menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İlerlemenin Anahtarı, Yıkıcı Olmayan Rekabettir

9 0
26.08.2026

Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Fen Güzel Sanatlar ve Tasarım Hemşirelik Hukuk İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İnsan ve Toplum Bilimleri İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat

Güzel Sanatlar ve Tasarım

İktisadi ve İdari Bilimler

İnsan ve Toplum Bilimleri

Fikri görünür kılan kalem; kalemi anlamlı kılan istikrardır.

İlerlemenin Anahtarı, Yıkıcı Olmayan Rekabettir

         Kartel, tröst, tekel ve hâkim durumun kötüye kullanılmasını engelleyen “antitröst/rekabet yasaları” dünyanın çok büyük bölümünde vardır. OECD’nin 2025 çalışması, 2023 yılı için 69 ayrı yargı alanındakartel, hâkim durum ve birleşme denetimi uygulamalarını karşılaştırıyor. Başlıca ülkeler şöyle:

            ABD’de sistemin temelini 1890 tarihli Sherman Act ve 1914’te Clayton Act ve Federal Trade Commission Act  oluşturuyor. Yasalar özellikle fiyat belirlemesi, pazar paylaşması ve ihaleye fesat karıştırması gibi kartel davranışlarını yasaklıyor. Ayrıca, rekabeti önemli ölçüde azaltabilecek birleşme ve devralmaları da denetliyor.

AB sisteminde: Madde 101: Rakiplerin kartel oluşturması, fiyat anlaşması ve pazar paylaşması gibi rekabeti sınırlayan anlaşmaları yasaklıyor. Madde 102: Hâkim durumdaki şirketin bu gücünü kötüye kullanmasını yasaklıyor. Büyük birleşme ve devralmalar da inceleniyor. AB’de rekabet kurallarını ihlal eden şirketlere dünya çapındaki yıllık cirolarının ’una kadar para cezası uygulanabiliyor.

Türkiye’de bunun karşılığı 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun ve Rekabet Kurumu’dur. Kanun özellikle: Rekabeti sınırlayıcı anlaşmaları,  Kartelleri,  Hâkim durumun kötüye kullanılmasını, Rekabeti önemli ölçüde azaltabilecek birleşme ve devralmaları denetliyor. Rekabet Kurulu’nun güncel kararlarında 4054 sayılı Kanun’un 4. ve 6. maddeleri rekabet ihlalleri, 7. maddesi ise birleşme ve devralmalar açısından uygulanıyor.

            Bir şirketin çok büyük olması, tek başına çoğu ülkede yasadışı değildir. Asıl mesele, tekel gücünün rekabeti ortadan kaldırmak için kötüye kullanılmasıveya şirketlerin kartel oluşturması ve bazı birleşmelerin rekabeti ciddi biçimde azaltmasıdır. Bütün bu yasal uygulamalara ragmen, nasıl olmuşsa, Çin pek çok konuda tekel haline gelmiş, işte bunu anlamakta zorlanıyor insan. Gelişmiş ülkeler kendi şirketleri için bu yasaları ve cezaları uygularken Çin’den gelen ucuz mallara karşı yeterli önlemleri almamış ve göz göre göre kendi şirketlerinin batmalarını sadece izlemekle kalmıştır.

Batı dünyası, (başta ABD ve AB), başka ülkeleri bombalamak, işgal etmek ve yönetimlerini değiştirmek için harcadıkları para ve emeği Çin’den gelen kasırgalara karşı kullanabilmiş olsalardı, bu gün bu durumlara düşmezlerdi.

Uzaklara gitmeyelim ülkemizde de yıllar içinde ilgnç uygulamalara tanık olundu. 1970 li yıllarda Almanya ve diger Avrupa ülkelerinde çalışan işçilerimizin alın teri  ve tasarruflarıyla çeşitli alanlarda işçi şirketleri kurulmuştu. Bir sure sonra, kurulan bu şirketlerin pek çoğu, büyük sermaye ve şirketlerin yıkıcı rekabetleri ve bürokratik engeller yüzünden ya iflas ederek  kapandı, ya da öldüm pahasına satıldı. Denizli’de 1971-82 arasında 20 çok ortaklı işçi şirketi kurulmuş. Bir kaç ilginç örnek vereyim: 

Şirket                       kuruluşu              faaliyet alanı                       sonraki durumu

Azim cıvata                   1970             cıvata, somun, perçin             2008 de kapandı

Cenizli cam (Şirintaş)........

© Akademik Akıl