds (1958) Andrej Wajda

9-Il Gattopardo-The Leopard (1963) Luchino Visconti

10-Teorema (1968) Pier Paolo Pasolini

11-The Damned - Die Verdammten- La caduta degli dei-The Fall of the Gods (1969) Luckino Visconti

12-Satyricon (1969) Federico Fellini

13-Waterloo (1970) Sergei Bondarchuk

14-The Decameron (1971) Pier Paolo Pasolini

15-Morte a Venezia-Death in Venice (1971) Luchino Visconti

16-Wesele-The Wedding (1972) Andrej Wajda

17-Roma (1972) Federico Fellini

18-The Promised Land (1975)Andrej Wajda

19-Jesus of Nazareth (1977) Franco Zeffirelli

20-Hungarians (1978) Zoltan Fabri

21-The Constant Factor (1980) Krzysztof Zanussi'

22-Mephisto (1981) Istvan Szabo

23-Lili Marleen (1981) Rainer Werner Fassbinder

24-Ten Days That Shook the World (1982)Sergei Bondarchuk

25-Colonel Redl (1985) Istvan Szabo

26-Taking Sides (2001) Istvan SzaboOrtaylı'nın vefatına ilişkin eşi Ayşe Özdolay ile kızı Tuna Ortaylı Kazıcı hastane önünde basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.Ortaylı’nın hastalığını kimseye yansıtmadığına değinen Ayşe Özdolay, "Sağlık sorunları ile boğuşuyordu, giderek de artan sorunlarla ama hayatı aktif yaşamayı seven biri olduğu için mümkün olduğunca gayret etti ve enerjik kaldı. Bunu bize ve kimseye hissettirmemeye çalıştı. Bütün bu süreçte Koç Üniversitesi hastanesinde çalışan herkes, bütün bölümler, hemşiresi, doktoru, bütün çalışanlardan çok büyük bir destek aldık. Hem o, hem biz aile olarak. Çok teşekkür ediyoruz. Olabilecek en iyi bakımı aldı. Hem tıbbi, hem insani olarak. Onlara da çok şükran borçluyuz. Arayan, soran, destek olan herkese çok teşekkür ediyoruz" şeklinde konuştu.Kızı Tuna Ortaylı Kazıcı ise, "Babam, çok severek ve dolu dolu yaşadı. Umarım, bu hayatında birilerine dokunmuşluğu ve bu şekilde faydası olmuştur" dedi.İlber Ortaylı'nın inanılmaz akademik kariyeri ve tüm eserleri:Türkçe, Osmanlıca, Kırım Tatarca, Arapça, Farsça, Almanca, Fransızca, İtalyanca, Latince, Yunanca, Rusça, Slovakça, Romence, Sırpça, Hırvatça ve Boşnakça dillerini biliyordu.1968 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi ile Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Tarih bölümünü bitirdiDaha sonraları Viyana Üniversitesi'nde Slavistik ve Orientalistik okumuştur.Yüksek lisans çalışmasını Chicago Üniversitesi'nde Prof. Halil İnalcık ile yapmıştır.1978’de A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden “Tanzimat Sonrası Mahalli İdareler” adlı tezi ile doktora derecesi almıştır. 1979’da “Osmanlı İmparatorluğu'nda Alman Nüfuzu” adlı çalışmasıyla doçent, 1989 yılında da profesör olmuştur.Viyana, Berlin, Paris, Princeton, Moskova, Roma, Münih, Strazburg, Yanya, Sofya, Kiel, Cambridge, Oxford ve Tunus Üniversitelerinde misafir öğretim üyeliği yapmış, seminerler ve konferanslar vermiştir.Yerli ve yabancı bilimsel dergilerde 16. yüzyıl ila 19. yüzyılı Osmanlı tarihi ve Rusya tarihi ile ilgili makaleleri yayımlanmıştır. 