menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Adabımuaşeretin Tanımı

22 0
01.07.2026

{vendor_count} satıcılarını yönetin

Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin

Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Fen Güzel Sanatlar ve Tasarım Hemşirelik Hukuk İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İnsan ve Toplum Bilimleri İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat

Güzel Sanatlar ve Tasarım

İktisadi ve İdari Bilimler

İnsan ve Toplum Bilimleri

Fikri görünür kılan kalem; kalemi anlamlı kılan istikrardır.

Adabımuaşeretin Tanımı

Sosyal hayatta aynı toplumu paylaşan insanların birbirleriyle uyumlu, saygılı ve nezih bir şekilde yaşamalarını sağlayan görgü ve ahlak kuralları bütününe, “Adabımuaşeret” denmektedir. “Adabımuaşeret”, İnsanlar arasında hayatın her alanında karşılıklı saygı ve sevgi neticesinde huzur, saadet ve mutluluğun temin edilmesini amaçlamaktadır. Buna, “görgü kuralları” da denmektedir.

“Adabımuaşeret”, “edeb” kelimesinin çoğulu olan “âdâb” ile samimi olmak, yakınlık kurmak, toplu halde barış içerisinde yaşamak ve birbiriyle uzlaşmak gibi anlamlardaki “muâşere”[1] kelimesinin birleşmesinden meydana gelen bir isim tamlamasıdır ve muaşeretin/hoş geçinmenin edepleri anlamındadır. Edebiyat ile aynı anlamı ifade ettiği kabul edilen “edeb” kelimesi, “edube-ye’dubu” ve “edebe-ye’dibu” fiillerin ikisinin de mastarıdır. Ayrıca  “edeb” kelimesi, aynı kökten türemiş bir isimdir ve çoğulu “âdâb” şeklindedir. Bir isim olarak “edeb”, zarafet, usluluk, incelik, kibarlık, terbiye, söz ve hareketlerde güzel davranma, edebiyat, edep ve benzeri anlamlar için kullanılmaktadır. Başkasından edep almak, başkasına edep vermek, edip olmak ve benzeri kavramlar, hep aynı kökten gelmektedir.[2] Arapça “edeb” kelimesi, Türkçede “edep” şeklinde yazılmakta ve okunmaktadır. Bir kavram olarak “edep” kelimesi için yapılan çeşitli tanımlardan bazıları şöyledir:

Ali b. Muhammed b. Ali es-Seyyid eş-Şerif el-Cürcânî (ö. 816/1413), et-Ta’rifât adlı esrinde, “Edep, insanı bütün hata türlerinden koruyan şeyi bilmekten ibarettir”[3] diyerek, edebe farklı ve geniş bir anlam kazandırmıştır. Cürcânî’nin de dediği gibi edep öyle güçlü bir kuvvettir ki insanı, utanılacak ve insanı lekedar edecek her şeyden korumaktadır. Bu tanımlardan anlaşıldığı gibi edep, sahibini her türlü yanlışlığa düşmekten ve utanılacak şeylerden esirgeyen, ayrıca ona güzellik ve zarafet muamelesini öğreten bir melekenin adıdır. Bu meleke, ikiye ayrılmaktadır. Biri nefsi/nefis ve diğeri de dersi/içtimai muamelat, toplumsal davranışlar ile ilgilidir. Nefis ile ilgili olanı ahlaka ve diğeri de sosyal hayattaki dürüst muameleye delalet etmektedir.[4]

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî (ö. 672/1273), bir şiirinde edebi olmayanın insan olmadığını, insan ile hayvanın arasındaki farkın edep olduğunu belirtmiş ve ardından Kur’an-ı Kerim’in ayet ayet edep olduğunu vurgulamıştır.[5]

Önemi nedeniyle Ahmed Hamdi Akseki’nin (ö.1370/1951) “edep” hakkındaki açıklamalarını özetlemek istiyoruz: “İnsanın her hususta haddini bilip onu aşmamasına “edep” derler. İslam ahlakından olan edebi elde eden bir insan, sosyal hayatının her halinde adalet ve ahlakın haddini bilir ve o haddin dışına çıkmaz. Bu karakteri elde eden bir insan, her türlü yanlıştan korunmada muvaffak olur. Biz, edepli olan insanlara nazik, terbiyeli ve kibar deriz. İnsanın hem Allah’a hem de insanlara karşı olan görevlerinde haddini bilmesinden daha büyük bir fazilet düşünülemez. Edep faziletiyle mücehhez olmayan bir insan, hangi makamlara gelirse gelsin, kâmil insan derecesine ulaşamamış sayılır. Böyle kişilerin, olgun insanların nazarında herhangi bir değerleri yoktur. İnsanın edep zarafetini elde edemeyip haddini bilmemesi, onu her türlü kötülüğe götürebilecek bir hastalıktır. İnsan için en büyük fazilet, din ve dünya işlerinde haddini aşmamasıdır.”[6]

Özellikle çağdaş edebiyat alanında, her türlü iyi davranış, hal ve hareketler bütününe, “edep” denmektedir.[7] Ebü’l-Hasan Ali b. Muhammed b. Habib el-Mâverdî (ö. 450/1058), “Edebu’d-Dünya ve’d-Din” adlı eserinde, hem dünya ve hem de ahiretle ilgili davranışların edep yönünü Kur’an-ı Kerim ve Hz. Muhammed’in (sav.) sünneti çerçevesi dâhilinde yorumlamıştır.[8] Edep, ifrat ile tefrit arasında orta bir yoldur.

İyi ahlakı öğrettiği için edebiyata edep denmiştir.[9] Farsçada da “ferheng” kelimesi, edep, edebiyat, ilim, edebi teknik alanındaki maharet ve marifet anlamlarında kullanılmaktadır.[10] Türkçede edep için “erdem” kelimesi de kullanılmaktadır.[11] Erdemli olmak, canavarlığa karşıt bir huydur. Bu huy, vahşi hayvanlarda değil, olgun ve kâmil insanlarda görülür. Erdemli olma huyu, insana sağlam karakter kazandırmaktadır. Hemen hemen tüm inançlarda, erdemli olma ahlakı, ön planda tutulmaktadır.[12] 

Edep vasıflarına sahip insanlar, edebi eserler yazıp edebiyatçı olurlar. Yukarıda da geçtiği gibi edep ile edebiyatın aynı anlamda olduğunu savunanlar vardır. Ancak bu tanımları okuduğumuz zaman edebin, edebiyat için bir memba, bir kaynak olduğunu anlamaktayız.

“Adabımuaşeret”, her toplumda o toplumun inanç, örf, adet ve geleneklerine göre gelişip şekillenmektedir. Ona göre her toplumun anlayışı, diğerlerine göre farklı olabilmektedir. Toplumlarda ticaret ve benzeri kültürel ilişkiler........

© Akademik Akıl