menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ABD NATO'dan ayrılacak mı?

16 0
07.04.2026

NATO, ABD'nin küresel güvenlik mimarisinin merkezinde yer alan kurumsal bir yapı özelliğine sahip. Haliyle Trump'ın NATO'dan ayrılık konusunda Kongre'nin tamamen devre dışı kalacağını iddia etmesi, hukuki açıdan kesinlik taşımıyor ve bu durum yasamayla yürütme arasında ciddi bir yetki krizine yol açma riski taşıyor.

Dr. Hacı Mehmet Boyraz/Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi- Dr. Ömer Faruk Aydemir/ İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Öğretim Görevlisi

ABD Başkanı Donald Trump, geçen hafta yaptığı açıklamada İran'la devam eden savaşta NATO müttefiklerinden beklediği desteği göremediğini belirterek ittifaka yönelik eleştirilerini sertleştirmiştir. Trump, NATO'yu "kâğıttan kaplan" olarak nitelendirerek ABD'nin NATO'dan çekilebileceğini ifade etmiştir. Avrupa'nın özellikle Hürmüz Boğazı konusunda yeterince sorumluluk almamasını eleştiren Trump, ABD'nin Avrupa'nın güvenliğini üstlendiğini fakat NATO'nun ABD'yi koruyamadığını dile getirmiştir.

Trump'ın NATO aleyhindeki söylemleri yeni değildir. İlk başkanlık döneminden beri NATO'yu maliyet üreten bir yapı olarak değerlendiren Trump, Avrupalı müttefiklerin savunma harcamalarını artırmaları gerektiğini sürekli gündemde tutmuştur. Bu çerçevede ilk görev döneminde NATO'daki müttefiklerin gayrisafi yurt içi hasılalarının en az yüzde 2'sini savunmaya ayırmaları gerektiğini vurgulamıştır. İkinci döneminde ise bu oranı yüzde 5 seviyesine çıkarma yönünde çok daha iddialı bir hedef ortaya atmıştır. Trump'ın zamanla sıklaşan ve tonu sertleşen söylemleri, diğer NATO üyelerinde rahatsızlık yaratmış ve uzun süredir tartışılan stratejik özerklik yaklaşımının güç kazanmasına zemin hazırlamıştır.

NATO her zaman hegemonyasına hizmet etti

Trump'ın söylemlerini sağlıklı değerlendirebilmek için NATO'nun işlevine kısaca değinmek gerekiyor. Bilindiği üzere NATO, 1949'da Sovyet tehdidine karşı kolektif savunma hattı oluşturma amacıyla kurulmuştu. Bu yönüyle NATO, Soğuk Savaş döneminde Batı ittifakının güvenlik mimarisinin temel taşı olarak işlev görmüş ve özellikle Avrupa'nın Sovyet yayılmacılığına karşı korunmasında kritik rol üstlenmiştir. Bunun yanı sıra Washington açısından NATO, ABD'nin siyasi ve askeri gücünü Avrupa'ya yerleştirmesini sağlayan kurumsal bir araç olarak görülmüştür. Nitekim Soğuk Savaş sonrası dönemde NATO'nun işlevini yitirdiği ve varlık sebebinin ortadan kalktığı tartışması baş göstermiştir. Ancak örgütün varlığını sürdürmesi ve genişlemeye devam etmesi, ittifakın yalnızca Sovyet tehdidine bağlı geçici bir yapı olmadığını aksine ABD'nin küresel hegemonya stratejisinin kalıcı bir parçası olduğunu açık biçimde göstermiştir. Dolayısıyla NATO, bugün dahi küresel siyasette Amerikan hegemonyasının sürdürülmesinde siyasi ve askerî açıdan merkezi bir rol oynamaya devam ediyor.

Trump'ın NATO'ya yönelik son eleştirileri, ittifakın zor zamanlarda ABD ile yeterince dayanışma göstermediği iddiasına dayanıyor. Ancak NATO ülkeleri geçmişte özellikle Afganistan başta olmak üzere birçok krizde ABD'nin yanında yer almış ve Washington'un yürüttüğü askeri operasyonlara katkı sunmuştur. Buna karşılık ABD, müttefiklerinin karşı karşıya kaldığı her güvenlik tehdidinde aynı düzeyde dayanışma sergilememiştir. Bunun en somut ve yakın tarihli örneklerinden biri Türkiye'dir. Zira Türkiye, Suriye kaynaklı güvenlik ve terör tehditleriyle yoğun biçimde karşı karşıya kaldığı dönemde NATO'dan ve ABD'den beklenen desteği alamamıştır. Türkiye, özellikle Suriye'nin kuzeyinde varlık gösteren terör........

© Açık Görüş