1989-2002 yılları arasında Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde İdare Tarihi Bilim Dalı Başkanı olarak görev yapmış, 2002’de Galatasaray Üniversitesi'ne, 2 yıl sonra da Bilkent Üniversitesi'ne geçmiştir.2005 yılında Topkapı Sarayı Müdürlüğü görevine atanmıştırİlber Ortaylı ayrıca Uluslararası Osmanlı Etütleri Komitesi yönetim kurulu üyesi ve Avrupa İranoloji Cemiyeti üyesidir.Kitapları:1974: Tanzimat'tan Sonra Mahallî İdareler1978: Türkiye'de Belediyeciliğin Evrimi (İlhan Tekeli ile birlikte)1979: Türkiye İdare Tarihi - Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü (TODAİE) tarafından yayımlanan kitap; Sasaniler İranı, Bizans, İslam, İtalyan şehir devletleri idare tarihinden sonra Anadolu Selçukluları ve Osmanlılarda devlet örgütünü ve sosyo-ekonomik düzeni ele alır. Alanında kaleme alınmış ilk eserdir.1980: Osmanlı İmparatorluğu'nda Alman Nüfuzu1981: Gelenekten Geleceğe: Gelenekten Geleceğe 2006'da Ufuk Kitapları'ndan çıkan kitap. Ortaylı'nın 3 ana konudaki makalelerinden oluşmaktadır. Bunlar Osmanlı Mirası, Kültür Meseleleri ve Edebiyat ve Tiyatro Penceresindendir. Toplam 21 makale içermektedir. Bugüne değin 12 baskısı çıkmış ve üzerinde çeşitli düzeltmeler yapılmıştır.1983: İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı1985: Tanzimat'tan Cumhuriyet'e Yerel Yönetim Geleneği1986: İstanbul'dan Sayfalar - Hil Yayın tarafından yayımlanan kitap; yazarın İstanbul, semtleri ve hayatı hakkında gazete ve dergilerde çıkmış akademik olmayan yazılarından ve son kısımda İstanbul'un yerleşme düzeni hakkında akademik yazısından oluşmaktadır.1994: Hukuk ve İdare Adamı Olarak Osmanlı Devleti'nde Kadı1996: Türkiye İdare Tarihine Giriş2000: Osmanlı Aile Yapısı2001: Tarihin Sınırlarına Yolculuk2001: Osmanlı İmparatorluğu'nda İktisadî ve Sosyal Değişim2002: Osmanlı Mirasından Cumhuriyet Türkiyesi'ne (Taha Akyol ile birlikte)2004: Osmanlı Barışı2005: Barış Köprüleri: Dünya'ya Açılan Türk Okulları2006: Osmanlı'yı Yeniden Keşfetmek-12006: Kırk Ambar Sohbetleri2006: Osmanlı'yı Yeniden Keşfetmek-22007: Eski Dünya Seyahatnamesi: Ortaylı'nın gezi izlenim-seyahatname türündeki kitabıdır.Aşina Kitaplar Yayınları tarafından Mart 2007'de basılmıştır.2007: Yahudilik Tarihi, Ahmet Almaz ile 2007 Nokta Kitap2007: Avrupa ve Biz2007: Batılılaşma Yolunda2007: Osmanlı'yı Yeniden Keşfetmek-32007: Mekân ve Olaylarıyla Topkapı Sarayı2008: Osmanlı Sarayında Hayat2008: Tarihimiz ve Biz2008: Tarihin İzinde2009: Tarihin Işığında2010: Türkiye'nin Yakın Tarihi2011: Defterimden Portreler2011: Tarihin Gölgesinde (Taha Akyol ile birlikte)2012: Yakın Tarihin Gerçekleri, Timaş Yayınları2012: Cumhuriyetin İlk Yüzyılı 1923-2023, Timaş Yayınları2013: İlber Ortaylı Seyahatnamesi, Timaş Yayınları2014: İmparatorluğun Son Nefesi, Timaş Yayınları2014: Eski Dünya Seyahatnamesi, Timaş Yayınları2015: Türklerin Tarihi, Orta Asya'nın Bozkırlarından Avrupa'nın Kapılarına, Timaş Yayınları2016: Türklerin Tarihi, Anadolu'nun Bozkırlarından Avrupa'nın İçlerine, Timaş Yayınları2016: İttihat ve Terakki2016: Hukuk ve İdare Adamı Olarak Osmanlı Devletinde Kadı2016: Osmanlı’ya Bakmak Osmanlı Çağdaşlaşması2016: İstanbul'dan Sayfalar2017: Türklerin Altın Çağı2017: Tarihe Yön Veren 100 Lider2018: Gazi Mustafa Kemal Atatürk2019: Bir Ömür Nasıl Yaşanır?: Kronik Kitap yayınevinin 2019'da bastığı kitaptır. Deneme türündeki kitap, insanların yaşamları boyunca karşılaştıkları sorunların üstesinden nasıl gelecekleri ve doğru tercihte bulunma yöntemleri konusunda bilgi sunmaktadır.2020: Türklerin Tarihi2021: Yakın Tarihin Gerçekleri, Kronik Kitap2022: İnsan Geleceğini Nasıl Kurar?: Ortaylı'nın 2022 yılında Kronik Kitap Yayınları'ndan çıkan deneme türündeki kitabıdır. Ortaylı, insanın hayatını kurarken