Tatlı Krizinin Gizli Nedeni: Histamin, Kortizol ve İnsülin Döngüsü
Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Fen Güzel Sanatlar ve Tasarım Hemşirelik Hukuk İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İnsan ve Toplum Bilimleri İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat
Güzel Sanatlar ve Tasarım
İktisadi ve İdari Bilimler
İnsan ve Toplum Bilimleri
"HAYATI: doğal bir OKUyuşla; PAYLAŞmak"
Tatlı Krizinin Gizli Nedeni: Histamin, Kortizol ve İnsülin Döngüsü
Duygusal yeme çoğu zaman yanlış anlaşılır. Kişi kendini suçlar, “İradem zayıf”, “Yine dayanamadım”, “Kendimi tutamıyorum” der. Oysa duygusal yeme her zaman basit bir istek değil. Çoğu zaman bedenin içeriden verdiği biyolojik bir alarmdır.
Kişi bazen yemeği değil, rahatlamayı ister.
Çünkü beyin açlıkla stresi, yorgunlukla tatlı isteğini, huzursuzlukla atıştırmayı birbirine karıştırabilir. Özellikle kan şekeri dalgalandığında, kortizol yükseldiğinde, insülin sık uyarıldığında ve histamin yükü arttığında kişi kendini bir anda yiyeceğin karşısında bulabilir.
Bu yüzden duygusal yeme sadece psikolojik bir mesele değil. Beyin, bağırsak, hormonlar, bağışıklık sistemi ve metabolizma aynı anda konuşur. Beden huzursuzsa, beyin en hızlı sakinleşme yolunu arar. Bu yol çoğu zaman şeker, ekmek, hamur işi, çikolata, cips ya da gece atıştırmaları olur.
Duygusal yeme çoğu zaman duyguları değil, bozulmuş biyokimyayı susturma çabasıdır.
Normal açlık yavaş gelir. Bekleyebilir. Dengeli bir öğünle doyabilir. Ama duygusal yeme ani gelir. Sabırsızdır. Seçicidir. Kişi genellikle sebze ya da protein değil; hızlı rahatlatan yiyecekleri ister. Çünkü bu yiyecekler beyinde kısa süreli ödül ve sakinleşme hissi oluşturur.
Fakat sorun tam da burada başlar. Bu rahatlama geçicidir. Kısa bir süre sonra kan şekeri yeniden oynar, insülin tekrar yükselir, ödem artabilir, suçluluk başlar ve kişi aynı döngüye yeniden girer.
Duygusal yemenin en sinsi tarafı, kısa süre rahatlatıp uzun süre bedeni yormasıdır.
Bu döngünün merkezinde kortizol vardır. Kortizol stres hormonudur. Kısa süreli stres anında bedeni korur. Ama stres uzun sürerse metabolizmayı yorar. Vücut sürekli “tehlike var” mesajı alır. Bu durumda beyin hızlı enerji ister. Tatlı, ekmek, hamur işi ve atıştırmalıklar daha cazip hale gelir.
Stresli bir beyin yiyeceği bazen besin olarak değil, sakinleştirici gibi görür.
Kortizol yükseldiğinde kan şekeri de etkilenir. Kan şekeri oynayınca insülin devreye girer. İnsülin sık ve yüksek çalıştığında beden yağ yakmaktan çok depolamaya eğilim gösterir. Kişi az yediğini düşünse bile gün içinde sık insülin yükseliyorsa, açlık ve tatlı isteği kontrolsüz hale gelebilir.
İnsülin dalgalandığında kişi aç olmadığı halde yiyecek arayabilir.
Bu yüzden “tatlı krizim var” cümlesinin arkasında bazen irade eksikliği değil, kan şekeri ve insülin düzensizliği vardır. Kişi yemek yer, kısa süre rahatlar, sonra tekrar halsizlik, pişmanlık, ödem ve yeme isteği başlar.
Bir de bu tablonun çok konuşulmayan bir tarafı var: histamin yükü.
Histamin sadece alerjiyle ilgili değildir. Kaşıntı, kızarıklık, burun akıntısı gibi belirtilerin dışında; bağırsak, beyin, uyku, inflamasyon, ödem, huzursuzluk ve iştah üzerinde de etkili olabilir.
Histamin yükü arttığında kişi kendini şişkin, ağır, gergin, huzursuz, uykusuz, baş ağrılı ya da duygusal olarak daha hassas hissedebilir. Bazen kişi bunu “canım sıkkın” diye yorumlar. Oysa bedenin içinde sessiz bir inflamasyon ve histamin baskısı olabilir.
Histamin yükseldiğinde beden huzursuzlaşır; beden huzursuzlaştığında beyin yiyecekle rahatlamaya çalışır.
Bu yüzden bazı kişilerde duygusal yeme, sadece stresle değil; histamin yüküyle de tetiklenebilir. Beklemiş yemekler, fermente ürünler, işlenmiş gıdalar, alkol, bazı soslar ve kişiye özel hassasiyet oluşturan besinler bu yükü artırabilir.
İşte en güçlü döngü burada oluşur:
Histamin bedeni rahatsız eder.Beden bunu stres gibi algılar.Kortizol yükselir.Kan şekeri dalgalanır.İnsülin sık uyarılır.Beyin hızlı enerji ister.Kişi tatlıya, ekmeğe, hamur işine ya da atıştırmalıklara yönelir.
Yani kişi çoğu zaman yiyeceğe yenilmez; içerideki hormonal ve hücresel fırtınaya yenilir.
Bu noktada Ketomiks Diyet devreye girer. Çünkü Ketomiks Diyet sadece “az ye” yaklaşımı değil. Sadece kalori hesabı değil. Sadece karbonhidratı azaltmak da değil.
Ketomiks Diyet; kan şekerini dengelemeyi, insülin yükünü........
