menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yargıç ve savcıların meslek ilkeleri var mıdır?

7 0
31.08.2026

Yargıç ve savcıların meslek ilkeleri var mıdır?

Genel hatları ile özetlediğimiz bu kural ve ilkeler çerçevesinde bir değerlendirme yapmak oldukça güç ve sıkıntılı bir görüntü vermekte ise de, var olan koşullarda ülkenin hukuk düzeninin getirildiği sorunlu yapıda, yargıç ve savcıların işlem ve eylemlerini tartışmak bile yeterince rahatsızlık verici olmaktadır.

Ülkemizde son dönemde, belki de en çok eleştirilen ve tartışılan kararları veren kamu görevlileri Yargıç ve Savcılardır denebilir mi acaba ? Tartışılır olsa da, bu düşüncenin belli bir gerçekliği ortaya koyduğu söylenebilir diye düşünüyorum. Siyaset tartışmaları ve siyasal gelişmelere paralel olarak pek çok olay ve konunun, bu meslek grubu mensuplarının kararlarına gereksinim duyulması sonucunu verdiğinden pek çok yargıç ve savcı kararı üretiliyor ve sonrasında bunların önemli bir kısmı tartışılıyor. Tabii, özellikle yasal sınırlama ve kayıtlama uygulanması yolundaki kararlar daha da fazla eleştiri ve tartışma konusu yapılıyor. Kararlara konu olan kişiliklerin iktidar veya muhalefet partilerinin mensubu ya da yanlısı olmaları da bu eleştiri ve tartışma düzeyini doğrudan etkiliyor. İktidar ya da muhalefet yanlıları olmalarına bağlı olarak bu tartışmaları yapan siyasiler, basın mensupları, akademisyenler, bilim insanları ve hatta halktan kişiler karşılıklı ve yüksek perdeden, hatta kimi zaman hakarete varan düzeyde suçlama, eleştiri ve kınama şeklinde görüş ifade ediyorlar. Kaçınılmaz olarak tüm bunların hedefi, ilgili kararları veren kamu görevlileri oluyor : Yani yargıç ve savcılar.! Peki ama ciddi ve ağır sorumluluk gerektiren bu kararları veren kişiler, mesleğin kural ve ilkeleri çerçevesinde mi davranıyorlar, yoksa keyfi bir şekilde mi ? Kısacası, hukukçu olmaları doğrultusunda kendi meslek ilkeleri var mıdır, bu ilkelere uygun davranmaları mı, yoksa kural ve ilkeleri boş verip hatta bunları çiğneyerek davranmaları mı söz konusudur ? Kuşkusuz, evrensel ve ülkeye özgü kural ve ilkeler bulunmaktadır. Bunların bir bütünlük içinde uygulanması ideal olandır belki, ama bunun her durumda gerçekleştiğini söylemek oldukça güçtür.

Öncelikle, Anayasa ve Hakimler ve Savcılar Yasası’nda mesleğin tanımı, koşulları, kuralları ve uygulamaya dönük ilke ve düzenlemeleri yer almaktadır. Sonrasında, meslek mensuplarının atama, nakil ve görevlendirme şekillerini belirleyen Yönetmelik ile birlikte soruşturmayı gerektiren eylemler ve soruşturma yöntemlerine dair Disiplin Yönetmeliği bulunmaktadır. Bunların yanında, Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun belirlediği ve mesleğin uygulamaları ile ilgililerin terfilerine dönük İlke Kararları da söz konusudur. Yargıda etik ilkelerin benimsenmesi ve uygulanması yönünden Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından 27.06.2006 tarihinde kabul edilen Birleşmiş Milletler Yargı Etiği Bildirgesi ile, Savcılar için Yüksek Kurul tarafından 10.10.2016 tarihinde kabul edilen Budapeşte İlkeleri’ne dair Bildirge ve son olarak, Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından 06.03.2019 tarihinde benimsenen Türk Yargı Etiği Bildirgesi meslek içinde uygulanacak kural, ilke ve düzenlemeleri aktaran temel metinlerdir. Yargıç ve Savcıların mesleğe başlamalarından meslekten ayrılmalarına kadar olan tüm görev sürelerince bu temel kural ve ilkeleri içeren mevzuata uymaları gerekli ve zorunludur. Mesleki ihmal veya kötüye kullanma ile, disipline aykırı eylemler yönünden bu mevzuat çerçevesinde, gerek disiplin ve gerekse adli yönden soruşturulmaları da ayni kapsamda gerçekleşecektir.

Anayasa’nın 138 ve 139 maddelerinde mahkemelerin bağımsızlığı yanında, yargıçlara hiç bir organ, makam, merci veya kişi tarafından yargı yetkisinin kullanılmasında emir ve talimat verilemeyeceği, ayrıca yasama , yürütme organları ve idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda oldukları şeklinde kesin bir hüküm bulunmaktadır. 140.maddede, yargıçların mahkemelerin bağımsızlığı

ve yargıçlık teminatı esaslarına göre görev yapacakları vurgulanmıştır. Ayrıca Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay gibi yüksek mahkemeler ve bunlarda görev alacak yargıç ve savcılar için de benzer hükümler bulunmaktadır.

Konumuz yönünden önem taşıyan uluslararası belgeler ve kurallardan söz etmek gerekirse, önceliği Birleşmiş Milletler organları tarafından oluşturulan ve 2000-2002 yılları arasında Hindistan’ın Bangalor kentinde yapılan toplantılar sonucu kesin şekli verilen Bangalor Yargı Etiği Bildirgesi’nden başlamak uygun olacaktır. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu’nun 23.04.2003 tarihli oturumunda “Birleşmiş Milletler Bangalor Yargı Etiği İlkeleri” olarak kabul edilmiştir. Yargıçlara yönelik etik davranış standartlarının oluşturulması için belirlenen 6 adet değer saptanarak bildirgeye aktarılmış , uygulamaya alınmış ve Birleşmiş Milletlere üye olan tüm devletlerde geçerli oldukları açıklanmıştır. Buna göre. saptanan değerler, Bağımsızlık İlkesi, Tarafsızlık İlkesi, Doğruluk İlkesi, Dürüstlük İlkesi, Eşitlik İlkesi ve son olarak Ehliyet ve Liyakat İlkesidir. Bu ilkelerden kısaca söz etmek gerekirse : -Bağımsızlık İlkesi, Yargıçların görevlerini, dış etki ve baskılardan uzak, yasama ve yürütme organlarından ya da dava taraflarından tümüyle bağımsız olarak yerine getirmesidir. – Tarafsızlık İlkesi, yargıçların davayı ve davanın taraflarını tamamen önyargısız, hiç bir kuşkuya neden olmayacak ve tümüyle adil bir şekilde ele alarak karar vermesi anlamına gelir. -Doğruluk İlkesi,........

© Yurtsever