Teröristbaşı-PKK-DEM ve DMM neyi yalanladı?!
Bir Fransız televizyon kanalı ve Ruşen Çakır’ın Medyascope’u, teröristbaşı ile DEM İmralı heyetinin 20 Temmuz ve 2 Ağustos’ta yaptığı görüşmelere ait olduğu öne sürülen bazı tutanakları/notları yayımlayınca şöyle dedik:
“Bunların ortalığa saçılmasının üzerinden dört gün geçti. Ne AKP’den ne MHP’den ne Cumhurbaşkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nden ses seda var. Hepsi doğru da, ondan mı?”
Üçünden de değil, en önce DEM’den, özetle şöyle bir ses geldi:
“Eklemeler çıkarmalar var. Kamuoyunu yanıltmaya ve süreci provoke etmeye yönelik iddialar... sayın Öcalan’ı ve önemli bir eşiğe ulaşan süreci doğrudan sabote etmeye dönük tehlikeli bir faaliyet... Bizden ya da sayın Öcalan’la görüşen aile ve avukatlarından gelmeyen, resmi bir zemine dayanmayan hiçbir belge, not, bilgiye itibar edilmemeli.”
DEM’den bir gün sonra, feshedildiği öne sürülen PKK, “hareket yönetimi” adı altında; yayımlanan metinleri “düzmece” diye nitelendirip, bunların “süreci bozmaya yönelik planlı bir provokasyon” olduğunu bildirdi ve halkımızın DEM ile kendilerinin verdiği bilgilere itibar etmesini istedi.
PKK’dan saatler sonra ise nihayet Cumhurbaşkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, hangi paylaşımları kastettiğini belirtmeden, “son günlerde ülkemize yönelik toplumsal birliği, kardeşlik ve huzur iklimini hedef alan, dış kaynaklı ve maksatlı bir psikolojik harekât stratejisinin devreye sokulmaya çalışıldığının tespit edildiğini” ve “asılsız iddialarla dezenformasyon ve provokasyon üreten odaklara karşı adli ve idari süreçlerin uygulandığını” duyurup, “vatandaşlarımızın, art niyetli içeriklere karşı hassas olması, kaynağı belirsiz paylaşımlara geçit vermeyerek, yalnızca resmi açıklamalara itibar etmesi” uyarısında bulundu.
“Toplumsal birlik, kardeşlik, huzur ikliminin hedef alınması... Dış kaynaklı psikolojik harekât” ifadelerinden, belli ki, o “tutanaklar/notlar” kastediliyor.
Son olarak da dün DEM İmralı heyeti, teröristbaşının şu mesajı gönderdiğini açıkladı:
“Bu tarihi dönemde süreci akamete uğratmaya çalışan bazı çevrelerin girişimleri, bana karşı bir komplodur. Basına, sosyal medyaya yansıyan ve bana atfedilen ifade, görüşme, isim, belge, tutanaklar, atıflar gerçek dışıdır. Bu paylaşımlar süreç karşıtları tarafından geliştirilen provokatif hareketlerdir.”
Söz konusu yalanlamaların tümünün doğru olduğunu varsayalım.
İyi, ama geçtiğimiz günlerde de dikkat çektik; o “tutanaklarda/notlarda” yer aldığı belirtilen birçok ifadeyi bizzat Pervin Buldan, Faik Özgür, Veysi Aktaş ve Tuncer Bakırhan tekrarlamadı mı?
Başka bir örnek; “tutanaklara/notlara” göre teröristbaşı; “Yasada Cumhurbaşkanı Yardımcısının yönetiminde bir koordinasyon Kurulu düzenliyorlarmış. Bu Kurulda Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, İstihbarat Kurumları temsilcileri de olabilirmiş. Bu Koordinasyon Kuruluna bağlı bir alt kurul olarak ‘silahsızlanma ve siyasallaşma kurulu’ olacak. Bu kurulda da statü olarak netleşmiş bir halde yer alacağım.” demişti.
Peki önceki gün, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında toplanan “Milli Dayanışma ve Bütünleşme Koordinasyon Kurulu”, dört ayrı alt komisyonun oluşturulmasına karar vermedi mi? Bunlardan birisinin de ufak bir değişiklikle, “silahsızlanma ve stratejik koordinasyon alt komisyonu” olduğu açıklanmadı mı?
Yine o “tutanaklara/notlara” göre; teröristbaşı başka neler söylemişti? Özetle şunları:
- “Anayasa’da yerimizi........