yaşadığı süreçleri ve karşılaştığı zorlukları anlatmaktadır. Hayatlarını kurma sürecinde okuyuculara rehberlik eden bir eserdir.2022: Türklerin Tarihi 2, Kronik Kitap2023: 1923 Cumhuriyetin İlk Yüzyılı 20232024: Avrupa ve Biz - Geçmişten Günümüze2025: Fatih Sultan Mehmed: Doğunun ve Batının Efendisi2025: Cumhuriyet'in İlk Sabahı, Gökçe Akgül ve Şermin Yaşar ile birlikte, Kronik Kitap2025: Kuruluş: Cumhuriyet'e Giden Yol, Kronik Kitapİlber Ortaylı'nın annesi Kırım Türklerinden Şefika Hanım ve babası Kemal Bey, eski Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) lideri Joseph Stalin'den kaçıp Avusturya'ya bir mülteci kampına sığınmıştı.İlber Ortaylı da bu mülteci kampında 21 Mayıs 1947'de dünyaya geldi. Ortaylı ailesi iki yıl sonra Türkiye'ye göç etti.Ortaylı'nın yazar annesi Ankara'da Dil Tarih Kurumu'nda, babası ise askeri bir uçak fabrikasında çalışmaya başladı. İlber Ortaylı, ilk ve orta öğrenimini İstanbul Avusturya Lisesi'nde, liseyi Ankara Atatürk Lisesi'nde tamamladı. 1970'te Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümünü bitirdi.Ortaylı, üniversitenin ardından uzun süre Türkiye dışında yaşadı. Yüksek lisansını Chicago Üniversitesi'nde 2016'da hayatını kaybeden ünlü tarihçi Halil İnalcık ile birlikte yaptı.Türkiye'ye dönene kadar Viyana, Berlin, Paris, Princeton, Moskova, Münih, Strasbourg, Sofya, Cambridge, Oxford ve Tunus üniversitelerinde misafir öğretim üyeliği yaptı, seminer ve konferanslar verdi.1989'da Türkiye'ye döndükten sonra profesör oldu. 2002'ye kadar da Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nin İdare Tarihi Anabilim Dalı başkanlığını yaptı. Sonrasında Galatasaray Üniversitesi ve Bilkent'te öğretim üyeliği görevlerinde bulundu.İlber Ortaylı, 2005'te Topkapı Sarayı Müzesi müdürü oldu. Yaş haddinden emekli olana kadar yedi yıl bu görevde kaldı. Bu yıllarda yaptığı televizyon programları ile tanınırlığı iyice arttı.Ortaylı vefatından önce Galatasaray Üniversitesi'nde konuk öğretim üyesi olarak ders vermeye devam ediyor, Hürriyet gazetesindeki köşesinde yazılar yazıyor ve sosyal medyada sık sık çeşitli kanal ve kuruluşların yayınlarına katılıyordu.Kendi hazırladığı ve konuk olduğu televizyon programlarında kimseyi kırmaz ancak nükteli bir dil kullanırdı. Kimseden lafını esirgemezdi. Engin yaşam bilgisi ve bilgece kullandığı kelimeler onun bu sivri dilli söylemlerini de sempatik hale getiriyordu. Ortaylı'nın alametifarikası da bundan geliyordu.Ortaylı, çıktığı televizyon programlarının yanı sıra sayısız makale ve köşe yazısı, 50'den fazla kitap yazdı. Ancak bilgisayarla arası iyi değildi. Yazdıklarının çoğu aslında Ortaylı'nın ses kaydı alınarak editörler tarafından hazırlanıyordu.Kitaplarının büyük kısmı Osmanlı ve Cumhuriyet tarihiyle ilgiliydi. Ortaylı'nın seyahat kitapları da büyük ilgi gördü. "Bir Ömür Nasıl Yaşanır?" en çok satan kitaplarından biri oldu. Yaşamdan tavsiyelerin yer aldığı kitap, uzun süre çok satanlar listesinde ilk sırada yer aldı.2020'de çıkardığı "Gazi Mustafa Kemal Atatürk" adlı kitabı büyük rağbet gördü. Ortaylı, "Cumhuriyet'in Doğuşu Kurtuluş ve Kuruluş Yılları", "Kuruluş Cumhuriyet'e Giden Yol", "Fatih Sultan Mehmed", "İstanbul'dan Sayfalar", "Avrupa ve Biz: Geçmişten Günümüze" ve "Gel Dünyayı Keşfedelim: Gezgin Bir Tarihçinin Seyahat Defteri" gibi birçok esere imza attı.Ortaylı'nın kaç dil bildiği bir tartışma konusuydu. Kimine göre dokuz dil biliyordu ancak o buna karşı çıkıyordu. Kendi ifadesiyle, Avrupa dillerinden Almanca, İngilizce, Rusça, Fransızca, İtalyanca biliyordu. Latince'yi az biliyordu. Farsça için "Bilirim", Arapça içinse "Eh" diyordu. İbranice'yle de uğraştığını söylüyor, Osmanlıca'yı da okuyabiliyordu.