Kerbela'nın konuşulmayan yüzü: Suçun toplumsallığı
Kerbela katliamını başka bir yerden tartışmak mümkün mü?
Mesela katliamın faillerini yalnızca birkaç isimde değil, daha geniş, daha kolektif bir zeminde aramak?
Fiile odaklanırken, o fiili mümkün kılan uzun süreci; suskunlukları, biatları, korkuları ve çıkar ilişkilerini yeniden düşünmek?
Tarihin açığa çıkardığı hakikatin izini sürmek; Yezid’i konuşurken, onu iktidara taşıyan toplumsal ve siyasal zemini unutmamak…
Çünkü Kerbela, yalnızca bir günün, bir çölün ve birkaç kılıcın hikâyesi değildir.
Merceği o günlere çevirelim.
Muaviye, oğlunu tahta hazırlarken yalnızca bir iktidar devri yapmadı; bir zihniyet inşa etti. Şehirlere elçiler gönderildi, propaganda örgütlendi, itiraz edebilecek isimler ya satın alındı ya susturuldu.
Yedi yıl sürdü bu hazırlık.
Yedi yıl boyunca bir toplum adım adım dönüştürüldü.
Kimileri rüşvetle sustu.
Kimileri “düzen bozulmasın” diyerek.
Kimileri de hiçbir şey olmuyormuş gibi davranarak.
İşte o suskunluk, o görmezlik, o “bana dokunmayan........
