30 Ağustos: Zaferden Önce İttifak Çökmüştü
Dün 30 Ağustos’tu.
Yüz dört yıl önce yalnız bir meydan muharebesi kazanılmadı; Anadolu’nun siyasi kaderi değişti, Birinci Dünya Savaşı sonrasında Türkiye’ye dayatılmak istenen güç dengesi sarsıldı ve Yunanistan’ın Anadolu projesi çöktü.
Bu yüzden 30 Ağustos’u yalnız “ordumuz düşmanı yendi” diye okumak, zaferin gerçek büyüklüğünü eksiltir. Çünkü Dumlupınar’daki sonuç, birkaç günlük askerî başarının değil; yıllara yayılan devlet kurma, diplomasi yürütme, ittifakları parçalama, orduyu yeniden inşa etme ve doğru zamanı bekleme becerisinin sonucuydu.
İngiliz Desteği, İngiliz Garantisi Değildi
Yunanistan 1919’da İzmir’e kendi başına çıkmadı. Müttefiklerin onayı vardı ve Başbakan Lloyd George yönetimindeki İngiltere, Venizelos’un Anadolu politikasına güçlü destek veriyordu. Fakat İngiltere yekpare değildi; Dışişleri ve askerî çevrelerde Anadolu macerasının sürdürülebilirliği konusunda ciddi kuşkular bulunuyordu.
Yunanistan’ın ilk büyük stratejik hatası belki de buydu: İngiliz desteğini İngiliz garantisi sandı.
Oysa büyük güçlerin kalıcı dostluklarından çok kalıcı çıkarları vardır.
Haritada İlerlemek, Güçlenmek Demek Değildir
1921’de Yunan ordusu Ankara önlerine kadar geldiğinde haritaya bakan biri Türk tarafının kaybettiğini düşünebilirdi. Gerçekte ise Yunan ordusu ilerledikçe limanlarından, demiryollarından ve ikmal merkezlerinden uzaklaşıyor; cephe uzuyor, maliyet artıyor, siyasi destek zayıflıyordu. Türk tarafı ise geri çekilirken düzenli orduyu güçlendiriyor, cepheyi daraltıyor ve zaman kazanıyordu.
Bu yüzden savaşın gerçek stratejik dönüm noktası bana göre 30 Ağustos’tan önce, Sakarya’da yaşandı.
Stratejide En Zor Emir Bazen “Bekle”dir
Sakarya’dan sonra Mustafa Kemal hemen saldırmadı. Yaklaşık bir yıl bekledi. Meclis’te “ordu neden taarruz etmiyor?” baskısı vardı ama hazırlık tamamlanmadan harekete geçmedi.
Bu ayrıntı onun liderliğini anlamak açısından önemlidir.
........