Çok sayıda ödülün sahibiydi...Ortaylı, hayatına ulusal ve uluslararası birçok ödül de sığdırdı. 2017'de Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü'nün sahibi oldu. Ödül töreninde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ortaylı için "Yaşayan bir tarih" ifadesini kullandı.Ortaylı, 2001'de de Aydın Doğan Ödülü, 2006'da İtalya'da düzenlenen Avrupa ile Akdeniz Arasında Lazio Ödülü'nü kazandı.2007'de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin imzasıyla Rusya tarafından Rus dilini ve kültürel mirasını yayan, ülkelerin ve halkların birbirlerine yaklaşmasını sağlayan kişilere verilen Puşkin Madalyası'na layık görüldü.Ortaylı, ayrı zamanda Türk Tarih Kurumu'nun da şeref üyesiydi.Ayrıca 2018'de aldığı Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Cumhuriyet Ödülü de layık görüldüğü ödüller arasındaydı.Tüm bu akademik çalışmalara, ödüllere, engin tarih bilgisine rağmen renkli bir kişiliği vardı.Bir gün Midilli'de çıplak ayakla oynadığı Harmandalı oyunuyla sosyal medyada viral oluyor, diğer gün "Mobilyacı gezeceğinize dünyayı gezin" diyerek yeni evlenecek çiftlere sesleniyordu.Ortaylı'nın Ayşe Özdolay ile 17 yıllık evliliği (1981-1999) ve bu evlilikten Tuna isimli kız çocuğu oldu.Siyasi konulara tartışmalı şekilde dahil olduOrtaylı, tarih konusundaki açıklamaları ve programlarının yanı sıra tartışmalı şekilde siyasi ve güncel konulara da dahil oldu.Tarih profesörü, 2019 yılında İstanbul'daki yerel seçimlerde CHP'nin adayı Ekrem İmamoğlu'na karşı yarışan Cumhur İttifakı'nın adayı Binali Yıldırım'ın kampanyasında yer aldı. Ortaylı'nın Yıldırım'ın YouTube kanalındaki bir videoda yer alarak, eski Başbakan ile Tarihi Yarımada'da yürüyüp İstanbul hakkında konuşması ve vaatlerini dinlemesi toplumda bazı kesimlerin tepkisine neden oldu.Kendisi de göçmen bir aileden gelen Ortaylı, sığınmacılara ilişkin söylemleriyle de zaman zaman gündeme geldi. Örneğin Ağustos 2024'te KAFA TV adlı Youtube kanalında"Suriyeli sığınmacıların geri gönderilmesi gerektiğini" söyleyen ünlü tarihçinin, "Kendi memleketini savunamayan bir kitleyi ben neden vatandaş kitlesi yapayım? Yarın o zaman ben bu adamları orduya alacağım. Alabilir miyim? Olur mu öyle şey?" sözleri kamuoyunda tartışma yarattı.Ortaylı'nın Ağustos 2025'te Hürriyet gazetesinde kaleme aldığı yazısında kuraklıktan dolayı Fırat ve Dicle havzasında boşalan köylerin "Asya'daki kardeş potansiyel nüfusla doldurulması gerektiğini" söylemesi de gündem oldu."Çin'in nükleer denemeleriyle yıpratılan bereketli Uygur bölgesinin çalışkan çiftçileri kısa zamanda Türkiye'ye getirilmelidir. Hayvancılık konusunda uzman Kırgızların da bu topraklarda faaliyet göstermesi gerekir" ifadelerini kullanan Ortaylı'ya özellikle DEM Parti'den "açıkça ırkçı ve insan onurunu yok sayan bir anlayış" tepkisi geldi.