menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hedef, İrade ve Disiplinin Orta ve Yüksek Öğretimdeki Yeri-1: Hedef

12 0
21.08.2026

Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Fen Güzel Sanatlar ve Tasarım Hemşirelik Hukuk İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İnsan ve Toplum Bilimleri İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat

Güzel Sanatlar ve Tasarım

İktisadi ve İdari Bilimler

İnsan ve Toplum Bilimleri

Fikri görünür kılan kalem; kalemi anlamlı kılan istikrardır.

Hedef, İrade ve Disiplinin Orta ve Yüksek Öğretimdeki Yeri-1: Hedef

Hedef, İrade ve Disiplinin Orta ve Yüksek Öğretimdeki Yeri-1: Hedef

Sevgili okurlarımız, bu yazımızda sizlere, Orta ve Yüksek öğretimde devam eden eğitim hayatımızı ilgilendiren üç safhada gözlenen “Hedef, İrade ve Disiplin” etkisinin bütüncül yaklaşımıyla irdelenmesine sırasıyla değinmek istiyorum. Sizlerin de bu safhalardan geçerek bügünlere ulaşan bir eğitim serüveniniz olması nedeniyle, halen Orta ve Yüksek öğretimde bu safhayı yaşayan genç öğrencilerimize ışık tutması niyetiyle paylaşılma gereği hissedilmiştir. Kahramanmaraş’ta orta ve lise eğitimim süresince halen kitaplığımda muhafaza edilen defterlerime göz attığımda, yukarı doğru çizdiğim bir hedef işaret-vektörünü görüyorum, elbette bu bir hedefin olduğunu ve buna ulaşmak için bir irade ve disipline ihtiyaç olduğu gerçeğini bilmek lazım. Orta ve Lise eğitimim esnasında bana pozitif kararlar almamda büyük emeği olan Doç.Dr. Feramuz AYDOĞAN’ı rahmetle yad ederim, ayrıca vefa borcum olarak orta ve lise yıllarımdaki öğretmenlerimden Matematik öğretmenim Fevzi BOZOK,  Tarih öğretmenim Ali SEYİTHANOĞLU, Ökkeş RAMAZANOĞLU, Edebiyat Öğretmenimiz Fahri KANADIKIRIK, Biyoloji Öğretmenimiz Mustafa DOĞAN, Andırın’lı Felsefe öğretmenim Halil İSLAMOĞLU (SEVMEZ) ve Orta 1c. sınıf Fen Bilgisi öğretmenim Mehmet SONİŞ, (Naci KİBAR) olmak üzere saygılarımı iletir, kendilerine örnek davranış, ciddi ve disiplinli davranışlarından dolayı müteşekkirim.

Tarihi olarak eğitim tarihimiz, Türkistan bozkırlarında kurduğumuz belli başlı Hun, Göktürk, Uygur, Karahanlı, Gazneliler, Selçuklu, Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyetimiz gibi Kutlu Devletlerimiz sayesinde  filizlenmiş, büyümüş, dünyanın pek bölgesinde meyveler vermiştir. Konu muhteviyat olarak, hem Psikoloji hemde Sosyoloji içermekle birlikte sizlere daha çok içinden geçtiğimiz Orta ve Yükseköğretimde pek çok öğrencinin özlediği gelecek kariyerini doğrudan etkileyen bu üç faktörü kısa kısa aktarmak isteriz. Bu yazıda konu geniş kapsam içermesi nedeniyle orta öğretimle başlayıp sırasıyla Yükseköğretim dahil olmak üzere başlayacağız. E.Durkheim tarafından vurgulanan eğitimin tanımında, “geçmiş nesillerin ortak tecrübelerini geliştirerek, yeni nesillere aktarması” olarak tanımlanmış olduğundan, ilk cümlelerimiz bu tanım gereği, Horasan Evliyalarından, “Ebu Hafs-ı Haddad en-Nişaburi” den bir tavsiye ile başlayacaktır. Büyük ilim, irfan ve fikir adamı olan Ebu Hafs-ı Haddad en-Nişaburi’nin gerçek ismi “Amr bin Seleme en-Nişaburi’dir”, Demircilikle uğraştığı için kendisine “Haddad” mahlası verilmiştir. Buhara yolu üzerinde, Nişabur şehrinin girişinde Kurdâbâd (كردآباد) isimli köyde doğmuştur. Malumunuz “adab-ı muaşeret kuralları” eğitimin vazgeçilmez bir parçası olup, metrolarda, trenlerde, halk otobüslerinde özellikle yaşlılara, bayanlara, çocuklu anne-babalara, engelli bireylere yer verilmesi vurgulanır, hatta Asya ve Avrupa ülkelerindeki toplu taşıma araçlarının her bölümünün girişindeki 2 koltuk bu özellikteki bireylere ayrılmaktadır.

Ebu Hafs-ı Haddad en-Nişaburi’nin eğitim metodolojisindeki adab-ı muaşeretle ilgisi nedeniyle bir kesit olarak “Güzel Hasletler”den alıntı yapacağız. “Ebu Hafs-ı Haddad en-Nişaburi’i toplumun bireylerine yönelik olarak, ‘Allahü tealaya karşı edep, onun emirlerini ihlas ile yerine getirmek, O’ndan korkmak, çekinmektir. Bir bela ve sıkıntı sırasında insanlara rıfk, güzel muamele; genişlik zamanında hilm, yumuşaklık ile; nefsin yoksulluğa düşmekten çekindiği zamanlarda, cömertlik ve kerem ile davranmak, gücü yettiği zaman affetmek, insanlara merhamet ve şefkat göstermek, faziletli olmak, gelmeyene gitmek, kötülük yapana iyilik yapmak ve bütün Müslümanlara hürmet etmektir. Çünkü Müslümanlardan herbiri mutlaka Allahü tealanın bir lütfuna mazhadır.” Modern Batı Avrupası, Amerikası ve Asya’da gelişen teknolojilerin getirdiği bireyin ruhi ve ahlaki davranış ilkelerininin olgunlaşmasına yönelik varsayımlar dahi Ebu Hafs-ı Haddad en-Nişaburi’nin eğitim metodolojisindeki yaklaşımlarını içeriyor, kritik-analitik düşünce prensiplerinde bu ilkelere bolbol yer veriyorlar.

Günümüzde, Orta öğretimde okuyan öğrencilerimizin kişisel kariyerini........

© Akademik Akıl