Dün Gece İzmir’de Çok Fena Şeyler Oldu: Uluyan Köpekleri Duydunuz mu?
Ege Üniversitesi’ndeki gece baskını, köpekleri sokaklardan silme siyasetinin ve birlikte yaşam ihtimaline duyulan tahammülsüzlüğün bir parçası.
Dün gece yarısı, Ege Üniversitesi kampüsünde öğrencilerin baktığı yaklaşık 200 köpek ani bir baskınla toplandı. Bornova Belediyesi ekipleri polis ve çevik kuvvet eşliğinde kampüse girdi. Köpeklerini vermek istemeyen öğrencilere polis biber gazı sıktı, arbede yaşandı. Gece yarısı karanlığına köpeklerin sesi, öğrencilerin isyanı karışıyordu. Köpeklerin nereye götürüldüğü bilinmiyordu. Korkunç bir geceydi…
Öğrenciler orada bir yaşam alanı kurmuşlardı. Suyu, maması, hastalığı, yarası, korkusu ve neşesiyle ilgilenilen; insanla hayvanın birbirine yer açabildiği bir alan. Başka bir ihtimal: Sokakları hayvanlardan arındırıp kapılarını kapatmak yerine birlikte yaşamayı öğrenmek. İşte dün gece o ihtimale tahammül edemediler. Gece geldiler; öğrencilerin kurduğu hayatın üzerine polis barikatı, biber gazı ve belediye aracıyla yürüdüler.
Bu baskın, memlekette olup bitenden ayrı değil. Sokak köpeklerini toplamayı öngören yasa yürürlüğe girdiğinden beri hayvanlar ülkenin dört bir yanında sokaklardan alınıp bakımevlerine ve “doğal yaşam alanlarına” götürülüyor. İçişleri Bakanlığı, köpeklerin yüzde 99,22’sinin toplandığını açıkladı. Bakanlığın verilerine göre 452 bini aşkın köpek toplanmış; 149 bin 785’inin akıbeti belirsiz. Ülke çapında kaç köpeğin öldüğü açıklanmıyor. Hayvanlar toplanıyor, sonra izleri kayboluyor.
Barınak denen yerde kapılar kapanıyor. İçeride ne kadar su var, ne kadar mama, kaç veteriner, kaç hasta hayvan, kaç ölüm? Yetersiz koşullar, hastalık ve açlık haberleri geliyor; gerçek ölüm sayısı bilinmiyor.
Buna köpek soykırımı demek ağır mı? Hayvanlar birer birer sokaktan alınıp tecride, açlığa, hastalığa ve ölüme terk edilirken........
