menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Odyssey, bir filmden öte… Çok kutuplu dünyada dijital tekno medeniyetin ideolojisi

5 0
29.07.2026

Odyssey filmi zaferin ve seferin asıl, kazanmanın esas sayıldığı özü yeniden Batı'nın ufkuna getiriyor. Her zafer biraz da hasar bırakır, ithaka'ya dönmek bir anlamda Batı medeniyetine dönmektir. İthaka'yı var kılmak, korumak için yani dönülecek bir ev, bir vatan, bir lebensraum için Truva'ya sefer gerekir, atın içine saklanmak gerekir, akıl, hile, kazanmak gerekir.

Ercan Yıldırım/ Yazar

Eve dönme modası var dünyada... Tüm ideolojilerde, ülkelerde, milletlerde bir aslını hatırlama, özüne avdet, kendiliğini bilme-bulma, köklerini hatırlama iştiyakı belirdi.

Tarih boyunca radikal tekno-kültürel dönüşüm evrelerinde, dünya sisteminin ekopolitik kırılma ve yenilenmelerinde, küresel çatışmalarda ayakta kalmak için hem toplumları domine etmek hem bir meşruiyet ve nirengi noktası bulabilmek için köklere koşulur. Bu öz arayışının daha radikali mitolojilere, destanlara, efsanelere sarılmaktır. Rasyonel bir kültür-politikte bile mitler varolan zamanı açıklamak, anlamlandırmak için kullanılır. Sadece enternasyonalist eğilimler geliştiğinde değil toplumların kendi içindeki çelişkilerinde de mitolojilere dönerek şaşaalı varoluş anlatıları kurulur.

Amerika kıtasında kırıma uğrayan medeniyetler, İnkalar, Aztekler bir biçimde tarihten önce de varolduklarını kanıtlayabilirler ama ABD'lilerin mesela dönebilecekleri bir kendilikleri, mitolojileri, paganist bile olsa geçmişleri yok. Moderne doğmuş, özleri kapitalizm olan bir ülkeden bahsediyoruz. Ama Batı medeniyeti bünyesine alındıkları için Avrupalıların sadece mesela İslam veya Türkler karşısında değil araları iyiden iyiye açılan ABD'ye karşı da köklerini hatırlama ihtiyacı günden güne artıyor.

Yunan düşüncesi öz mü?

Özünü farketme, aslına dönme çabalarında Avrupa ve Batı medeniyeti hep Yunan düşüncesine uğradı. Batı düşüncesinin hatta felsefenin bütünü Platon ve Aristo'ya düşülen şerhlerden müteşekkil kabul edilir. Görünenin ardındaki, numen, örtünün altındaki hakikat arayışıyla buna karşı saf dünya gerçekliği ve fenomenden müteşekkil ikiliklere benzer başkaları da bu şerhlerin temel kaynağıdır.

Nietzsche bunların evveline giderek mesela Diyonysosçu esrimeyle Apolloncu düzen ve aklîliği temellendirir nihayetinde en fazla Antik tragedya sentezine ulaşır. Akıl ve duyguların çatışması, beden ve ruhun birbirinden farklı görülmesi, öz ve görünüşlerin ayrıksılığı, doğa ile insanın üstünlük yarışı hatta savaşımı kendini Heidegger'de hiçbir şeyin ayrışmadığı mitolojik özde bulur. Batı bu dönemde Varlık'ı düşünüyordu ama sonradan Varlık'ı unuttu, varolanlarla yetindi. Bu da ister istemez teknik ve modern bilimle insanın otantikliğini yani kendiliğini kaybetmesine neden oldu.

Tekniğin belirleyiciliğinden, hegemonyasından uzaklaşmalıydı insanlık... Bugün dijital, insanı belirliyor, yönlendiriyor, tahakkümü altına alıyor. Bu dijital tekno-kültür çağında saf olana, otantiğe, insana nasıl ulaşılabileceğini düşünürken, mitoloji bize, Truva bize, Odyssey bize, Yunan düşüncesi bize insanı yani saf Avrupalıyı belirginleştirecek doneler verir.

Truva'dan Hürmüz'e, Odyssey'den çok kutupluluk savaşına...

Odyssey'de, Truva'da mevzu aynı zamanda emtianın ticareti ve bunun yollarını ele geçirmekti, Hürmüz çıkmazına giren bölgede herkes aslına, özüne, köklerine dönmenin çabasında. İsrail, vaadedildiği rivayet edilen topraklarını ele geçirme, İran, imparatorluğunu koruma, Çin, Rusya, Türkiye İmparatorluklarını geliştirme, ABD imparatorluk köklerini sağlamlaştırma, Avrupa........

© Açık Görüş