Kıbrıs’ta Bir Kongrenin Ardından
Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Fen Güzel Sanatlar ve Tasarım Hemşirelik Hukuk İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İnsan ve Toplum Bilimleri İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat
Güzel Sanatlar ve Tasarım
İktisadi ve İdari Bilimler
İnsan ve Toplum Bilimleri
"HAYATI: doğal bir OKUyuşla; PAYLAŞmak"
Kıbrıs’ta Bir Kongrenin Ardından
13-17 Mayıs 2026 tarihlerinde tertiplenen, 23. Ulusal Jinekoloji ve Obstetrik Kongresi için Kıbrıs’taydım. Doğal olarak, biraz bilimsel biraz da gazeteci kimliğimle kongre ile olan izlenimlerimi sizlerle de paylaşmak istiyorum. Meslektaşlarımızın kongreye olan katılımları oldukça ümit vericiydi. Görevlilerden sorguladığımda, hekim katılımının 1600 civarında olduğunu, refakatçi ve firma temsilcileriyle birlikte sayının 3.000 e yaklaştığını bildirdiler. Kıbrıs’ın Bafra beldesinde kongre merkezi olarak, Limak tesisleri yeterli olmayınca, bitişikteki Kaya Artemis grubu da birlikte kullanılıyor.
Havalimanından otele olan ulaşım, neredeyse bir buçuk saat kadar sürüyor. Resepsiyondaki genç, hiç gitmediğim halde beni kumarbaz mı gördü nedir, -size Casino ve lobiye yakın bir oda vereyim- dediğinde pek sevinmiştim. Yakın denilen odaya gittiğimde, hemen önünde bir bina görünen ve hiçbir manzarası olmayan, ışıksız loş bir durumla karşılaşınca geri dönüp odamın değiştirilmesini talep ettim ve nihayet manzaralı bir odaya geçebildim. Görevlinin, her katılımcıya oda tahsis etmeden önce telefonla müdürüyle konuşup, onay almasını da, şahsen biraz yadırgadım.
Kongrede 56 bilimsel oturum, 7 uydu sempozyumu 13 sözel bildiri oturumu ve 97 sponsor firmanın 60 kadar standı vardı. Benim konuşmam ikinci günün ilk konuşması olduğundan henüz salon tam dolmamıştı. Emeklilikte maaşlarının ortalama ne kadara düşeceğini, bu nedenle şimdiden ek gelir getirecek yatırımlara ihtiyaç olduğunu, özellikle arabaya fazlaca yatırım yapmamalarını, dilimin döndüğünce anlatmaya çalıştım. Konuşmamda, çoğunluğu İstanbul ve Ankara’dan, 1.200 ün üzerinde emekli hekimin katıldığı geçtiğimiz yıl tamamlanan emekli hekimlere yönelik anketimizi de paylaştım. Emeklilerin sıkıntılarını, ileride kurmayı düşündüğümüz, ‘Beyaz gömlekliler Yaşam Merkezi ve Huzurevi’nden bahsettim. Türkiye’de ortalama yaşam giderek yükseldiğinden emekli ve yaşlı hekim sayıları da artıyor. Bununla ilgili olarak bir vakıf kurulması düşünüldüğünü, projenin hekimler dışında, diş hekimleri, eczacılar ve veteriner hekimleri de kapsadığını anlattım.
Bir zamanlar, Ulusal Jinekolojik Onkoloji Kongreleri’miz için ABD den Hint asıllı olan Lele adında bir doktor her kongreye çağrılırdı. Dr Lele’nin, kongreyi düzenleyen hocanın orada kaldığı üç ay içinde samimi olduğu bir arkadaşı olduğu söylenirdi. Hep ayni konuları anlatır, Hint aksamıyla geveler durur, anlattığı da pek anlaşılmazdı. Aramızda ‘yine mi Lele, yine mi Lele’ espirileri söylenirdi. Kongrelere yurt dışından konuşmacı getirmek, (hele de ABD den) oldukça masraflı bir yaklaşım. Bu bakımdan konuşmacı olarak, hep ayni kişiler yerine, konularında dünya çapında ve anlattıkları yeniliklerle katılımcıların ufkunu açacakların seçilmesi daha mantıklı olacaktır. Kongreye gelmeyi düşünen meslektaşım, ‘ben onu geçen kongrede de dinlemiştim, nasıl olsa ayni şeyleri söyleyecek, artık farklı birileri olmalı dememeli.
Hani bir şarkı vardır. ‘hep ayni nakarat, gerisi bayat’ diye söylenen. Ya da Nilüferin şarkısında olduğu gibi.
Sen uçtun ben uçtumAşk mı bu söyle sevgi miBen zaten bir hoştumOynattım dengemi
Macunlu sohbetlerHedefsiz şikayetlerMangaldan........
