Rüya gibi bir öykü okumak için arkanıza yaslanın!
Touchdown adlı öykü kitabımdan (veyayınevi.com) seçtiğim bir öyküyü okuyacağım size. Daha doğrusu siz okuyacaksınız.
Lütfen sesli okuyun. Ama yalnızken…
AV
İki av var, on da avcı. Avcılar, iki kişiye bir saat süre verecek.
Daha sonra peşlerine düşecekler. Bir saat içerisinde, koşarak nereye kaçabilirse kaçıp izlerini kaybettirecek bu iki av.
Ta ki, biri yakalanana kadar. Şunlar işte, gördüklerin.
Ara ara görünüp kaybolan on avcının hepsi motorsikletli.
Isı ve aura ölçer aygıtlarıyla bekliyorlar, silahları da kurbanların üzerine yapışıp çeken tükürük dozuna ayarlı.
Avın biri, arabasını nereye park ettiğini hatırlamadığı, diğeri hiç arabası olmadığı için seçilmiş.
Hiç arabası olmamak, sadece sudan bir bahane.
Birinci av, arabasını ararken öbürü yanına yanaşıp meraklı meraklı sorduğu anda, ebeleniyor. Etiler’deki Türkçe müzik çalan
barlardan birinden sabaha doğru çıkan bir avın, arabasını nereye park ettiğini, bir kahyaya verip vermediğini hatırlamaması normal.
Üstelik, barın iki çıkış........
