Kurban Bayramı’nda Kırmızı Et Alarmı: Mesele Et Değil, Metabolik Yük
Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Fen Güzel Sanatlar ve Tasarım Hemşirelik Hukuk İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İnsan ve Toplum Bilimleri İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat
Güzel Sanatlar ve Tasarım
İktisadi ve İdari Bilimler
İnsan ve Toplum Bilimleri
"HAYATI: doğal bir OKUyuşla; PAYLAŞmak"
Kurban Bayramı’nda Kırmızı Et Alarmı: Mesele Et Değil, Metabolik Yük
Kurban Bayramı, sofraların bereketlendiği çok özel bir dönem. Ancak aynı zamanda bedenin kısa sürede ağır bir metabolik sınavdan geçtiği bir süreç.
Burada sorun kırmızı etin kendisi değil. Kırmızı et kaliteli protein, demir, çinko ve B12 vitamini açısından değerli bir besindir. Asıl sorun; eti birkaç gün içinde normalin çok üzerinde, sık aralıklarla, yağlı kesimlerle, yanlış pişirme teknikleriyle, yetersiz sebze ve su tüketimiyle, tatlılar ve hamur işleriyle birlikte vücuda yüklemektir.
Mesele et yemek değil; eti birkaç güne sıkışmış yoğun bir metabolik baskıya dönüştürmektir.
Bayramda yapılan en büyük hata, eti “nasıl olsa bayram” düşüncesiyle sınırsız tüketmektir. Oysa bedenin protein sindirme, yağları işleme, safra salgılama, karaciğerde metabolik yükü yönetme ve bağırsak hareketlerini dengeleme kapasitesi sınırsız değil.
Bir öğünde fazla miktarda yağlı et tüketildiğinde mide boşalması yavaşlar. Sindirim uzar. Reflü, mide yanması, şişkinlik, hazımsızlık, uyku hali ve kabızlık artabilir. Etin yanında sebze yerine ekmek, pilav, börek, tatlı ve gazlı içecek tercih edildiğinde tablo daha da ağırlaşır.
Bayram sonrası “midem taş gibi oldu”, “karnım şişti”, “ödemim arttı”, “başım ağrıyor”, “kendimi çok ağır hissediyorum” cümleleri tesadüf değil. Bunlar bedenin verdiği metabolik uyarılardır.
Kurban Bayramı’nda en çok gözden kaçan konulardan biri de histamin yüküdür. Taze kırmızı et doğrudan yüksek histaminli bir besin gibi düşünülmeyebilir. Ancak etin bekleme süresi, saklama koşulları, tekrar tekrar ısıtılması, hijyen eksikliği ve uygun olmayan sıcaklıkta tutulması histamin ve biyojen amin yükünü artırabilir.
Bu nokta çok önemlidir:
Histamin oluştuktan sonra pişirme işlemi her şeyi sıfırlamaz.
Yani et bozulmamış gibi görünse bile, yanlış saklama ve tekrar ısıtma süreci histamin yükünü artırabilir. Bayramda eve bir anda çok miktarda et girer. Et bazen poşetlerde bekler, bazen mutfak tezgâhında uzun süre kalır, bazen buzdolabı aşırı dolar ve yeterince soğutamaz, bazen de pişmiş et ertesi gün tekrar tekrar ısıtılır.
İşte bu süreç özellikle histamin hassasiyeti olan kişilerde migren, yüzde kızarma, kaşıntı, çarpıntı hissi, reflü, karın şişkinliği, bağırsak hassasiyeti, ödem artışı, halsizlik ve uyku bozukluğu gibi belirtileri tetikleyebilir.
Bugünün beslenme anlayışında mesele sadece kalori değil; histamin yükü, inflamasyon yükü ve metabolik stres yüküdür.
Kırmızı etin yağlı kesimleri doymuş yağ açısından zengindir. Bayram döneminde et sıklığı arttığında, doymuş yağ alımı da hızla yükselir. Bu durum özellikle hipertansiyon, kolesterol yüksekliği, damar sertliği, insülin direnci, obezite ve kalp damar hastalığı riski olan kişilerde daha dikkatli yönetilmelidir.
Ağır ve yağlı bir et öğününden sonra kan yağları yükselir, sindirim uzar, damar sistemi daha fazla zorlanır. Bir tabak yağlı kavurma sadece mideye gitmez; safra sistemini, karaciğeri, damarları, pankreası, bağırsakları ve bağışıklık sistemini aynı anda meşgul eder.
Yağlı et, tuz, hareketsizlik, tatlı, az su ve sık tekrar eden porsiyonlar birleştiğinde kalp damar sistemi sessizce zorlanır.
Karaciğer de bu süreçte en çok çalışan organlardan biridir. Çünkü karaciğer hem protein metabolizmasını, hem yağ metabolizmasını, hem safra üretimini, hem kan şekeri dengesini, hem de inflamatuar yükü yönetmek zorundadır.
Kırmızı etin aşırı tüketimi özellikle yağlı kesimlerle birleştiğinde karaciğer için ciddi bir iş yükü oluşturabilir. Buna tatlı, şekerli içecek, hamur işi, alkol ve gece geç saatlerde yemek eklendiğinde tablo daha da ağırlaşır.
Karaciğeri en çok yoran şey tek başına et değil; etin yanında gelen yağ, şeker, alkol, hamur işi ve hareketsizlik paketidir.
Kurban Bayramı’nda ürik asit yükü de unutulmamalıdır. Kırmızı et ve özellikle sakatatlar pürin içeriği nedeniyle ürik asit metabolizmasını etkileyebilir. Gut hastalığı olanlar, böbrek taşı öyküsü bulunanlar, böbrek fonksiyonlarında sorun yaşayanlar ve ürik asidi yüksek seyreden........
