'Hibrit demokrasi kapitalizmi' mi, 'monarşi' hevesi mi?
Demokrasinin varlığı ve yokluğu meselesi kuşkusuz kapitalizme içkin bir sorundur aynı zamanda. Çağdaş kapitalizm 19’uncu yüzyıldaki arkaik, yayılmacı ve sonra da klasik emperyalist uygulamasından farklı olarak, çocuk, kadın, köle ve ırk meselelerinde bir düzine ilerleme sağlamakla birlikte, aynı zamanda kurumsal yapısıyla “olabildiğince” demokrasiyi ister.
Geç kapitalistleşen ülkemizin de içinde olduğu ulus devletler bu demokratik eğilimleri izlemekle yetinir. Neoliberal iktisat politikasının geç kapitalist ülkelerdeki yönetişim mekanizmasını hibrit demokrasiyle kabul ettiğini biliyoruz.
G7 gibi örgütlenmeler hibrit demokrasiyi adeta teşvik ediyor, çünkü yönetimi kolaylaşıyor. Bu da otoriterliğe yaklaşan zayıf bir kurumsal yapıyla, karar mekanizmasında halkın taleplerinin görmezden gelindiği bir kapitalizme işaret eder. Böylece 19’uncu yüzyıldaki monarşi benzeri yapıların getirdiği alışkanlıklar geç kapitalistleşen ülkelere tekrar aşılanmak isteniyor. Aslında Türkiye dahil bir çok ülkedeki iktidarlar da bu olgudan güç aldıklarından, kendi yönetimlerini devam ettirmek için antidemokratik uygulamaları artırdılar.
Bu demokrasiden sapmanın, sadece iktidardan değil, kültürel yapıdan kaynaklanan ve muhalif yapıyı da içine alan bir çerçevesi olduğunu gözlüyoruz.
Örneğin Türkiye’de ana muhalefet içinde butlanla gelen kayyım benzeri yapının, (chartalist) demokratik haklarını kullanan ve kurultay için imza toplayan il başkanlarını aynı gün görevden alması, demokrasiye karşı otokratik bir tavırdır. Oysa çağdaş kapitalizm çartalizmi bir demokrasi mekanizması olarak yaklaşık 400 senedir benimsemektedir.
Enflasyonun yüzde 30’larda seyrederek bu ateşi körüklediği, bütçe açığının ilk altı ayda 1 trilyonu aştığı ve emekçiye kaynak ayrılmak istenmediğinden toplumsal taleplerin giderek yükseldiği muhakkak. Sorun bu yükselen taleplerin demokratik mekanizmalarla buluşamaması.
OTORİTER REJİMİN SINIRLARINDA
Türkiye, The Economist Intelligence Unit (EIU) endeksinde küresel sıralamada 102’nci sırada yer almakta. Puan bazında incelendiğinde, seçim süreçleri ve çoğulculuk, hükümetin işleyişi ve sivil özgürlükler alt kırılımlarında yaşanan düşüş, ülkenin “kusurlu demokrasi” kategorisinin altında, otoriter rejim sınırına yakın bir hibrit yapıda kalmasına yol........
