Vehbi KARA 28 şubat mağduru askerlerin hakları ne zaman verilecek!
Darbeci generaller yıllar süren hukuk mücadelesi sonunda müebbet hapis cezasına mahkum oldular fakat mağdur ettikleri askerler haklarını alamadı.
Bu acı durumu yetkili mercilere söylediğimde çok kişi “mahkemelere gidin mücadele yeri orasıdır” demişti.
Kendilerine “31 yıldır başka ne yapıyoruz ki” diye cevap veriyorum.
Hiç olmaz ise burada da yazayım belki halkımızın gözü açılır. Zira medya ve siyasetçiler, sağcısı solcusu ile birlikte bu haksız ve vicdansız durumu görmezlikten geliyorlar.
28 Şubat 1997 darbecilerinden hesap sormak için binlerce kişi içinden seçilen 500 kişilik davacılar içerisinde ben de vardım.
Mahkeme kapılarında yargı kararı olmadan millet ve İslam düşmanlığı adına on bine yakın askeri ordudan uzaklaştıran, Türkiye Büyük Millet Meclisi Araştırma Komisyonu raporları ile sabit olan 330 Milyar dolarlık banka hortumlama ve ülkeyi krize sokma suçu ile ilgili olarak; darbeci generallere dava açtık.
Yıllar süren davalardan sonra mahkeme, darbeci generaller için “müebbet hapis” cezası verdi. Yetmedi temyiz mahkemesinden de bu karar onaylanarak kesinleşti. Fakat müebbet hapis cezası yiyen bir zamanların çevik generalleri, Cumhurbaşkanı Erdogan'in kararıyla evlerine gönderildi.
Ne şefkatli bir Cumhurbaşkanı'mız var değil mi?
Güya bu darbeciler yaşlanmış ve kocamış...
Adalet; malesef parti tabelasına mahkum olmuş!
Yeni Adalet Bakanımız cok başarili icraatlar yapiyor. Fakat bahsettigim bu konuda gücü yetmez. Umarım yanılmış olurum.
Bu konu da işimiz gerçek adaletin sağlanacağı Ruz-i Mahsere kalmış durumda...
Daha kötüsü bu darbeci generaller öldüğü zaman törenle gömülüyorlar. Milli Savunma Bakanı ve kamu yöneticileri bu merasimlerde bulunmaktan çekinmiyor.
12 Eylül 1980 darbecisi Kenan Evren’e yapılan muamelenin aynısı yapılıyor.
Mahkeme ve Yargıtay cezasını onayladığı halde bu ağır cezalar infaz edilmiyor. Müebbet yiyip sokakta dolaşan mahkumlar, dünyanın neresinde vardır?
Gelgelelim 80 Milyon insanı mağdur eden bu darbecilerin en çok eziyet ettiği biz askerlerin durumuna.
Bende 28 Şubat döneminde Yüzbaşı rütbesinde iken Yüksek Askeri Şura (YAŞ) kararı ile ordudan atılmış bir askerim. Suçumuz ise evlere şenlikti. “Gözünün üstünde kaşın var” sözü gibi bize de “eşinin üstünde başörtüsü var” denilerek mesleğimizden olmuştuk.
Feto’cu askerler derhal eşlerinin başlarını açmış darbeci generallerin gözüne girmişlerdi.
Benim gibi binlerce asker ise böyle bir onursuzluğa kalkışmadığımız için kapının önüne konulmuştuk.
Bu acımasız ve zalim 28 Şubat süreci, Ak Parti hükümetleri zamanında da devam etmişti. Yine binlerce asker dindar olduğu için resen emekli edilmişlerdi. 2009 yılına kadar bu zulüm devam etti.
Resen emekli denilmesine bakmayın; resmen ordudan atılmıştık. Kamu kurumlarında çalışmamıza izin verilmediği gibi büyük firmalara girerek çalışmamıza dahi engel oluyorlardı.
O tarihlerde Başbakan olan Erdoğan, sadece “şerh” koymakla yetiniyor YAŞ kararlarını ve ikili- üçlü kararnameleri imzalamaya ve zulüm ve hakların gasbına devam ediyordu.
Nihayet orduda eşi başörtülü asker kalmayınca bu durum sona erdi. Sonra da “artık kimse başörtülü diye ordudan atılmıyor” demeçleri verilmeye başladı.
Yahu! kim kaldı ki ordudan atasın. Kalan birkaç kişi de; düzmece boşanma kararı alıp eşinden ayrılarak bu darbeci güruhun şerrinden kurtulmaya........
