menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Modern Sanat Müzesindeki kokteylde işe yarayabilecek kısa sohbet konuları

43 0
26.02.2026

Yazar David Foster Wallace kurmaca türü dışına taşan kendi yazı çalışmalarını, yapacak daha iyi işleri olan başkaları adına bir meseleyi araştırması için makul zekaya sahip birine hizmet sektöründe zaman verilmesine benzetir.

Ben de bugün yapacak daha iyi işi olanların modern sanat müzesindeki bir kokteylde ayak üstü sohbetlerde kullanabilecek konu tüyolarını yazdım.

1- Cezanne ve Manet’in yaptıklarından sonra artık ressamın tabiatta ve hayatta gördüğünü aynen çizmesi gerekmiyordu, ressam ister gördüğünden esinlenerek isterse de sadece düşüncesinde yarattığı hayale uygun, gerçeklikte hiç olmayan  biçimleri, renkleri tuvale aktarmakta artık özgürdü..

2-Mimesis döneminin sona ermesiyle sanat daha önce Hegel’in tahmin edip  düşündüğü gibi diyalektik bir süreçte soyutlamanın bir sonraki ileri aşamalarına doğru yürümeye başladı.

3-bundan sonra ‘modern sanat ‘gerek estetik yaşantı gerekse estetik yargıların sığlığında yitmiş , gizlenip, örtülmüş tinini, Heidegger’in de incelikli ve gizemli tonda haber verdiği gibi soyut sanatta bulur. Soyut sanat,sanatı taklit temsil biçim unsurlarıyla özdeşleştirerek, ondaki yaratıcı tini ve Hakikati gösterme gücünü kırmış tüm metafizik geleneğe bir başkaldırıdır (bu alıntı Şule Gece’nin soyut sanat felsefesini esaslı incelediği ‘Modern ve Post Modern Dönemlerde Soyut sanat felsefesi’ çalışmasına Doç. Dr. Senem Kurtar’ın yazdığı önsözden sayfa 9-10).

4- modern sanatın New York macerasını anlatırken üzerinde daha kapsamlı durulması kaçınılmaz olan eleştirmen Clement Greenberg’e göre ‘Manet, modernist resmin Immanuel Kant’ı olmuştu.

Kant nasıl ki ‘Arı Usun Eleştirisi’ (Critique of Pure Reason) çalışmasında ‘kendi üzerinde uygulanan ve başka süjesi bulunmayan aklı’ felsefi olarak sorgulamışsa, Cezanne’nin ve Manet’in yaptıklarını hatırlarsak modern dönemde sanat da sanata uygulanan sanat anlamına gelmeye başlamıştı.

Yani sanatın da kendinden başka bir süjesi yoktu. Her ressam tuvalinin üstünde oluşturduğu çizgiler ve renkler ile aslında sanatın anlamını ve saf özünü arıyordu.

Renk alanı 

5- Renkler aracılığıyla sanatın saf özünü aramanın resimde ilginç geçmişi vardır. Örneğin suprematist avangardın kurucusu Malevich ‘gözle görünür dünyayı temsil etmeye çalışan her türlü çabadan uzaklaşan yani soyutlamayı uca taşıyan  ilk sanatçıdır.örneğin onun Süprematist kompozisyon: Beyaz üstüne beyaz  resmi gerçekliğe her türlü referanstan yoksundur ama

Malevich’e göre bu........

© 10 Haber