İlber Ortaylı Hürriyet Gazetesi'ndeki en önemli ve en değerli yazardı...Gazetede şöyle yazmıştı: (24 Ağustos 2025)Türkiye’nin su krizleri hiç umulmadık bölgelerde ortaya çıkmaya başladı. Toprağı ve suyu tüketen ürünler için açılan kuyuların akıbeti ortadadır. Bu yanlış uygulamaların son bulması gerekir. Konya Ovası artık zirai bölge olma özelliğini yitiriyor. Çukurova’nın verimsizliğini de sert mali tedbirlerle gidermek zorundayız. Akdeniz’in en bereketli ve geniş ovası, en akılcı şekilde değerlendirilmelidir.NETİCEDE, Celal Şengör’ün yıllardır uyardığı “su” meselesi fazla beklemeden gün yüzüne çıktı. Türkiye’nin su krizleri, hiç umulmadık bölgelerde, mesela Uşak’ta, ani kıtlıklar halinde ortaya çıkıyor. Bursa’da baraj doluluk oranı belediyenin verilerine göre yüzde 12’ye gerilemiş durumda. (https://www.buski.gov.tr/baraj-detay) Bursa’nın içme suyunu karşılayan barajlarda iklim değişikliği ve kuraklığa bağlı olarak 35 günlük su kaldığını vurgulayan Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Bursalılara suyu tasarruflu kullanma çağrısında bulunuyor. Çanakkale bölgesinde susuzluk başladı; Güneydoğu Akdeniz’de ise zaten süregelen bir sorun vardı. Dünyada da İran, susuzluğu resmen ilan etti. Artık açıkça görülüyor ki, su savaşları petrol savaşlarından daha önemli.BEREKETLİ TOPRAKLAR DEĞERLENDİRİLMELİTürkiye’nin barajlarla sulama imkânı kazandırdığı bölgelerde yabancıların ve tapu oyunlarının zamanı geçmiştir; bu mesele mutlaka çözülmelidir. Su kontrolünü sağlamak için nesiller boyunca enflasyon pahasına inşa ettiğimiz barajların bulunduğu Fırat havzasının hâkimiyetini korumak zorundayız. Bu, sadece içeride değil, sınır ötesindeki kaynakları da kapsamalıdır. Bugün bundan daha ciddi bir mesele yoktur. Toprağı ve suyu tüketen ürünler (mısır, yonca) için açılan kuyuların akıbeti ortadadır. Bu yanlış uygulamaların son bulması gerekir. Konya Ovası artık zirai bölge olma özelliğini yitiriyor. Çukurova’nın verimsizliğini de sert mali tedbirlerle gidermek zorundayız. Çukurova tarımı, yerel üreticilerin keyfine veya keyifsizliğine bırakılacak bir konu değildir. Akdeniz’in en bereketli ve geniş ovası, en akılcı şekilde değerlendirilmelidir. Bundan daha acil bir program düşünülemez.Bölgemiz, suyun etrafında gelişen bir medeniyetin mirasçısıdır. Küçük Asya, yani yurdumuz, tarih boyunca Mezopotamya kadar su kaynakları konusunda sıkıntı yaşamamıştır. Bu yüzden tarıma geçişin ilk adresi de burası olmuştur. Bu tarihsel bir gerçektir. Ancak bugün elimizdeki bu imkânı, Mezopotamya’nın yaşadığı sıkıntılara ve çatışmalara düşmemek için dikkatle korumalıyız. Üstelik bu mesele tedricen değil, aniden önümüze gelmiştir. Paniğe kapılmadan ama büyük bir ciddiyetle ele alınmalıdır.DOĞU AKDENİZ KIYILARINI ELİMİZDE TUTMALIYIZFırat ve Dicle havzası, Türkiye için hem teknik hem demografik hem de siyasi açıdan hayati önem taşır. Burada boşalan köyler, vakit kaybetmeden Asya’daki kardeş potansiyel nüfusla doldurulmalıdır. Çin’in nükleer denemeleriyle yıpratılan bereketli Uygur bölgesinin çalışkan çiftçileri kısa zamanda Türkiye’ye getirilmelidir. Hayvancılık konusunda uzman Kırgızların da bu topraklarda faaliyet göstermesi gerekir. Urfa vadisinin yabancılara satışı sadece durdurulmamalı; satılmış olan araziler de mutlaka geri alınmalıdır. Bu bölgede yabancı sermayeye izin verilemez. Terör örgütünün bir dönem hâkimiyet kurmaya çalıştığı bölgelerde en ufak bir taviz verilmemelidir. Doğu Akdeniz kıyıları ise Türkiye’nin elinde kalmak ve tutulmak zorundadır.


© Akdeniz Gerçek