Bir cenaze… Bir taziye evi, 6 kişi ve Türkiye’nin 66 yıllık makus talihi
Pazartesi günü görüntüler önümden geçiyor.
Dört ayrı yerden gelen görüntüler…
Önce Diyarbakır Belediyesi önünde bir tören…
Siyaset ve seçimle gelen belediye başkanları…
Sonra bir cenaze namazı.
Son yolculukta herkesi birleştiren bir cami.
Sonra bir mezarlık…
Gidene veda zamanı…
Ve bir taziye evi…
Bu dünyada kalanların teselli vazifesi…
Önce giden insana baktım, Mehdi Zana’ya
Giden insan…
Mehdi Zana…
Adını 1970’lerin sonlarından beri biliyoruz…
“Zamanın Ruhu”, ondan bize 56 yıllık bir kırkyama bırakmış adeta…
56 yıl öncesine dönüp bakarsan, milyonlarca Türk için belki “Terörist”
Ama bugüne gelip bakarsan, “Meşakkatlı”, “Adanmış”, “Bedel ödenmiş” bir hayat.
56 yıl onunu Türkiye’ye bakışını, biz Türklerin ona bakışını değiştirmiş.
Ara rejimde girmiş, normal rejimde çıkmış
Türk siyasi tarihinin demokrasiden her sapışında Devlet onun hayatından bir şeyler götürmüş.
12 Mart 1971 ara rejiminde hapise girmiş.
1974’de Ecevit-Erbakan döneminde çıkmış.
1977 yerel seçimlerinde bağımsız aday olarak Diyarbakır Belediye Başkanı seçilmiş…
12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra belediye başkanlığı sona erdirilmiş,
Tanıdık bir ifade ve 16 yıl hapis
Suçu malum…
“Devletin birliğine karşı olmak, bölücülük ve yasadışı örgüt üyeliği…”
Artık ne kadar tanıdık değil mi…
Netice…
86 yıllık bir hayatın 16 yılı hapishanelerde geçmiş.
Türkiye’nin utanç tarihinin sayfaları arasında bir 16 yıl…
Şimdi Türkiye bütün siyasetçileri, devleti ve medyası ile ona “Güle güle” diyor.
Taziye evinde çok tanıdık bir sima
Oradan Diyarbakır Liceliler Yas Evi’ne geçiyorum.
Yan yana konmuş sandalyeler…
Orta yerde siyah matem elbiseleri giymiş bir kadın otruyor.
Çok tanıdık bir sima…
Leyla Zana…
Mehdi Zana’nın eşi…
51 yıllık birlikte bir hayat.
Siyah matem elbiseleri içinde hepimizin tanıdığı o mücadeleci kadın.
Taziyeleri o kabul ediyor.
Ona bakarken 2 Mart 1994 gününü hatırlıyorum
Onu 1991’de milletvekili seçilip Meclis’e girmesiyle tanıdı bizim nesiller.
TBMM’de, Türkçe’den sonra Kürtçe yemin etmeye “Cüret etmesiyle” tanıdı çoğumuz.
Sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi tarihinin hepimizin içine oturan o günü geldi.
Hiç unutmadığım, unutamadığım o gün…
2 Mart 1994…
Bir Çarşamba günü…
O gün dokunulmazlıklar kaldırıldı ve kapıda polise verildi
Leyla Zana, Hatip Dicle, Orhan Doğan, Ahmet Türk, Sırrı Sakık…
Beş DEP’li milletvekili…
Bir de bağımsız.
Mahmut Alınak…
İlk oturumda Hatip Dicle ve Orhan Doğan’ın dokunulmazlıkları kaldırıldı.
Seçilmiş iki milletvekili, Meclis’in kapısında bekleyen sivil polislere teslim edildi.
Polisin, seçilmiş milletvekili Orhan Doğan’ın başını bastırarak araca bindirirken çekilmiş........
