menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Magnezyum Çılgınlığı: Önce Eczaneye Değil, Mutfağa Bakın

22 0
13.07.2026

Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Fen Güzel Sanatlar ve Tasarım Hemşirelik Hukuk İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İnsan ve Toplum Bilimleri İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat

Güzel Sanatlar ve Tasarım

İktisadi ve İdari Bilimler

İnsan ve Toplum Bilimleri

Fikri görünür kılan kalem; kalemi anlamlı kılan istikrardır.

Magnezyum Çılgınlığı: Önce Eczaneye Değil, Mutfağa Bakın

Son yılların en popüler sağlık ürünü ne vitamin C, ne D vitamini ne de balık yağı… Cevap, magnezyum.

Sosyal medyada birkaç dakika geçirmeniz yeterli. Uyuyamıyorsanız magnezyum, kasınız ağrıyorsa magnezyum, stresliyseniz magnezyum, spor yapıyorsanız magnezyum, hatta hiçbir şikâyetiniz yoksa bile “zararı olmaz” diye magnezyum… Öyle bir noktaya geldik ki, insanlar artık “Magnezyum kullanmalı mıyım?” diye değil, “En iyi magnezyum hangisi?” diye soruyor.

Oysa bilim, bu kadar kolay cevap vermiyor.

Çünkü “magnezyum” tek bir ürün değildir. Sitratı, oksidi, glisinatı, malatı, klorürü, laktatı ve daha birçok formu vardır. Emilimleri farklıdır, kullanım amaçları farklıdır, yan etkileri farklıdır. Bir hastaya uygun olan preparat, başka bir kişi için doğru seçim olmayabilir. Dolayısıyla doğru soru, “En iyi magnezyum hangisi?” değil, “Benim gerçekten magnezyuma ihtiyacım var mı?” olmalıdır.

Daha da önemlisi, toplumda oluşan “doğalsa zararsızdır” algısıdır. Oysa magnezyum da diğer mineraller gibi gereğinden fazla alındığında sorun oluşturabilir. Özellikle böbrek fonksiyonları bozulmuş kişilerde yüksek magnezyum düzeyleri kas güçsüzlüğüne, tansiyon düşüklüğüne, refleks kaybına ve ciddi ritim bozukluklarına yol açabilir. Ayrıca levotiroksin, bazı antibiyotikler ve osteoporoz ilaçlarıyla birlikte kullanıldığında bu ilaçların emilimini azaltabilir. Kısacası, masum görünen bir takviye, yanlış kullanıldığında beklenmedik sonuçlar doğurabilir.

Bir başka yanlış algı da SGK tarafından karşılanan magnezyum ilaçlarının sıradan bir vitamin gibi görülmesidir. Oysa geri ödeme kapsamındaki bazı preparatlar yüksek miktarda elementer magnezyum içerir ve belirli tıbbi durumlar için reçete edilir. Komşuya iyi gelen bir ilacın size de iyi geleceğinin garantisi yoktur. Tedavide esas olan sosyal medya önerileri değil, tıbbi endikasyondur.

Belki de bu tartışmada en çok unuttuğumuz şey ise mutfağımızdır.

Ispanak, maydanoz, semizotu, pazı, kuru fasulye, nohut, mercimek, badem, fındık, ceviz, kabak çekirdeği, tam tahıllar, yulaf, yoğurt, kefir ve kakao oranı yüksek şekersiz bitter çikolata… Bunların tamamı magnezyumdan zengindir. Üstelik yalnızca magnezyum değil; lif, vitamin, mineral ve antioksidanları da birlikte sunarlar. Bir kapsül tek bir madde içerirken, sağlıklı bir tabak onlarca yararlı besin öğesini aynı anda sağlar.

Ne yazık ki günümüzde sağlıklı beslenmeyi ihmal edip eksiklerini kapsüllerle tamamlamaya çalışan yeni bir yaşam biçimi oluştu. Oysa tıp bize tam tersini söylüyor: Önce dengeli beslenme, sonra gerekiyorsa takviye. Takviyeler, sağlıklı beslenmenin yerine geçmez; ancak gerekli olduğunda onu tamamlar.

Magnezyum elbette önemli bir mineraldir. Ancak popüler olması, herkes tarafından kullanılmasını gerektirmez. Doğru kişiye, doğru formda, doğru dozda ve doğru süreyle verildiğinde faydalıdır. Aksi hâlde sağlık için alınan bir ürün, gereksiz bir alışkanlığa dönüşebilir.

Belki de artık şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir: Gerçekten magnezyum eksikliğimiz mi var, yoksa sağlıklı........

© Akademik Akıl